Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Türk siyasetinin duayen ismi Süleyman Demirel bir televizyon programına katılmıştı. Sunucu, izleyicilerden gelen mailleri okurken Demirel’i eleştiren ve “bu ülkeye ne yapmış” anlamında bir yorum okudu. Hazırcevaplılığıyla tanınan kıvrak zekalı Demirel şu sözlerle kendisinden beklenileni ifade etti: “Türkiye’ye renkli televizyonu ben getirdim geri alıyorum, barajları ben kazandırdım onları da geri alıyorum, köprüleri ben inşa ettirdim onları da alıyorum, özel üniversiteler benim zamanımda açıldı onları da geri alıyorum” deyince sunucu atılarak Demirel’in sözünü kesip “aman efendim, daha fazla almayın bir şey kalmayacak” demişti.
Bu olayın bir benzeri geçen gün Darende’de yaşandı. Bazı üst düzey bürokratlar Darende’de ziyaret ettikleri Somuncu Baba Türbe ve Külliyesini gezdikten sonra Hulûsi Efendi Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı H. Hamidettin Ateş Efendiyle sohbet ederken; “Darende’de o kadar çok ve güzel hizmetleriniz var ki, şehrin eğitim, sağlık, kültür, doğa ve turizm alanlarıyla tarihi eserlerine sahip çıkılması anlamında örnek eserler kazandırmışsınız. Bu eserleri çıkarsanız, Darende’nin büyük bir köyden farkı kalmaz. Somuncu Baba’nın Hulûsi Efendi’nin ve sizin burada bulunmanız, burası için büyük bir şans. İnsanlar sizin ve topluma kazandırdığınız çalışmalarla eserlerin kıymetini bilseler yeter” dediler.
Tamamen haklılardı, Darende’ye şöyle bir baktığımızda her taşında Hulûsi Efendi’nin, kurduğu vakfın ve bugün bu hizmetleri en güzel şekilde yerine getiren Hamidettin Efendi’nin izlerini görmek mümkün.
Ebedi aleme göçlerinin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ dışarıda Darende’nin adı anılsa Hulûsi Efendi akla geliyor ve soruluyor. Açtığı çığır büyüyerek, gelişerek ve yayılarak insanlığa hizmet şeklinde tüm dünyaya açılma yolunda ilerliyor. Hulûsi Efendi’nin ardından onun arzuları doğrultusunda Darende’de gerçekleştirilen eserlere baktığımızda ne büyük ve güzel şeyler düşündüğünü, mükemmel bir hizmet mirası bıraktığını görmemek için kör olmak lazım. Sosyal yardım anlamında da vakfın hizmetleri yurt genelinde olduğu kadar ihtiyaçlıların olduğu dünyanın değişik ülkelerinde de her geçen yıl artarak sürmektedir. Yıllar önce bugün yapılan hizmetler söylendiğinde belki hayal gibi geliyordu ama hepimiz görüyoruz ki istenildiğinde çok güzel hizmetler meydana getirilebiliyor.
Gelelim Darende’nin gündemine… Hulûsi Efendi’nin ilçemize kazandırdıkları ve vakfın devam ettirdiği eşsiz hizmetlerin ardından Yüksekokulların yapılması için başlatılan çalışmanın, durağanlaşan Darende ekonomisine büyük bir canlılık getirmesi bekleniyor. Sağolsunlar işadamlarımız gönüllerinden kopan miktarları Darende’ye hediye ederek DASEV aracılığıyla devasa bir çalışmanın gerçekleşmesine katkı sağlama sözünü verdi. Bu konuda gayretle çalışan Belediye Başkanımız İsa Özkan’ı yürekten tebrik ediyoruz. Tabii ki maddi destek sağlayan işadamlarımızı da unutmuyor ve doğdukları yere hizmet etmeyi unutmadıkları için teşekkürlerimizi bildiriyoruz.
Gurbetteki işadamlarımız Darende için maddi destek sağlayarak bir şeyler yapmak için belli bir çabaları olduğunu ortaya koydu, ya içeridekiler onlar ne yapacak. Çünkü Darende’ye yapılacak her türlü yatırımın getirisi ilçede ticaret yapan, ikamet eden, yaşayan ve havasını soluyan birçok insana yansıyacaktır. Yoksa buraya kazandırılan bir hizmet övünç kaynağı olmanın dışında gurbettekilere herhangi bir fayda sağlamayacaktır. İşte bu noktada Darende’de yaşayanların da güçleri yettiğince, az çok demeden destek olmaları şart. Aksini düşünen varsa, onu vicdanıyla baş başa bırakmak lazım.
Son olarak yaz geldi havalar ısındı, insanlar piknik ve mesire alanlarına koşmaya başladı. Önceki yıl büyük bir gayret ve emekle yenilenen hem de beğenilen yüzüyle hizmete açılan Günpınar Şelalesi, ‘üç-beş istemezin işgüzarlığıyla’ kaderine terk edildi. İhalesi mahkeme kararıyla iptal edilen şelalenin son günlerdeki ‘bakımsız ve berbat’ hali içler acısı. Verdiği hizmetle herkesin takdirini kazanan işletmeci ‘zorla’ çıkarılınca çöpler yığılmaya, malzemelere zarar verilmeye başlandı. Ne diyelim oranın böyle içler acısı hale gelmesini isteyenler ‘kına yaksın’. Onları tarih de unutmayacak bu millet de…