Musa Tektaş


Yenice Deyince Hatırlanan Güzellikler


Yenice köyü, asarın altı, köy önü diye tabir edilen mevkiiye kurulmuş. Daha sonra zamanla büyüyerek bugünkü halini almıştır. Yaşlılardan aldığımız bilgilere göre belli büyük aile lakapları ve şimdiki soyadları şöyledir:

Eyüpler-Demirciler/Ekici             

Ali Sofular/Yücel

Gençağalar/Yücel

Kemallar/Yücel

Culfalar/Coşkun

Böcükler/Kurnaz

Irzalar/Esas

Gülüşanlar/Doğanay

Parslar/Doğan

Bozduranlar/Güven

Yenice’de hali hazırda dört tane camii bulunmaktadır.

Merkez Camii, Efendiuşağı ailesinden Yusuf ağa yerini bağışlamış eskiden yapılmış sonradan yeniden inşa edilmiştir.

Ötegeçe Abdurrahman Efendi Camii

Yukarı Ötegeçe Camii

Harmanlar Camii

Ahmet Kurnaz Anlatıyor

İlkokul 3 sınıf olarak 1936 yılında öğretime başlar. İsmi hatırlanan ilk eğitmenlerden Abdulkadir Bey ve Balabanlı İsmail Öğretmen ilk olarak görev yapanlardı. Şuğul dâhil bütün halk bu ilk mektepte okurdu. 1940’lı yıllarda Ötegeçe’ye okul yapıldı. 1980’li yıllarda ortaokul yapılmak suretiyle eğitimdeki gelişmeler öğrencilerin yetişmesi gittikçe çoğaldı. Dr. Sülyeman Eser’de Sağlık ocağını ve lojmanlarını yaptırdı.

Yenice deyince akla su değirmenleri gelirdi. Taş Mahalledeki değirmeni çürükler, Orta Mahalledeki değirmeni Küçük Mehmetler işletirdi. Etraf köyler güz günlerinde evleri için kışlık unlarını yapmak maksadıyla gelir, günlerce sıra bekler, öğütür binek hayvanlarıyla köylerine götürürlerdi.

Maraş’ın kurtuluşunda önemli katkısı olan Yeniceli Mehmet Ağa önemli bir halk kahramanıdır. Bu yazının sınırlarını aşacağı için onun hatırlarını bir başka yazıya bırakıyoruz.  

Yeniceli Hacı Hasan Efendi ismindeki zat Yenice’de dünya ya gelmiş ve Ravza-i Mutahhara’da 47 sene hizmet etmiş, orada mücavir kalmış.  Ravza-i Mutahhara’dan geldikten sonra yenice ye gelir yerleşmiş. Son yıllarını burada geçirir ve burada vefat etmiş. Kabri Yenice’dedir.  Hulusi Efendi Hazretleri: “Oğul bu zat Peygamberimizin kabri şerifinde türbedarlık yaparken Rasulullah’ın kabrinde istirahate çekildiğinde uyku esnasında edepsizlik ederim diyerek ayaklarını uzatıp yatmamış. Vücudum rahata alışmasın diye, dizlerinden itibaren kayışla bağlar ve sırtını duvara dahi vermezmiş. Hacı Hasan Efendinin kabrini sık sık ziyaret edin oğul” buyururdu. Bir ara türbenin başına geldi ziyaret edip dua etti. Birde bu zatın kardeşi Muhammed Hilmi Efendi Maraş’ta yaşamış ve orada vefat etmiş. Hacı Hasan Efendi’nin yakınında birde Kahraman Efendi’nin kabri var. Bu zatta Sultan Abdül Hamid’in hocasıdır. Padişahı yıllarca o okutmuş. O tedrisattan sonra Yeniceye dönüp burada vefat etmiş. Birde meczup bir Ömer Efendi vardı. Bunun hakkında Hulûsi Efendi Hazretleri buyurdu ki: “Oğul ezan okunduğu zaman Ömer Efendi’yi hiç kimse göremezmiş. Namaz bittikten sonra gelir ve hiç kimse cemaat içerisinde görmez imiş. Böyle Allah dostu cezbe ehli zaman zaman Beytullah’ta namazını kılar gelirler. Bunlar ricalül ğayb, bunlarla Allah arasında perde olmaz.  Oğul Ömer Efendi böyle bir zattır”. Ömer Efendi’nin şöyle bir kerametine şahit olanlar anlatır:

Yenicede dut pekmezi büyük kazanlarda kaynarken köpürmüş. Köpüğünü almak için kevgiri bulamamışlar. Ömer Efendi kazanın başına gelmiş ve “Çekilin bakayım” demiş.  Kolunu sıvayarak kazanın içine elini koluna kadar sokup; “Bismillah” deyip pekmezi karıştırmaya başlamış.  Oradakiler “Aha bu adam aklını yitirmiş, şimdi bunun elinin kolunun etleri yanar dökülür, bu adam ne yapıyor ” demişler. Ömer Efendi karıştırma işi bitince kolundaki pekmezi sıvadıktan sonra çeşmenin başına varıp elini kolunu yıkamış.  Bakmışlar ki elinde, kolunda her hangi bir yanık yok. Ömer Efendi de böyle keramet ehli meczup bir zat imiş.

                     

Abdurrahman Efendi: Âlim saygın biriydi Maraş’ta okumuş, camide görev yaptı. Köylüleri okuttu. Önemli talebeleri arasında Hamit Erden Hoca,  İstiklal Savaşı Gazilerinden Böcük Hoca (Mehmet Kurnaz)

Demirci Süleyman Ekici:

Yemen’de 3 yıl askerlik yapıyor. Daha sonra Rus cephesinde Alllahu Ekber dağlarında savaşırken Ruslara esir düşüyor. 7 yıl esarette kalıyor. Gençliğinde yapı ve marangoz ustası olduğu gibi, askerde beraber esaret hayatı yaşadığı sanatkâr ustaların istihdam edildiği kısımlarda Gürünlü Ali Ustadan demircilik sanatını öğreniyor. Yine bu esnada terzilik ve hastabakıcılığı sıhhiyeci gibi mesleklerle uğraşıyor. Oradaki Müslümanların yardımıyla esaretten kaçarak kurtuluyor. Gelip memleketinde de demircilik mesleğini icra ediyor. Çok zeki ve sanatkâr olduğu için tüfekçilik sanatını hem yapıyor, hem de evlatlarına öğreterek tamir işlerini aile olarak devam ettiriyorlar.

Küçük Hoca: Orta mahallede yapı ustası olarak camiye çok hizmet olmuş, uzun yıllar imamlığını yapmıştır.

Mehmet Kurnaz: 1898 yılında Yenice’de dünyaya gelir. Maraş’ın kurtuluşuna aktif olarak katılır. İstiklal Gazisi ünvanı ve madalyasıyla taltif edilir. 1985 yılında vefat eder. Evladı Ahmet Kurnaz madalyasını muhafaza etmektedir.

Yenice’de Dişçiler ve Doktorlar

Yenice deyince akla ilk önce Dişçilik mesleği gelmektedir.  Kalaycı Ali Osman Adana’da kalır. Yenicede iken kalaycılık yapmaktadır. Bir müddet Adana’da bu mesleği icra eder. Daha sonra Adana’da dişçilik mesleğini öğrenir. Şuğul mahallesinden Pehlivan Hacı Ahmet’i yayına alarak dişçiliği öğretti. Pehlivan hacı Ahmet’te memlekete gelip bir çok kimseye bu mesleği usta çırak ilişkisi içerisinde belletti. Çevre kasaba ve köylerde Darende merkezde yıllarca dişçilik mesleği Yeniceliler tarafından yapıldı. Bu arada muayenehane açmak için belge-diploma gerekli görüldüğünden gençler Diş doktorluğuna merak sararak bir çok kişi diş hekimi oldu.

Dt. Yemliha Ekici- Mersin-Erdemli, Dt. Tahsin Ünsal- K. Maraş- Elbistan, Dt. Kazım Kurnaz (Mısır’da diş hekimliği yapıyor.), Dt. Rahmi Ünsal Yozgat-Sorgun

Yenice’de dişçilik kadar revaç gören mesleklerden biride tıp doktorluğudur. Belki de birbirini tamamlayan diş teknisyenliğinin tıp hizmetlerini yakından tanımasına vesile olmasıyla gelişen bu yönlendirme ile halen mesleğini devam ettiren doktorlar da yetişmiştir. Bozduran Hacı olarak tanınan Hacı Gücen kendi ailesinden yetişen hekimlerin ve diğerlerinin isimlerini bize sayıyor:

Dr. Nurettin Güven (Ankara), Dr. Çağatay Güven, Dr. Alperen Güven, Dr. Yılmaz Doğan, Dr. Recep Ekici

Dr. Süleyman Eser (Malatya İl Sağlık Müdürlüğü ve Darende Belediye Başkanlığı yaptı)

Yine Bozduran Hacı’dan torunlarından Erhan Güven ve Mustafa Güven’in profesyonel futbolcu olduğunu öğreniyoruz.

Culfalar adında bir kabile olmakla birlikte genellikle Yenice’de çulfacılık bir meslek olarak devam ediyor. Dokuma sektöründe önceleri kul şalvar ip kumaş dokunan tezgâhlar günümüzde kumaş parçalarından yolluk vb. ürünler üretilmek suretiyle eski usul el tezgâhlarında devam ettirilmektedir.

Esansçılık da bir meslek dalı olarak yenicede gelişme göstermiştir. İlk dönemlerde; Zircirkıran lakabıyla analın Mehmet Dilekçi, Hayrettin Doğanay, Hacı Murat Doğan, Tahsin Kalkan, Musa Doğanay, Adem Dilekçi gibi isimler daha çok öne çıkmaktadır. Çevre il ve ilçelere gidip esansçılık yapanlar zamanla Hac ve Umre zamanlarında kutsal topraklarda hacıların esans tüketimi hesaba katılarak bir sektör oluştuğunu keşfetmişler ve daha çok Mekke ve Medine’de bu işi yapmaya başlamışlardır. Halen devam edenler vardır.

Hamit Ekici, Demircilik mesleğiyle birlikte halen hızar atölyesinde yörenin ihtiyacına cevap vermeye çalışmaktadır.

Hamit Gümüşsay Anlatıyor:

Yenicenin genel meslek kültürüyle alakalı olan boyacılık, bakırcılık mesleği de vardı. Bundan dolayı da bizim sülaleye bakırcılar derler. Bundan 60 sene önce amcam Kangal’a gurbete gitmişler. Orda bakırcılık üzerine dükkân açtılar ve yıllarca orda devam ettiler. Yenice köyünde olanlardan birçoğu bakır eşyalar satarlardı. Kimisi de köylere ip boyamaya giderlerdi. İp boyamak için ve bakır satmak için Akçadağ ilçesine, Elbistan’a, Hekimhan ilçesine ve köylere giderek o taraflarda satarlardı. Bakırları Maraş’tan alıp getirirlerdi. Bir zamanlar yasak olmadan önce tütün ve afyon vardı. Geçim kaynağı bunlardı. Yasaklandıktan sonra bu mesleklere döndüler. Bu hususla ilgili olarak Hulûsi Efendi Hazretleri buyurdu ki: “Bu acının arkasından tatlı olacak inşallah, oğul bahçelerinize kayısı dikin. Ağacın dibinde semaverini yakıp çayınızı içersiniz. Allah bol rızık verir” buyurdu. Sonra herkes kaysı ağacı dikerek rızkını geçimini kaysıdan tedarik etmeye başladı. Bir kısmı da gurbete gider ticaretle uğraşır, geçimlerini öyle tedarik ederdi.

Yenice Beldesine Hizmet Edenler

Şimdiye kadar gelen muhtarlar içerisinde en güzel hizmetleri merhum Mustafa Eser (Allah rahmet eylesin) ağabeyimiz yaptı. Mesela Yenicenin elektriğini köye o getirdi, su kanallarını o yaptırdı, yoları yaptıran ve içme suyunu getirten o idi.  Hulûsi Efendi Hazretlerinin Gökpınar suyunu getirmek için himmetiyle çaba sarf ettiğinde o suyun gelmesi için on beş günde bir Ankara’ya gider takip ederdi. Her gitmesinde kendi ürettiği kaysısından alıp paket yaptırır ve oradaki bürokratlara bu kaysıları hediye eder ve bir an önce suyun gelmesini sağlamak için fedakârlıkta bulunurdu. Köye hizmet için gelen mühendisler müteahhitler gelir onu bulurdu, oda onlarla ilgilenir yedirir içirir isteklerini yerine getirir o misafirlerde işleri hızlandırır ve hizmetin bir an önce gelmesine vesile olan cömert bir insandı. Sağlık ocağının köye gelmesinde ön ayak oldu.  Kız Kur’an kursuyla çok ilgilendi. Köyün yolunun asfaltlanmasında öncülük yapan yine o idi. Hulûsi Efendi Hazretleri: “Oğul o Gökpınar suyu inşallah akacak ve herkes ihya olacak bu sudan” diye buyurdu. Mustafa ağabeyimiz muhtarlık görevini bıraktıktan sonra arazi suyuyla sorumlu olan kişilerin ilgisizliği yüzünden dolayı arazilerimizin % 30 susuz kaldı. Daha sonra Mustafa ağabeyimizin vefatından sonra Şuğul mahallesine kadar gidecek olan suyu sahipsizlik yüzünden 2 km. kadar aşağıya indirdiler ve bu yüzden dolayı yüzde 30’luk bir arazi susuz kaldı.

Merhum Garip Yücel’de (Allah rahmet eylesin)  Belediye Başkanlığı yaptı. Allah razı olsun güzel hizmetleri oldu.  Beldemize kazandırmış olduğu bir Belediye başkanlığı binası ve bir de Maşattepe Tümülüsü’nü ortaya çıkararak o tepeyi mesirelik alan haline getirmesi önemli hizmetlerdendir.

Bir de Şuğul mahallesinde bulunan ve eski muhtarlardan olan otobüsçü/siyasetçi Süleyman Şimşek’in babası merhum Hacı Mehmet Şimşek (Allah rahmet eylesin)  abimiz vardı.  Onun da beldemize çok hizmetleri var. Yenice ile Şuğul arasında yaya bir yolu vardı. O yolu araba yolu haline getirmek için Kayaları kırdırarak yol açtırdı. Hulusi Efendi’ye gönülden bağlı samimi bir insandı. Allah rahmet eylesin. Oğlu da Yenice’ye hizmet konusunda elinden geleni yaptı Allah razı olsun.