Bundan iki ay önceki köşe yazımda, Darendelilerin siyasette daha etkin hale gelmesi için birilerinin Başbakan’a fısıldaması gerektiğini yazmıştım. Ticarette başarılı olan Darendelilerin artık yerel yönetimler ve siyasette aktif görev almaları amacıyla desteklenmeleri gerektiğini içeren yazıma Sayın Başbakan’dan cevap geldi. Cevap kamuoyuyla da paylaşıldı. Başbakan’ın yazıma verdiği cevap Sayın Mehmet Ali Bilici’nin Adana’ya, Sayın Ahmet Çakır’ın da Malatya’dan AK Parti’nin Belediye Başkan adayı olarak gösterilmesidir. Sayın Başbakan benim yazımı okudu mu bilmiyorum ama anlaşılan birileri kulağına bu işi fısıldamış.
Şaka bir yana, iki hemşehrimizin çok iyi yerlerden yerel yönetime aday gösterilmesi gerçekten gurur verici bir olay. Binlerce Darendelinin yaşadığı Adana Büyükşehir Belediyesine Mehmet Ali Bilici gibi değerli, dürüst ve çalışkan birinin aday gösterilmesi tüm Darendelilerin sevinç kaynağı oldu. Adana’da yıllardır belediye başkanlığı yapan bir ismin karşısına misyon ve vizyon açısından yeni bir ismin üstelik Darendeli bir adayın konması takdire şayan bir durumdur. Şimdi Darendelilere düşen Sayın Başbakan’ın teveccühüne karşı el birliği ile lobi faaliyetlerini artırarak iki hemşehrimizin de Belediye Başkanı olarak seçilmesini sağlamaktır. Adana’da Mehmet Ali Bilici’nin başkan seçilmesi kentte yaşayan binlerce Darendelinin yerel yönetime katılması ve söz sahibi olması anlamını taşıdığından özellikle Çukurova’daki hemşehrilerimiz bu konuya gereken desteği vermelidir.
İlçesi olduğumuz Malatya’da da aynı durum geçerli. Kentin en büyük, en aktif ilçesi olarak Darendelilerin önüne bir fırsat doğdu. Mütevazi yapısı, beyefendi kişiliği ile Sayın Ahmet Çakır’ın Belediye Başkan adayı olması övünç kaynağımız oldu.
Belki bu yazıma parti tarafı tuttuğum yönünde yorumlar yapılabilir ama hemşehricilik düşüncesiyle yazdığım bilinmeli. İsteyen istediğini düşünüp uygulayabilir, farklı partilerin adayları vardır, herkesin sempati duyduğu, vizyonu ve misyonuyla beğendiği birileri vardır ama hepimiz ‘Darende’ ortak paydasıyla düşünerek, aynı noktada buluşmalıyız. Adayları beğenebilir veya beğenmeyebiliriz, ama bu noktaya gelmiş bir Darendelinin desteklenmesinden doğal, farklı bir şey düşünmek bence çok etik olmaz. Ama dediğim gibi karar milletin, isteyen istediğine oy verir, ama bir Darendeli için Darendeliye oy vermek önemsenmesi gereken bir durumdur.
***
Darende’de ise siyasette oldukça hareketli günler yaşanıyor. Adaylar seçim için kolları sıvadı, çalışmalara başladı. Hizmet için yola çıkan adaylara başarı dilemenin ötesinde bir yorum yapmam ve bir şeyler yazmam doğru olmaz. O nedenle hepsine Allah kolaylık versin.
Yerel seçimlerden sözü açmışken bir noktaya daha değinelim. Gazeteci Emin Tatlıcı arayarak MHP’nin aday adayı olmasının ardından gazetemizde haber çıkmamasından dert yandı. Geçen sayı gazetemiz baskıya gideceği gün parti yönetiminden bir yetkili adayın belli olduğunu resmi açıklamanın ilerleyen günlerde yapılacağını bildirince aday adaylarına ilişkin haber yapmanın etik olmayacağı düşüncesi ile haber yapmadım. Oysa geçen seçimlerde olduğu gibi Emin Tatlıcı yine Darende için değişik projeler hazırlamış bunları kamuoyu ile paylaşmıştı. Hatta Emin Beyin bir de teklifi vardı, “Adaylardan seçilen benim hazırladığım projeyi alıp uygulayabilir, telif filan istemem çünkü hizmet Darende’ye yapılıyor. Yeter ki bir şeyler yapılsın” demişti. Emin Bey aday olamadı ama projeleriyle gündemde yine de yer tuttu.
***
Son günlerde Darende çarşısında dolaşan dedikodular gülünecek kadar basit. Neler mi konuşuluyor, “Vakıf İstanbul’a taşınıyormuş”, “Otel satılmış, yeri hastane olacakmış” bu tür sözleri duyunca güldüm geçtim aklıma bir espri geldi, hemen orada patlattım, “Vakıf koca koca tekerler yaptırıyordu, demek ki binaları da taşıyacak”. Bunlar boş sözler, vakfın yetkilileri bu sözleri kâle bile almıyor, çünkü gerçek dışı.
Bu dedikoduları üretenler, demek ki vakfın gitmesini istiyor. Onlara söylenecek bir çift söz var, bu memlekete değer kazandıran vakfın gitmesini isteyenler Darende’nin küçülmesini, kötülüğünü arzu edenlerdir. Sahip çıkmak, destek olmak yerine vakfın gitmesini istemek, beyinleri çalışmayanların ürettiği fikirlerdir. Acaba bu tür dedikoduları üretenler vakfa bir lira yardım yapmış mıdır?, vakfın topluma yönelik yaptığı çalışmalara ufak da olsa bir katkı sağlamış mıdır, yoksa vakıftan faydalanmak için plan üstüne plan mı yapmıştır. Yorum sizlerin.
Sevgiyle kalın…
