Geçen ay ki yazımda Darendelilerin birlik olmasından bahsetmiş ve bir milletvekili bile çıkaramadığımızı yazmıştım. Bu düşünceden bir süre sonra siyasi alanda Darendeliler adına önemli bir gelişme yaşandı. Başbakan Erdoğan Adana’da yeni kurulan Çukurova İlçesinin AK Parti İlçe Başkanlığına Darendeli bir ismi atadı. Evet yanlış okumadınız, Darendeli bayan hemşehrimiz Mimar Demet Sarı Başbakan tarafından onlarca aday içerisinden seçilerek gelişen Adana’nın yeni yüzü olarak görülen AK Parti Çukurova İlçe Başkanlığı görevine getirildi.
Yakın bir tarihte kaybettiğimiz merhum Yücel Sarı’nın kızı, işadamı Bekir Sarı’nın kardeşi olan Demet Sarı, Çukurova’da siyasete ‘hanım eli’ değdirerek yön verecek. Bir hemşehrimizin Adana gibi kozmopolit ve çok önemli bir kentimizde Başbakanın tercihiyle siyasi bir göreve getirilmesi gerçekten güzel bir gelişme. Binlerle ifade edilen Adana’daki Darendeli nüfus artık siyasi sahada sesini daha fazla duyurabilecek.
Demet Hanım’ı babasının koltuğunda otururken tebrik ettim, başarı diledim. Yücel Amcanın prensip sahibi bir insan olduğunu bildiğimden ve aynı minval üzere evlatlarını da yetiştirdiğine inandığımdan Demet Hanım’ın da bu işi, en güzel bir biçimde yürüteceğine inanıyorum. Demet Sarı’nın AK Parti Çukurova İlçe Başkanlığına atandığını duyunca aklıma Yücel Amca’ya Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı teklif edildiği ama kendisinin siyaseti tercih etmediğinden bu talebi reddettiği geldi. Geçen yıl da ağabeyi Bekir Bey Adana’dan AK Parti Milletvekili Adayı olmuştu. Aslında aile siyasete yabancı değil, dolayısıyla saygınlığıyla tanınan ve başarılı bir aileye mensup hanımefendinin de siyasi kariyerine başladığı bu noktayı daha ileri götüreceğine güvencimiz tam.
Darendeliler adına bir başarı olarak kaydedilen bu gelişmenin ardından sıra Darende Milletvekilinde, bunun için tüm hemşehriler tek yürek olarak önümüzdeki dönem bir hemşehrimizi meclise göndermeliyiz. Eğer bunu başaramazsak ticarette yakaladığımız başarıyı başka alanlarda yapmakta çok yetenekli olmadığımız anlamı ortaya çıkar. Bu da Darendelilerin birlik anlayışına gölge düşürür. Bence biri bu önemli konuyu da Başbakan’a fısıldamalı. Sahi yaklaşan seçimler nedeniyle Başbakan’ın Darende için tercihi kim olacak acaba. Ya da Başbakan bunu da birilerine fısıldar mı…?
***
Adana’da abone ziyaretleri yaptığım günler içerisinde hemşehrilerimiz arasında bir husus daha dikkatimi çekti. Yeni jenerasyon işbaşına gelmiş, dedelerin, babalara bıraktığı ticarethaneler şimdi üçüncü nesiller tarafından yönetiliyor. Parlak yüzleriyle genç Darendeli hemşehrilerimiz Adana’dan bölge, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerleriyle diyaloga geçerek pazarlarını genişletme çabası içinde. Dedelerinden babalarına geçen ticari kültür şimdi başarmak için çok çalışan genç Darendelilere emanet.
Birçok işyerinde babalar artık gündüzleri ‘şöyle bir uğrar’ olmuş. Babalar oğullarına devretti dediysek de koltukları duruyor, babalarının gözleri her zaman üzerindeymiş gibi çalışılmaya devam ediliyor. Babalar da artık yaylada, kaplıcada. Ancak bir husus atlanmış, yeni nesil Darende’yi çok tanımıyor. Yıllardır gurbette olan aileler bu işi biraz ihmal etmişe benziyor. Darende denilince gençler dede-baba ocağı, büyüklerinden dinledikleri kadarıyla evlerini, mahallelerini, komşularını, ilçeden geçen yolu, Tohma’yı, Somuncu Baba’yı isimleriyle biliyor. Hayal meyal hatırlayanların yanı sıra Darende ziyaretini aksatmadan yapan gençler de var, onları da yok saymak olmaz.
Geçen gün Hulûsi Efendi Vakfı’nın Adana Temsilcisi Osman Turgut genç hemşehrilerimizi bir kahvaltıyla bir araya getirmiş. Genç Darendeliler böylesi bir araya gelmelerin sevinciyle Osman Bey’den ikinci kahvaltının ne zaman yapılacağını soruyor. Belli ki birçoğu, bir araya gelmenin mutluluğunu yaşamış ve böylesi beraberliklerin devamını bekliyor. Bu tür birliktelik ortamları onlardaki Darendelilik ruhunu da hareketlendiriyor besbelli. Bu buluşmalara toplu Darende ziyaretleri de eklenmeli. CD’lerden, tv’lerden gazetelerden gördükleri Darende’lerine ‘tadımlık’ ziyaretler onlar için unutulmaz anılar yaşatacaktır. Görüştüğüm bazı gençler Darende anılarını gözlerinin içi ışıldayarak anlatıyor, bu da böylesi bir düşüncenin ne denli olduğunun kanıtıdır. Bu öneri yalnızca Adana için değil elbette ki nerede olursa olsun, bu şehir henüz görmediği ‘kimliğinde’ Darende yazanları ağırlamayı bekliyor. Hatta az gelenler, uzun süreden beri gelmeyenler de bu kampanyaya dâhil olsun. Eminim Darende’yi bir gören bir daha vazgeçemeyecektir. Bu seyahatimde dinlemiştim genç bir kardeşimiz bu yaz Darende’ye gelmiş ve babasının doğup büyüdüğü kerpiç evde bir gece geçirmiş, bu anı onda öyle yer etmiş ki, ballandıra ballandıra anlatıyordu.
İnsan değişik yerlere gidebilir, yerleşebilir ama dede-baba ocağı hep farklıdır ve özlem duyulur. Toprağı bir başkadır memleketin.
Sevgiyle kalın, yüzünüz daim gülsün, eviniz işyeriniz Halil İbrahim bereketiyle dolsun. Kurban Bayramınız kutlu olsun.