Somuncu Baba ve Hulûsi Sempozyum ve panelleri nedeniyle bu yıl ülkemizin dört bir yanını dolaştık. Gittiğimiz her yerde coşkulu kalabalıklar maneviyata susamış gönüller karşıladı bizleri. Programları huzur ve sükunet içinde takip ettiler. Salonlardaki hava programların başından sonuna kadar artan bir heyecanla sürüp gitti. Akademisyenlerin Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi ile ilgili tespitleri, araştırmalarından elde ettikleri sonuçları pür dikkat dinleyenler aldıkları manevi feyzi taaa içlerinde hissetti.
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, konuşmasında geleceğimizin doğru bir şekilde nesillere aktarılması için İslâmiyet’i bugünlere kadar getirenlere şükran duyulması gerektiğini bildirdi.
Ahmet Hoca’nın sözleri şu şekilde devam ediyordu: “Peygamber Efendimizi, onun ashabını anlatabilmek için Anadolu’da köşe taşları vardır. Bu memleketi millet yapan değerler İslamiyet’i bize kadar getiren Ahmedi Yeseviler, İmamı Rabbaniler, Mevlana Halid-i Bağdadiler, Somuncu Babalar, Hacı Bayram-ı Veliler, Akşemseddinler, Aziz Mahmut Hüdayilerdir. Onlar bir güneş gibidirler, onların asırlarca tasarrufları devam ediyor. Anıldıkları yerde hazır oluyorlar. Bunlar Peygamber Efendimizden birbirine aktarmak suretiyle bu dini bize kadar getirdiler. Yine Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi ve onun vakfı aynı şekilde aktarmaya devam ediyor. İşte bu köşe taşları unutturulmaya yok edilmeye çalışılıyor. Onları yok edenler, tanıyamayanlar bu milletin değerlerinin yanında İslamiyet’i de doğru anlayamıyorlar” Sözün özünü böylece ifade ettik sanırım.
7 ayrı yerde yapılan paneller ile daha önce gittiğimiz bazı illeri bir kez daha görme, gezme, tanıma olanağı bulduk.
Sanayi şehri Karabük’te Kardemir’i gezip, cevherin nasıl demire dönüştüğünü, Safranbolu’nun tarih kokak sokaklarını, turizmle yıldızının nasıl parladığını bir kez daha temaşa ettik. Safranbolu’yu gezerken, konakladığımız evlerde aklımda hep Darende vardı. Belki hepsi bir arada değil ama ilçemizin de kerpiç mimarili konaklarının usta eller değse ne kadar güzel olabileceğini hayal ettim.
Ankara’da ilk durağımız Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin makamı oldu. Türbe ziyaretinden sonra Cuma namazını da orada eda ettik. Başkentin resmi havası akşam manevi atmosferle zenginleşti. Birçok Darende dostunu Azerbaycanlı bilge Hacı Ferhat Mirzabey’in deyimiyle “Hulûsi severleri” buluşturan manevi ziyafetin keyfine vardık.
Mevlana diyarı Konya’da uğrak adresi belliydi. Türbeyi gezince biraz üzüldüm. Şöyle ki; bir kere ayakkabı ile oraya girilmesi doğru değil, manevi terbiyeye ters. Kalabalıktan dolayı da hiçbir şey anlamıyorsunuz. Türbe ve civarında onarım çalışmaları devam ediyor, namaz kılmak için etrafta cami aradık. Daha sonra bir etli ekmekçiden karnımızı doyurduk.
Gürün’de Darende’yle komşu olmanın misafirperverliğini gördük. Hep onlar geliyordu, bu defa Gürünlüler Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi temasıyla bir araya geldi. Programdan sonra Gürün şalında gözlerimiz kaldı, tarihi Hanımlarevi binasında içli köfteyi saymadan yedik.
Elbistan bir başka geçti. Hamid-i Veli Hazretlerinin adının verildiği köprü ile Hulûsi Efendi Bulvarı’nın açılışında duygulandık. Güzel bir vefa örneği sergilediler. Sevgi seli biz basın mensuplarını bir hayli zorladı, kalabalık duygulandıracak nitelikteydi. Aynı sevgi seli akşam programa da yansıdı, hınca hınç dolu iki katlı salon çıt çıkarmadan paneli takip etti.
Gaziantep deyince akla her ne kadar yemekleri ve tarihi yapıları gelse de gönül güzellikleri her haline yansıyan insanların şehri olarak hatıralarımızda yerini aldı. Modern yapılaşmasının yanı sıra ayağa kaldırılan eski eserleri görmekten büyük memnuniyet duyduk. Darendeli paşaların han, cami gibi tarihi eserlerle günümüze bıraktığı yapılarla ayrıca gurur duyduk. Tabi ki zengin mutfağının yemeklerini da tatmadan dönmedik.
Son durak Kahramanmaraş oldu. Fedakarlık ve cesaretleriyle adını tarihte duyuran şehirde aynı hava hakim. Sevgi seli inanılmazdı.
Salonlara sığmayan insanlar ‘kuru bir kalabalık’ değildi. Bu programlarla Anadolu’nun manevi mayasının ne denli güçlü olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Akşamın bir saatinde Allah dostlarının anıldığı meclislere koşarak gelenler, maneviyata susamışlığı gösteriyordu.
İyi ki böyle bir program vesilesi ile Anadolu’yu gezdik. Tüm bu güzelliklere ayrıcalık katan ise Hulûsi Efendi Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Hamit Hamidettin Ateş Efendi’yle beraber olmaktı. Bir kez daha kendilerine şükran ve minnetlerimi arz ediyorum.
