Aslan Tektaş


İnsan sevdiğine götürdüğünü saymaz


Bir gün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış…

Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları…

“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” diye sormuş derviş.

Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız:

“Sevdiğim çalışıyor orada… Ona elma götürüyorum.”

“Kaç tane” diye soruvermiş derviş.

Kız şaşkın:

“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş..

Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini!

İnternet yaygınlaşınca paylaşımda çoğaldı, bu darb-ı meseli geçen gün bir arkadaşım maillemiş, okudum gülümsedim ve bu hikâyenin insanlara hatırlatması gereken bir konuyu düşünmesine yardımcı olacağına inandım.

İnsan sevdiğine götürdüğünü saymaz, saymamalı, karşılıksız sevgisi varsa zaten saymaz.

Son günlerde ilçemizin en yoğun gündemi yüksek okulların açılması için başlatılan girişimlerden oluşuyor. Görüşmeler toplantılar yapılıyor, ‘Darende sevdalısı’ olduğunu ifade ederek mangalda kül bırakmayanları bu işin neticesinde göreceğiz. Maddi durumu yerinde olup da ilçemize yapılacak bu önemli yatırımda bakalım kim Darende’yi ne kadar seviyor, sayarak mı verecek, saymadan mı hep birlikte takip edeceğiz.

Öyle Darendeliler var ki, hani derler ya ‘karun kadar zengin’ iftihar ediyoruz, çok şükür kimsenin malında gözümüz yok, çünkü Allah zenginliği istediğine veriyor. Ama o Darendeliler Darende’yi ne kadar seviyor, işte onu bilmiyoruz.  Doğup büyüdüğü yere olan vefasını her insan bir türlü göstermeli. Yoksa o yerli olmasının bir özelliği olmaz.

Yalnız önemli bir husus dikkatimi çekiyor, bu güne kadar Darende’ye çok fazla gelmemiş olan hemşehrilerimizi özellikle işadamlarını, bürokratları ilçeye getirme anlamında çok fazla bir şey yapılmamış. Yöneticilerimiz gidip, görüp, çaylarını içmekle mi yetinmiş anlamıyorum ki. Son yıllarda hemşehrilerle olan görüşme sayıları arttı. Bilmem farkında mısınız, bu görüşmelerin neticesinde yıllardan sonra gelenlerin sayısında da gözle görülür hareketlilik yaşanıyor. Aslında uzun zamandır gelmeyenlerin beklediği küçük bir ilgi ve davet. Memleket sevgisi gibi bir bağla zaten Darende’ye gelmeyi canı çekenler ufak bir kıvılcım bekliyor.

Öyle insanlar tanıyorum ki, gönül bağı ile buraya duyduğu sevda onu her ay çekip getiriyor. Öyleleri de var ki, “en son” cümlesiyle başlayıp fi tarihi söylüyor. Gelenler burayı ziyaretten duyduğu keyif, aldığı zevkle bir daha ki ziyareti iple çekiyor. Kimisi babaocağıyla olan bağını koparmamak için yılda bir iki kez gelse bile ev alırken, kimisinin de zenginliği ölçülmezken Darende’de bir çivisi bile yok. İşte çivisi olmayanları çekip getirmeliyiz, el verip bu ilçeyi her yönden kalkındırmanın yoluna bakmalıyız. ‘Ben yolumu tuttum, nasıl olsa oradan çıktım, kalanlardan bana ne?’ diye hiçbir Darendelinin düşünmeyeceğine inanıyorum. Ve son günlerdeki Darende’nin kalkınmaya yönelik hareketi yüksek okul yapımına ciddi bir destek sağlanacağına kaniyim. Çünkü övünç kaynağı olarak “Darendelilik” duygusunu taşıyan bir kimse buraya duyarsız kalamaz, memleketini unutmaz.

Şimdi harekete geçme zamanı, yaz tatiline Darende’ye gelme planlarını yapma zamanı. ‘Cöğüzün dibinde oturmayı, Tohma’da çimmeyi, ıspanaklı ekmek yemeyi, bol etli tavayı mideye indirmeyi, Hazeynce narelemeyi ve daha onlarca özlemi olanları’ bekliyoruz. İnsan özlemlerinden vazgeçemez, geldiğiniz zaman ‘bunu saymayalım, bir dahakine…’ diyeceğiniz biz ziyareti ertelemeyin. Somuncu Baba’nın himmeti, Hulusi Efendi’nin duasını almışları, gül şehrine sahip çıkmaya, destek olmaya, kalkınmasına katkı sunmaya bekliyoruz. Nasıl olsa “insan sevdiğine götürdüğünü saymaz” siz de buna uyun…