Ülkenin gündemi yine toz duman iken biz Darende’nin havasını ‘berrak’ yerleri ‘çamurlu’ yazsak sanırım doğru olur. Ne kafes, ne balyoz, ne demir yumruk. Vatandaş zaten açılımı da konuşmuyor, gündem yüksek okul ne zaman gelecek sorularına odaklanmış durumda, bir de ortalığın çamuruna. Devam eden kanalizasyon çalışmaları kış ayında ortalığı çamurdan geçilmez etti. Bir ara çarşıda yürümek cambazlık istiyordu. Şükür biraz asfaltlandı da geçici bir çözümle temizlendi, ya diğer yerler. Hele de okullar bölgesi olan Zaviye Mahallesi, herhalde, anneleri çocukların elbisesini temizlemekten bîzar olmuştur. Peki çare ne? Bu çalışmanın bitmesini beklemek. Geçen gün birisi Belediye Başkanına çamuru şikâyet ediyordu, ‘dağdan çamur getirip, şehre dökmediklerini’ sağlam bir alt yapı için buna herkesin katlanması gerektiğini söyleyince adamcağız da haklı buldu. Ama şu yapılabilir, kazı yapılan yerlerin etrafı biraz temiz tutulabilirse daha az çamur olur. Geçici bir çözüm için mıcır seriliyor ama arabalar geçince o da dağılıyor. Serilse bir dert, serilmese iki dert. Buna da şükretmek lazım, yazın tozdan pencerelerimizi açamaz hale gelseydik ne olacaktı. Daha doğrusu biraz sıkıntıya katlanıp rahata öyle çıkabiliriz. Kanalizasyonun ardından içme suyu şebekesinin yenilenmesi ve bazı bölgelerde elektrik hatlarının yer altına alınması gibi çalışmaların bitmesini beklemekten başka çare varsa bilen söylesin. Bu süreci bir yapılanma dönemi olarak kabul etmeliyiz.
***
Geçtiğimiz günlerde çok sayıda esnaf ve ilçenin ileri geleniyle bir danışma istişare toplantısı yapıldı. Ekonomik kriz yine gündemdeydi ve Darende’nin ekonomisini canlandırmak için neler yapılabilir diye konuşuldu. Belediye Başkanı çalışmalar ve projeleri hakkında bilgi verdi. Başkan ayrıca geniş katılımlı, soruların yanıtlanacağı bilgilerin yapılan çalışmaların, gelir giderlerin paylaşılacağı bir toplantı hazırlığında olduklarını da belirtti.
Toplantıda yüksekokul olsa, fabrika olsa denirken bacasız fabrikaları milletin görmediğine değinildi. Örneğin Hulûsi Efendi Devlet Hastanesi, 183 çalışanı var, fabrikadan farkı ne. Üstelik asgari ücretten başlayıp binlerce lira maaş alan personeli var. Peki dolgun maaş alan bir çalışan parasının ne kadarını Darende’de harcıyor diye soruldu. Cevap, kaliteli ürün miktarı kadar oldu.
Evet, bu noktada ilçedeki esnaflar kendilerini acaba sorguluyor mu? Hatırlarsanız bundan bir süre önce markalı ürün satılması konusuna yine değinmiştim, acaba kaç kişi ilçedeki potansiyeli artırma anlamında yeniliğe gitti, bakmak lazım. Bugün Darende’ye ucuz ürün satan süpermarketlerin gelmek istediğini düşünürsek, acaba bakkal, market ve hatta diğer sektör çalışanları geleceğe yönelik ne düşündü? Birleşme, güçlerini bir araya getirerek bir şeyler yapmayı planladı mı? Gerçi Darendeli kendi başına büyümeyi hesaplar, ortak iş yapmayı çok sevmez ama gücü yetmiyorsa bundan başka çaresi de yok. Yoksa zamanla yok olmaya mahkûmdur.
Bu arada sütunun sonuna geldik, yüksek okul meselesine değinemedim, gerçi haber olarak geniş bir şekilde yazdık. Yalnız kafama takılan bir konu oldu. Ilıcak’ların kuracağı özel üniversiteye bağlı olacak okul acaba paralı eğitim mi verecek? Paralı eğitim verilirse okumak için öğrenciler Darende’yi ne kadar tercih eder bunların hesaplandı mı? Görüşmede ben de vardım ama bunlar gündeme gelmedi. Ama cevap bekleyen sorular arasına girdi. Burada önemli bir husus da okulun eğitim vereceği alan olacak. Bekir ve Erman Ilıcak, okuldan mezun olanların hemen iş bulabileceği bir alanı tercih edeceklerini söyledi. Bu bağlamda aradığımız sorunun yanıtı, okulu çok kişi tercih ederse, böyle bir konu gündeme gelmeyecektir olabilir. İnşallah öyle olur.