Cemil Gülseren


İnce İşler


 

           Türkçemizde bir deyim vardır ki kabadayıca bir üslup taşır ama öyle değil işte: İNCELDİĞİ YERDEN KOPSUN. Sebep? Fazla naz mı dersiniz? Boş vermişlik mi yoksa oluruna mı bırakmak? Ne derseniz deyin. Niyet neyse ne, netice önemli. ?Üzüldüğün şeye bak.? Demezler mi? Ne güzel bir gönül almadır. Biliyoruz ki Eski Türkçede ve halk ağzında  ?üzülmek? aynı zamanda ?kesilmek, kopmak, sonu gelmek, sürtünmekten dolayı aşınmak, yıpranmak´ anlamına da gelir: ?Ben bir kuş olsam uçsam varsam yârın kuyuna   /   Kanatlarım üzülse düşüp o ilde kalsam.? (O. Hulûsi Ateş). ?Can dediğin kuştur tenden üzüldü?(Pir Sultan Abdal). ?Budağından üzülmez meyve-i ham? (Zati). (Ham meyve budağından kopmaz.)

           Üzülünce incelirsin, zayıflarsın. Yemeden içmeden kesilirsin. Onun için güzel demiş büyükler: ?Değmez işlere değerli vücudunu feda etme.? Diye. Ne yazık ki en çabuk da gönüller incelir. Fatih Sultan´ın vezirlerinden divan nesrinin büyük ustası Sinan Paşa´nın (Ö.1486) bir beytini aktarmak isterim: ?Kalb-i mü´min ki arş-ı Rahmandur   /   Anı yıkmak ziyade tuğyandır.? ( Müminin gönlü Allah´ın arşıdır. Onu yıkmak büyük günahtır.) Osman Hulûsi Efendi de ünlü Nasihat şiirinde bu meseleyi çok veciz bir şekilde dile getirmiş:

 İncitme sen kimseye incinme hem   /   Güler yüzlü tatlı dil her ağızın balı ol.

Nefsine yan çıkıp da Ka´be´yi yıksan dahi   /   İncitme gönül yıkma ger uslu ger deli ol.?

Gönül kırmak mı, gönül yapmak mı? Hangisi kolay?

         ?Gönül´ kelimesi bizde çok özeldir. Yabancı dillerin sözlüklerinde bu kelime karşılıksızdır. Gönül nedir bilmezler. Onlar görünene bakarlar: Ele geçene, boğazdan aşağı gidene?Gönlümüzden geçeni dile getiren birkaç örnek sıralayalım: Gönül teli, gönül penceresi, gönül ateşi, gönüllü gönülsüz, gönlü bozuk, gönlü aktı, gönül terbiyesi, gönlü ince ya da gönlü yuha? Şarkı ve türkülerdeki gönül sözcüklerini saymaya kalksak bir antoloji oluşur inanın. Bir örnek  ile yetinelim: ?Gönül gurbet ele varma ya dönülür ya dönülmez   /    Her güzele gönül verme, ya sevilir ya sevilmez.? İnce işler bunlar. Osman Hulûsi Ateş, ?gönlü´ tarif eder:

?Gönül bir bahr-i ummandır ana hadd ü payan olmaz   / 

 Derûnu dürr ü cevherdir ki pinhandır ayân olmaz.? Ve de  gönüle der ki:

 ? Ey gönül varını ver sıdk ile canana eriş   /   Özünü hâk ile yeksân edip ummana eriş.?

           Mevlana´ya; ?Aşk nedir efendim?? diye soran bir müride; ? Ben ol da bil.? Cevabını vermiş. Yoksa aşk anlatılır mı sanıyorsunuz? Ancak yaşanır. Mecnun´un (asıl adı Kays olan âşık) yanıp tutuştuğu artık adı bile aşkla özdeşleşen, ?Leyla´, aslında kuru, kara bir kız. Öyle ahım şahım bir güzel de değilmiş. Arkadaşları sormuş Mecnun´a: ?Yahu sen bu Leyla´da ne buldun?...? ?Siz onu bir de benim gözümle görün.? Demiş Mecnun. Divan-I Hulûsi-i Darendevi´de bu husus şöyle dile getirilmiş:                                   

  ?Ana Mecnun denir ki ezber etmiş   /   Dilinde her nefes evrâd-ı Leyla

Açıp ders-i cünunu etdi ta´lim   /   Kitab-ı hüsnün üstadı Leyla

Muhabbet ana derler yar ilinde   /   Ola Mecnûn-dilin feryadı Leyla

Olursa her demin yarın gamıyla   /   Eder bir gün visali şâdı Leyla

Hulûsi yâr olup gayrı unut kim   /   Kala ortada ancak adı Leyla?

 

 Özdemir Asaf da ne diyor bakın: ?Güzellik bakanın gözlerindedir, bakılanda değil.? Aşık Veysel de ne demişti: ?Güzelliğin on par(a) etmez bu bendeki aşk olmasa.? Göz kendine inanır. Kulak ise duyduğuna yani başkasına. İnce iş dedik ya vesselam.

           Halk bir gün Nasreddin Hoca´dan keramet göstermesini ister. Hoca ?tamam? der. ?Şu karşıdaki ağacı bana doğru yürüteceğim.? Ağaca ?yürü? diye seslenir. Tabi ki ağaç yürümez. Hoca bunun üzerine ağaca doğru kendisi yürümeye başlar. Ne yaptığını soranlara da : ?Bizde gurur kibir yoktur. Ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz.? Cevabını verir. ( Hangi çıkarımlara ulaşırız? Birincisi kerametin bir ?gösteri´ olmadığını vurgular. Nitekim anlatırlar naklen: ? Bir adam ki havada uçuyor. Taş atın düşürün. Hiç itibar etmeyin. Önemli olan muamelesidir.? Hakikaten ince bir örnek. Hoca Nasreddin, ikinci olarak büyüklenmenin değil ?tevâzu´nun tasavvufta ana ilke olduğuna vurgu yapmış olduğudur.

           Bence ?aşk´ hep tek kişiliktir. Söylenmemiştir üstelik. Aşkta vuslat olmaz. Olursa aşk olmaz. Bence dedim ya. Kafanız karışmasın.?

 Bir yâr-i sıddık anlar halden   /   Aşk dersini alır gülden   /

  Hiç riyasız tam gönülden   /   Seven dostlara selam olsun.



Adem Aydıner
22.10.2018 18:02:05
Sa gönlünüze kaleminize sağlık inş.

Leyla ATÇEKEN
23.10.2018 23:41:37
Şiirlere,şarkı ve türkülere konu olan Leyla bu defa sizin yazınıza konuk olmuş.Kendi adım olunca ayrı bir hoşlukla okudum. Sağ olun hocam. Ulaşılmaz görünene kavuştuğunda, erişemediğine yönelir insanoğlu.Erişilen değerini yitirmeye mahkum.İlahi Aşkı bulan Mecnun´un Leyla´yı istememesinin bu sebebi de bu olsa gerek. ?Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir? der. Ataol BEHRAMOĞLU Cengiz AYTMATOV´un kitabından uyarlanan Selvi Boylum Al Yazmalım filmini ve ?Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, sevgi emekti? Sözlerini hatırlamayan yoktur sanırım. ?Sevgi, sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeğiydi.?Ne kadar gerçek değil mi? Aleyküm selam Hocam,Seven dostlar adına?

Hilmi Keyhıdır
25.10.2018 12:45:30
yetenekli ve nezaketlidir babasının yolundan gitmeye gayret gösterir babasını sevenler ile fazla irtibatlı olmasa da arkasından gidilir yazdıkları okunur ve kabul edilir.