gündüz gece : Her an, zaman olarak hayatın bütünü. “Ömrünü satdın hiçe / Geçdi günün haylice / Durmayıp gündüz gece / Yâr ola gel gel yâr ola gel gel” (D. s. 176)
-H-
haline rengine: Haliyle hallenmek, onun gibi olmak.
“Seni sevdim demek haline rengine boyanmaktır.” (D. s. 70)
hamsın hamsın: Âdabtan uzak edepten yoksun; çiğ. “Hamsın hamsın piş derviş ol derviş.” (D.s.124)
harıl harıl: Aralıksız çalışmayı anlatır. “ Herkes harıl harıl çalışmada / Bizler horul horul uyur /
Ya Rab bizi gafletden uyar / Hakîkatı duyur” (M. s. 265)
hazin hazin: Acıklı ve dokunaklı bir biçimde.
“ Ağlardı gönül hazîn hazîn / Çağlardı gönül hazîn hazîn” (D. s.404)
hem gebermiş hem de ölmüş: gebermek: (hakaret olarak )ölmek.
“Hem gebermiş hem ölmüşdür o kim / Tâ ebed mahzûl ü menfur olmada” (M. s.235) (mahzûl: rezil, rüsva; düşkün. menfur: iğrenç, nefret uyandıran)
heyhat vah heyhat: Yazık; çok yazık; ne yazık. “ Susuzluktan ığınmıştık / Varup size sığınmıştık / Duyup sonta dövünmüşdük / Dedim heyhat vâh heyhat” (61. M.)
hır hır hırıldar: Geçimsizlik çıkarır, kavga-gürültü yapar. “ Mır mır mırıldar cır cır cırıldar / Hır hır hırıldar korkmuş yüreksiz” (60. M.)
horul horul: Horlayarak, hırıltılar çıkararak ve derinden uyumak. “ Bizler horul horul uyur” (M. s. 265)
hu hu: Allah’ı zikrederken dervişin çıkardığı ses, yansıma ses.
“Hû hû deyü suda semek, feryâd eder vakt-i seher” (D. s. 52)
-İ-
için dışın: Beden ve ruh-gönül; maddi manevi halin.
“Gönül pasın silip at cümle / Pâk olsun için dışın” (D. s. 2 )
ilden ile: O memleketten bu memlekete; oradan buraya.
“ Selâmını almışız gelmişti ilden ile” (46. M., s. 162)
ister ağla ister gül: Ağlasan da gülsen de. “ ister ağla ister gül budur âlemde hevâ” (M. s. 288)
ister bil ister bilme: Bilsen de bilmesen de.
“Kadir kıymetimizi ister bil ister bilme / Bizim maksudumuz Hak rızasıdır.” (M.s.229)
istersen gel istersen gelme: Sen bilirsin, ister gel ister gelme.
“Yavrum istersen gel istersen gelme / Bizim maksudumuz Hak rızasıdır” (M. s.229)
-K-
kan kana: Damardaki kanın kana düşmesi. “Diyetin fikr edemem amma ki kan kana düşer” (D. s. 64)
kana kana: Doyasıya, içini çeke çeke, tadını çıkarıp sindirerek.
“Sevgilinin yüzüne bakaydım kana kana” (D. s.276)
kandım kandım: “Kandım kandım ahdine kandım” (D. s. 188, 272/1)
kat kat: Üst üste, pek çok. “Bilmem ne yapsam ana kat kat verir.” (D. s.90)
kavmi kardaşı: Aynı ana babadan olanlar; Yakın dost ve arkadaşları. ‘kavim kardeş’ ikilemesiyle aynı anlamdadır. “Hep kavmi kardaşı güldür.” (D. s.92)
kıldır kıldır: İmamın namaz kıldırması. “Geç hâfızım mihraba namazı kıldır kıldır” (M. s.266)
kılık kıyafet: Üst baş, dış görünüş, giyim ve gösteriş. “Kılık kıyafet ile âdem âdem olamaz” (M. s. 292)
kimini uçurur kimini kaçırır: “Kimini uçurur kimini kaçırır / Kara donlu Beytullah’ın sahibi” ( M. s.259)
konar göçer: Göçebe yaşamak. “Hak dostları bu âlemde garîb gibi konar göçer” (D.s.422)
kölesi ol kulu ol: “ Sen Hakk için âlemin kölesi ol kulu ol.” (D. s. 179)
-L-