Cemil Gülseren


Daldan Eğme

“Asıl azmaz, bal kokmaz; Kokarsa yağ kokar; aslı ayrandır.”


 “Asıl azmaz, bal kokmaz; Kokarsa yağ kokar; aslı ayrandır.” Sözünü sanırım duymayan yoktur. Anladığımız; her şey aslına çeker, herkes geldiği yere gider. Böyle bilir ve inanırız. İşte bu yüzden kime sorsanız “Daldan eğme mi iyidir, kökten sürme mi?” İstisnasız herkes ‘Kökten sürme’ diyecektir. Daldan eğmeyi biz sonradan görme/olma ile eş tutarız.

Ne olduğunu bilir bilmez niceleri vardır ki: Âlimden âlim olmuştur; evliyadan da evliya…İki kelime öğrenmekle âlim mi olunurmuş? Kendini bilmeze, “Haddini bil.” denmesi bundandır. Bizim Anadolu ‘ârif’ler yatağıdır. Kendi halinde, işinde gücünde bir vatandaş ile konuşurken söz evin emektarlarına gelmişti. Bir cümlesi yetti: “Benim hanım cahilin âlimidir hocam.” Âlimin cahili olmaktan bin defa daha yeğdir. Büyüklerimiz hep demez mi? “İnsan ârif olmalı canım, ârif…”

Yanlışları çok olan arsız ve kârsız insanlara kızarak ‘Mayası bozuk’ dediklerimiz aslında özden uzaklaşmış, bozulmuş hatta değişmiş olanlar değil midir? “ Soğanı çeker, köküne bakarlar.” Sözü de ‘kökü kömceği’ ikilemesinde dile gelir. Soğandan söz etmişken sarımsağı da küstürmeyelim. Özellikle evlilik öncesi gençlere bir güzel uyarıdır: “Sarımsağı gelin etmişler; kırk gün kokusu çıkmamış.” Hoş ‘gönül düşmüşse’ bu sözden de ne hisse alınır ne kıssa. Gelinen nokta ise: Bekarlar evlenmiyor; evliler ha bire boşanıyor. Sorunların üstü örtülünce, sorun olmuyor ki. ‘Boş ver.’ denilip geçiliyor. Başını kuma sokan devekuşları gibiyiz sanki. Onun gibi de kıvırıyoruz. Demişler devekuşuna: ”Hadi bir uç bakalım.” Demiş: “Ben deveyim, uçamam.” “Öyleyse koş.” “Ben kuşum. Koşamam.” Zavallı bukalemunun adı çıkmış.

Kitaplarda Darende

 Bu ülkenin ne gazası biter ne gazisi. Yerimiz yurdumuz, sağımız solumuz belli. Her an her zaman tetikte olmak durumundayız. Barış isteyen savaşa hazır olmalı. Savaş, barış için olursa anlamlıdır. Bir asır önce de her tarafımız ateş çemberi idi, şimdi de… Değişen kahramanların isimleri. 1964 yılında yayınlanan kitaptan söz edeceğim: Darendeli Yaşayan Gaziler- Mustafa Kemal’in Askerleri- (İstanbul-Bahar Matbaası).Derleyenler iki genç öğretmen: M. Ali Cengiz ile Mehmet Gülseren. Kitap 120 sayfa. Önsözünü Turhan Olcaytu yazmış.(O zamanki rütbesi: Kur. Alb., General rütbesiyle emekli olduktan sonra Aselsan’ın da kurucu genel müdürlüğünü yapmış bu paşa Balabanlı olup Doğu Perinçek’in anne tarafından akrabasıdır.) Şimdi yazarları da dahil hepsi dünyalarını değiştiler. Koyup gidenlere rahmet olsun. Kitabın içeriği şöyle: Birinci Dünya Savaşına, İstiklâl savaşına katılmış-farklı cephelerde çarpışmış- Milli Mücadele kahramanları ile yüz yüze görüşmüşler ve anılarını dinlemiş, onların dilince yazıya aktarılmıştır. Kitaptaki sırasıyla bu gazilerimizin adlarını yazarak onlara minnet ve şükran duygularımızla ‘fatihalar’ gönderelim:

Bekir Buyurgan (Darende- Sayfiye Mahallesi), Veli Karaağaç (Darende-Hacılar Mahallesinden), Bekir Oflaz (Darende), M. Ali Aydın (Balaban Mah.), Tahir Baykal (Darende), Bekir Kösebalaban (Balaban), Ömer Ali Mutlu ( Darende), Hanifi Ortakaya (Darende), Mustafa Pişkin ( İlisuluk), Hasan Akdemir (Fenk ), Süleyman Koçak (Gedikağzı), Ali Sungur ( Darende – Sungur Mahallesinden), Behzat Açıkbaş ( Balaban), Mehmet Bingöl ( Balaban), Ömer Osman Yılmaz ( Balaban), Ömer Alkan (Aşudu / Günpınar), Namık Paksoy (Nadir Mahallesinden), Mevlüt Hasan Boz-Martin dayı (Balaban), Bekir Gözüm (Darende), Abidi Çiftçi-Eşeli Abidi (Balaban), Mehmet Yıldırım (Fenk). Gazilerin fotoğrafları kitabın sonuna eklenmiş. Kitabın içerisine de duygulu, epik şiirler serpiştirilmiş.

Yıl 2019. Kitap elli beş yıl önce yayınlanmış. Bugün itibariyle yaşanmışlıkların üzerinden yüz yıl geçmiş. Masal değil, hikâye değil. Bizzat kahramanlarımızın ağzından cephe anılarını okuyoruz. Tutsak düştükleri olmuş. Oralardan nasıl kurtuldukları, aldıkları madalyalar, beratlar, komutanlarından aldıkları maddi-manevi ödüller; çektikleri çileler, açlıkları, yoksullukları doğrudan birinci ağızlardan aktarılmış. Bir çeşit sel ağzından kütük kapılmış. Niye ki derseniz: Bugün bunları bulun da konuşturun haydi. Nerelerden nerelere geldik. Dünü bilmezsek yarınlarda sıkıntı yaşamak kaçınılmaz olur. Tarih hem ders-ibret  almak için hem de uyanık kalmak için gereklidir. Kolayına gelinmedi bugünlere.

Bu milletin askerliği de, kahramanlığı da öyle sonradan delme takma, devşirme, toplama değil kökten, asıldan gelmedir. Zaferler tesadüfe bırakılmaz. Yenilgiler gibi zaferler de hepimizin eseridir: Ordusuyla, milletiyle, devletiyle birdir, bütündür. Hakk’a tapan bu milletin hakkıdır. Aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhları şad olsun. Bu vatanı onlar kurtardı, bugün onların çocukları korumaya ve dahi yüceltmeye devam edeceklerdir.