Cemil Gülseren


Bakai’nin Manzum Battalnemesi’nin Söz Varlığı

Darendeli Bakai


13-14.Yüzyılda Eski Anadolu Türkçesi döneminde yazıya geçirildiği düşünülen Mensur Battalname’nin Eski Anadolu Türkçesi dil özellikleri taşıdığı bilinmektedir. Mensur Battalname’ye sadık kalarak bunu ilk olarak nazma çeken yani Manzum Battalname’yi yazan ise şair Darendeli Bakai’dir. 18. Yüzyılın ikinci yarısında nazma çekilmiştir. Bu konudaki niyet ve isteğini de eserinde şöyle ifade etmektedir:

Bu oldı kim sebep yarenler ile  / İderdik sohbeti yarenler ile

Didiler bir hikayet var çün garib  / Okunur nesrile amma acayib

Didim ol ne hikayet söyle derhal  / Didi kim ol gaza-yı -Seydi Battal 

Didim takdir iderse bunı Mevla  /  Getürem nazma anı ola a’lâ

 Veli cehd eyledim hem anı manzum  / Bilürsen nesri gibi anı mefhum

            Şair Bakai, aşağıdaki  beyitte de açıkça ‘dil’ anlayışını ortaya koymuştur: Açık ve anlaşılır olsun ki dinleyenler anlayabilsin. Sohbet meclislerinde, köy odalarında, yarenlerin, arkadaşların ortamında biri tarafından okunup diğerlerinin okunan bu hikâyeleri, gazavat-nâmeleri dinlemesi  bu yöndeki taleplere karşılık olarak ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu odalarda okunma ve dinleme geleneği aynı zamanda Anadolu halk kültürünün devamlılığının önemli teminatlarından olmuştur. Şöyle der Bakai: 

            Sarih olsun ki gayet dinleyenler  /  Ki fehm ide tamamet anlayanlar

            Biz de bu bildiride, eserde ne kadar anlaşılır ne kadar hâlâ konuşulur ya da artık unutulmuş Türkçe kelime var bunun örneklerini bulmaya çalıştık. Üzerinde tarama yaptığımız nüsha İstanbul Üniversite Kütüphane nüshasıdır. T.Y. 88 no’lu kayıtlı yazma, 196 varak-6664 beyittir. Tarafımızdan 1979 yılında İst. Ünv. Edebiyat Fak. Türkoloji Böl. Mezuniyet Tezi olarak tamamı çeviri yazı usülüne uygun olarak Latin harflerine aktarılmıştır. Bu çeviri üzerinde yaptığımız tarama ile ilk olarak  Türkiye Türkçesi Yazı dilinde olmayan, kullanılmayan ya da artık unutulmuş olan  Türkçe kelimeler fişlenmiş ve karşılıkları, bugünkü anlamları verilerek sözlük disiplininde sıralanmıştır. 

            İkinci olarak, Battalname’de geçen kelimelerin kök-gövde kısmı hariç aldığı eklerle farklılık 

gösteren yani bugün artık kullanılmayan eklerle yapılmış kelimeleri sıraladık. Bu eklerin çoğu zarf fiil ekleri olup bir kaçı da fiil çekim eklerinden gelecek zaman ekleridir.

            BUGÜN KULLANILMAYAN UNUTULMUŞ TÜRKÇE SÖZ VARLIĞI

                                   -A-

Ağmak: Yerden göğe doğru yükselmek, yukarı çıkmak. “ ağdı bulutlar havaya” (152/a)

Ahtarmak: Yere yıkmak; devirmek; alt etmek; düşürmek. “ birisini tiz atından ahtarur” (42/b)

An < ol: O, üçüncü tekil kişi ve işaret zamirinin yalın hal dışında iken aldığı biçim. “ özi güyendi  anı    gördi.” (113/ a)

 Arış: Arşın; Kolun dirsekten parmak ucuna kadar olan bölümü. “Kırk arış idi tamamet kame ti.”           (186/a)

Ayruk: Başka; ayrı; gayri; bundan sonra; bir daha. “ kimse ayruk girmedi meydana hiç” (124/a)

                                   -B-

Berkitmek: Sağlamlaştırmak; pekitmek. (32/b)

Bular: bunlar. (49/b)

Bunda : Burada. “ bunda neylersin” (110/b)

                                   -Ç-

Çeri : Asker. (22/b)

Çişmek: Çözmek. “ hem elim çişdi taşı kaldurdı hem.” (180/a)

Çizmek: Çözmek. “ didi elim çiz ki kalem dutam bu dem” (149/a)

Çökürmek: Çökertmek, çökermek, çöktürmek. “ şol tagı üstlerine çöküreyim.” (78/b)

                                   -D-

Değme: Her, herhangi bir; olur olmaz. “ didi ‘âlimdür dinime girmez ol değme kimseye gönül hiç          virmez ol.” (66/a)

Depmek: Hücum etmek; saldırmak; (atı) ileri sürmek. (4/b)

Deprenmek: Yerinden oynamak, sarsılmak, kımıldanmak; kıpırdanmak. “ hemen deprendi hareket itdi  put.” (108/6)

Depretmek: Kımıldatmak; yerinden oynatmak; sarsmak; kıpırdatmak. “ yirinden depretmedi” (46/a);             “Seyyid depretmeyüp dutdı heman.” ( 148/b)

Dirilmek: Toplanmak; derilmek; bir araya gelmek. “ dirilüp mü’minler geldi.” (117/a)

Dirmek: Derlemek; toplamak; devşirmek; bir araya getirmek. “ leşker direlim” (15/b)

Don: Elbise; kılık kıyafet; askeri kıyafet ve teçhizat. “ atını, donunı çün virem size.” (148/ b)

Döşürmek: Devşirmek; toplamak; yığmak; derlemek. “ malların döşürdi” (53/a)

Dürüşmek < dür-iş-mek < dur-uş-mak

                                   -E-

Epsem : Susmak; ses çıkarmamak; sessiz. “ hemandem yanlarına geldi epsem.” < (56/b)

Ey(i)tmek

                                   -G-

Gögerçin: Güvercin. “ saldım gögerçine saldım toganı” (155/a)

Gön < E.T. kön: At derisi; ham deri. “ göni yaruben” ( 31/b), “ su sığırın gönün aldı ol ulu” (142/b)

Görklüg < E.T. kör-k-lüg: Güzel. “görklügine nuş idem” (116/a)

Göyenmek  < göy-ün-mek < güyenmek < kün-mek : 1. Yanmak; kavrulmak. 2. Üzülmek, acımak,

             kederlenmek.             “Özi    göyendi” (40/6); “Özi güyendi anı gördi.” (113/a)

güyegi < güğeyi / güvegi / < E.T. küde-gü / küye-gü: Güvey; damat. “ güyeginin yanına vardı” (116/b)

                                   -İ-

İçre: İçinde. (48/b) “ meydan içre birbirini kırdılar.” ( 19/ b)

İgid : Yiğit; genç. “ ol igidi göre” (3/b); “ hem igitlikde durur gözün senin” ( 11/b)

İmdi < emdi

İrişmek: Yetişmek. “nagihân Seyyid irişdi heman” ( 178/b)

İrte : Erte; ertesi gün. “ irte oldı” (130/a)

İssi : Yakıcı ve bunaltıcı sıcak; ısı. “ issi oldı gön katı kurıdı” (30/a)

                                   -K-

Kaçan : Ne zaman. “ velakin kal’a içinde kaçan kim na’ra urursam…” (183/b)

Kakımak : Kızmak; hiddet etmek; öfkelenmek; gazaplanmak. “ kakıdı Babil’e ol an dilini çıkarıp kesdi.”             (184/a); “kakıdı atına bindi.” (52/a)

Kamu: Hep; her; hepsi; bütün. (27/b)

Kancaru : Nereye. “Emir Ömer didi şimdi kancaru geldi çeri.” (22/b)

Kande < kanda : Nerede; nereye. “ kande söylense hazırdur.” (116/b); “ bunı sen kande gördün”           (160/b); “ ağlayup didi anası kande gidersin” ( 8/a)

Kanden : Nereden. “didiler kanden gelirsin söylegil” (160/b)

Kanı : Hani; nerede. “ kanı gözüm nuru” ( 54/b); “kanı var mıbu ‘şretde içen ‘ışkın şarabını” ( 117/a)

Kankı:Hangi.( 26/a) “ kankı canibden gelürse ol”(166/a);” kankı din girçek diyü hem söylemiş” (162/ a)

Karavaş : (Genellikle) kadın köle, cariye, hizmetçi. (88/b)

Karındaş: Kardeş. ( 28/b)

Kelici: Söz; laf; lakırdı. “ ilçiye birkaç kelici söyledi.” (11/a); “ çok kelici sözler ile kıldı.” (22/b)

Kırmak: Öldürmek; yok etmek. “meydan içre birbirini kırdılar. ( 19/ b) 

 Kırılmak: Ölmek. “ kırıldı on iki bin er” ( 52/ b)

Kimesne : Kimse. “bu bir sırr-ı ilahidür kimesne idemez idrak.” (54/ b)

Kiçi : Küçük; genç. “ ulu kiçi ola tabi’ sana” ( 29/ b)

Kuçmak : Kucaklamak. “ ol beni kuçdı didi ya pehlüvan” ( 180/ a)

                                -M-

Muştu: Müjde. “ geldi oğlun diyüp muştula ana.” (169/b)

                                   -O-

Od: Cehennem; ateş. (56/a)

Okumak < okımak : Çağırmak; söylemek; anlatmak; okumak; davet etmek.

             “ ol yana kim meydana girdi ‘Ali  / Şemasbi okudı hem ol veli” (53/a)

Ol dem : O vakit. (6/b)

                                   -Ö-

Övle :Öğle “ övleye deg ceng ider.” (181/b)

                                   -P-

Perkitmek: Sağlamlaştırmak; güçlendirmek; berkitmek. “ ki kal’a kapusın perkitdi kâfir” (193/b)

                                   -S-

Saçu : Saçılan şey; düğün ve şenliklerde ortaya saçılması âdet olan para, şeker, hububat gibi şeyler.

             “ saçu saçulmak” (16/b)

Segirdmek : Koşuşmak; koşmak; seğirtmek; hızlıca yürümek. “ segirdüp Seyyid yanına geldi ol.” (74/a)

Sındurmak < sındırmak : Yenmek; mağlup etmek. “ bu putı sındurur hem adem kişi” ( 108a)

Sınmak: Kırılmak; parçalanmak. “ sındı kâfir görmez oldı gözleri” (20/a); “ sındı leşker” (14/a)

Sünü : Süngü; mızrak; kargı. (4/b)

                                   -Ş-

Şol : < şu+ol : 1. Şu;2. O. “ şol tagı üstlerine çöküreyim.” (78/b)

                                   -T-

Tag : Dağ (50/b)