Musa Tektaş


AŞAĞILUPINAR´DA KURUCU AİLELER VE TİCARİ HAYATIN SERÜVENİ


1967 yılında belediye teşkilatı kurulup, Büyükşehir yasasıyla mahalle statüsüne dönen Aşağıulupınar´ı 05 Mart 2019 tarihinde ziyaret ettik.  Yörenin kuruluşu, ticaret ve yıllar öncesinin hatıralarıyla esansçılık ve çerçicilikle ilgili yaptığımız söyleşimizi sizlerle paylaşacağız. Bir sonraki ay da Dal Emine´nin torunlarından dinlediğimiz hayat ve kahramanlık hikâyelerini nakledeceğiz.

/resimler/2019-3/27/1142485189399.jpg

 Mahmut Akkaya (1942 doğumlu)

Daha önceden Ermeni/Rum yerleşim yeri olan köyümüz ?Setrek? isimli birinin kurduğu iskân alanı imiş. Bu bölgeye sonradan gelen atalarımız buraya yerleşerek uzun bir müddet Ermenilerle beraber iç içe yaşamışlar. Ermeniler zamanla bölgeyi terk etmişler. Rivayete göre beşkardeş olan belli kurucu ailelerin reisleri gelip Setrek´e yerleşmişler. Bu beşkardeşin, Oğuz boyu Türklerinin Yörük Türkmenlerinden olduğu hakkında kesin kanaat vardır. Ata ve silaha olan merakları Orta Asya kültürünün açık bir tezahürüdür. Setrek´in kurucu aileleri şöyle sayılabilir:

Emirlioğlu Ailesi: Emillahlılar, Erdoğanlar, Cırıllar, Battallar, Yiğitler.

Davutlu Ailesi: Damatlar, Yapallar, Parlaklar, Şimşekler, Çolaklar, Kıtlıklar (Baklar, Dede Kâhya).

Karaeşeler Ailesi: Tunçlar, Abıllar, Hökkeşler, Çelikler. 

Bulgurcuuşağı Ailesi: Kahraman Ağa, Özpolatlar, Daharlar. 

Hanımlar Ailesi: Çalışkanlar, Akkayalar

Ayrıca; Kistikler, Sadıklı/Yezitler, Çukalılar, Keremler,  Hıdolar, Kılıçlar, Bozgedikler,  Dalkızlar, Kodalaklar, Moroğlular, Osman Çavuşlar, Sarılar, Böcükler, Güleyler, Mulla Osmanlar, Alolar, Bektaşlar, Hafızlar, İsmailler, Reşitler, Haneyler da belli ailelerdir.

Genel itibarla, yaz sezonunda tarım ve hayvancılık yaparak, ekin ekerek geçimlerini sağlarlarmış. Kış mevsimi geldiğinde de gurbete giderek çerçicilikle ekmeklerini kazanırlarmış. Bugün için ticarette ün yapmış olan büyük esnaflar veya ataları, zamanında çerçicilik yaparak ticaret yapmasını öğrenmişler ve gittikleri vilayetlerde hatırı sayılır, sözü dinlenir büyük iş adamları olmuşlardır. Günümüzde ise eskisi gibi hayvancılıkla uğraşan pek kalmadı. Daha önce küçükbaş hayvancılıkla uğraşıldığı vakitlerde her evden en az 10´ar, 20´şer tane küçükbaş hayvan çıkardı ve 4 büyük sürü oluşurdu. Fakat şimdi hayvancılık ve ekim-tarım ile uğraşan kalmadı. Onların yerini kayısı yetiştiriciliği aldı. Bu memlekette kayısı yetiştirme işini ve yayılmasını sağlayan Halil Gürbüz, Hacı Tunç, Ahmet Erdoğan, Ruşen Hoca, Mahaplar´dır. Bu büyüklerimiz, kayısı bahçeleri oluşturarak üretimin yayılmasına, insanların istifade etmesine vesile oldular. Şu anda kayısı dikili olan yerlerde daha önce üzüm bağları vardı. Üzümün yanında halkımız haşhaş eker geçimlerini öyle sağlarlardı. Gökpınar Suyu´nun gelmesiyle birlikte boş olan arazilerle haşhaş ekilen yerlere, üzüm bağı olan yerlere hep kayısı ağaçları dikildi. Şimdi kayısı köyde en birinci geçim kaynağı oldu.

 Çerçicilik Sanatı veya Ticarî Hünerler

Eyüp Erdem (1953 doğumlu 1994 ve 2004 yılları arasında Aşağıulupınar Belediye Başkanlığı yapmış)

A.Ulupınar´da yaşayan ailelerin hemen hemen yüzde sekseni  çerçicilik mesleğini yapmıştır.  Mesela biz babamla beraber, yazın işleri bitip güz dönemi geldiği zaman üç dört ay, Adıyaman,  Gaziantep ve bilhassa Adana, Çukurova Bölgesi´ne çerçicilik yapmaya giderdik. Babamın ismi Yemen´di. Babam çocukluğundan beri Adıyaman ve Besni´ye sürekli gittiği için Kürtçe ve Zazacayı çok iyi konuşurdu. Satmış olduğu ürünler genelde bayanlara yönelikti. Yani; iğne, iplik, giysi, çamaşır lastiği, düğme gibi bu tür bayanlara yönelik malzemeler satardı.  Artı bunun yanında hepinizin malumu esans satardı. Arkadaş grupları ile birlikte (afedersiniz) at, eşek veya katır sırtında yolculuğa çıkarlardı.  3 veya 4 ay gibi uzun bir zaman giderler, ticaret ile uğraşırlardı. Adana´ya veya öyle büyük illere gittiklerinde belirli mahallelerde satışlarını yaparlar akşamları da bir handa tekrar bir araya gelip buluşurlardı. Sonuçta da normal bir evin ihtiyacına cevap verecek kazançla birlikte köye gelirlerdi. O zaman parada bir bereket vardı, kanaat vardı, şükür vardı? Şimdi insanlarda kanaat da, şükür de, bereket de kalmadı.

/resimler/2019-3/27/1143370345425.jpg

 Köyde Bakkallık Yapanlar/Sabit Ticarethaneler

A.Ulupınar´da ilk bakkalı açan merhum Yusuf Hacı Tunç (Hacı Tunç) ve Moroğlu Tahir Özden´di.  Ondan sonra bakkal çalıştıranlar arasında Hasan Sağlam, Nazif-Battal Erdoğan, Ahmet Erdoğan, Mehmet Ali Dinler, Güley Hamit, Batto Mustafa merhumlar vardı.  Bu ismini saymış olduklarımız sabit ticaretle uğraşan büyüklerimiz olup 1930-1980 yılları arasında kendi köyümüzde ticaret ile uğraşırlardı.   Hepsi de rahmet-i Rahman´a kavuştu. Allah rahmet eylesin? O yıllarda göç olayı da olmadığı için nüfus sayımız gayet çoktu. Köyümüzde çok güzel ticaret olurdu. Zaten Aşağıulupınar Belediyesi 1967´de kurulduğuna göre; nüfus sayımı 2000 üzerinde olduğundan dolayı zaten belediyelik verilmişti.

/resimler/2019-3/27/1143108626061.jpg

 Esansçılık ve Ticaret Babadan Dededen Öğrenilen Bir Meslek

Bahattin Erdoğan (1963 doğumlu)

Eskiden beri aile olarak esansçılık ve çerçicilikle yani ticaretle uğraşırız. Babam Diyarbakır tarafına gider orada esans ve kitap satardı. Babam öyle uzun süre gitmez, sadece 20-25 gün gibi gider çok güzel bir kazanç sağlayıp gelirdi. Esansçılıkla geçim sağlayanların en meşhurları; Duran Bak, Mevlüt Kalay, Hüseyin Kalay, Cemal Önen, Yusuf Hasan, Hulusi Tuğrul, Neşet Güler, Halil Erdoğan, Hamit Özpolat, Celal Sağlam, Mahmut Kaçak, Emir yiğit, Kıtlık Hamit Bak, Mecit Kurt´tur. Bu saydığımız kişiler esans satarak geçimlerini sağlarlardı. Bu arkadaşlar esansı, İstanbul´da, toptancılardan 150-200 şişe miktarda toptan alırlar ve satarlardı.  Bu saydığımız isimlerin birçoğu genelde Diyarbakır´dan İstanbul´a yurdun dört bir çevresinde esans satarlardı.  Çok esans satarak gelirlerdi, büyük meblağ paralar kazanırlardı.  Bazı yörelerde esansın çok satılması insanların esansa düşkünlüğünden, güzel kokuya düşkünlüğünden kaynaklanmaktadır.  Onun için buraları seçmişler. İstanbul´da, bilhassa Topkapı civarındaki otogarda esans satarlardı.  Özellikle otogar ve tren istasyonlarında satmalarının nedeni o zaman 67 ilden gelen her insanın gara, garajlara ve Topkapı´ya uğramalarından dolayı buraları tercih etmişlerdir. Satmış oldukları esanslar kaliteliydi Bunların esansını alan kişiler memnun kaldıkları için tekrar tekrar esans almaya gelirlerdi. Bu kişilerin Topkapı´da ve garajlarda sabit yerleri vardı, hiç kötü malı satmazlardı. Eğer satsalardı orada hem yer edinemez hem de bir daha mal satamazlardı.

Bugüne gelecek olursak seyyar esansçılık ve çerçicilik olayı bitmiş durumda.  Fakat bu esans satma işinin seyyarı buralarda bitti. Ama bugün Darende köylerinden Yenice ve Aşağıulupınarlı arkadaşlar, Mekke ve Medine´de hacılara esans satarak yine geçim kaynağı olarak devam etmektedirler. İstanbul´dan toptancıdan temin edilen esanslar, koku kutuları ve güzel şişeler, çantalarla Hicaz´a götürülür. Fakat Hicaz´da bu esans satma işi de neredeyse bitme aşamasına gelmiş durumda. Nedeni ise Mekke ve Medine´de hemen hemen tüm  iş yerlerinde güzel koku, esans satılmaktadır. Bu satışı yapan arkadaşlar esans işi para kazandırmayınca inci, kolye ve gümüş takılara yöneldiler. Ama bu satmış oldukları ürünlerde hemen hemen tüm dükkânlarda bulundurulmaya başlandı ve bundan dolayı satışlar verimli olmadığı için arkadaşlar bırakma aşamasına geldiler. Yine bu takı işini başlatan arkadaşımız Yakup Bak var; ilk defa bu arkadaşımız esansın yanında gümüş takı gibi şeyleri buradan götürerek satmaya başladı. Gümüş, inci, takı işinin mazisi 10-15 seneye dayanır. Bu işle uğraşan arkadaşlar İstanbul´da toptancısından inci, kolye, gümüş bilezik, zincir, takı gibi malzemeleri satın alarak uçakla gönderirler. Orada sabit bir dükkân kiralar. Götürmüş olduğu malzemeleri satabildiğini satar; satamadığını da tekrar almış olduğu yere iade etmek şartıyla ticaret yapmaya devam ederler. Biz de bu şekilde ticarete devam ediyoruz. 

 Tekstil Sektöründe Türkiye´de Söz Sahibi Girişimciler 

Eyüp Erdem (1953 doğumlu 1994 ve 2004 yılları arasında Aşağıulupınar Belediye Başkanlığı yapmış)

Aşağıulupınar´a tekstil üzerine ilk örnek olan Hakkı Tunç´tur.  Buradan ilk gidişi İstanbul´a olmuştur ve seyyar satıcılıkla Pendik´te işe başlamış. Hakkı Tunç, Hulûsi Efendi Hazretleri´nin himmet ve duasını aldığından dolayı işinde başarılı olmuş ve Derya Çamaşırları markasıyla, tekstil sektöründe ülkemizde tanınmasına vesile olmuştur. Pendik´teki satış yapmış olduğu yeri satarak Yeşildirek´te sabit bir dükkân sahibi olur. Burada bir müddet yine satış yapmaya devam ettikten sonra tekstil/çamaşırı imalat işine yönelir. İmalat işinde para kazanmaya başlayınca önce kardeşlerini sonra yakın akrabalarını yanına alarak bu sektörde fabrikalar kurarak önemli bir söz sahibi oldular. Hakkı Tunç ve evlatlarıyla birlikte Ali Tunç, Mehmet Tunç ve çocukları tekstil sektöründe, çamaşır imalatında belli yer edindiler.  Ayrıca yine bu sektörde İlyas, Kemal ve Cengiz Erdoğan´da söz sahibi olan arkadaşlarımızdır. Tekstilde, Aşağıulupınarlı olarak söz sahibi, tanınmış firmaları sayacak olursak; Derya Çamaşırları/Doruk, Seher Mensucat/Tutku, Erteks/ErMood, Fırst Touc/Penye Mood, Sarıyıldız, Üç Yıldız, Cihan Yıldızı, Yaman Tekstil, Öz Yaman Tekstil, Doğu Tekstil ilk akla gelenlerdir. ?Türkiye çamaşır imalatı piyasasına Aşağıulupınarlı tüccarlar sahiptir.´ desek yanlış olmaz sanırım.  Bu saydığımız isimler genelde yurt içi ve yurt dışına çalışıyorlar. Mesela, Yaman Tekstil yurt dışına Almanya´ya çalışıyorlar. Yamanların iç piyasada ürünleri yoktur. 

Aile olarak bakacak olursak Tunç Ailesi, Erdoğan Ailesi, Yaman Ailesi,  Tazel Ailesi, Aydın Kurnaz Ailesi, bunlar ticarette bilindik aileler. Bu ailelerin akrabalarına ve çevresindeki insanlara çok faydaları oldu. Tekstil üzerine kendilerine fason mal üreten atölye sahipleri kendi yakın akrabalarıdır.  Hem yakınları bu işten ekmek yediler hem de kendileri bu malların pazarlamasını yaptılar, kendileri de kazandılar.

Rahmetli annemin bize bir sözü vardı: ?Oğlum ya içinde kurt olacak ya da gayret olacak ki, tuttuğun işte başarılı olasın.? Tabii bunu hasetlik boyutunda değil gıpta boyutunda tavsiyede bulunurdu. Karşıya hasetlik boyutuyla değil gıpta ederek, örnek alıp gayret edeceksiniz, derdi. Hakkı Tunç olsun, İlyas Erdoğan olsun iş adamlarımız ticaret hususunda çok keskin prensipleri olan ve canla başla çalışılmasını isteyen iş adamlarıdır. Prensiplerinden taviz vermeyen insanlardır. Ticareti kendi kuraları içinde en güzel biçimde idare ederler. Hatır-gönül yapmayı çok iyi bilirler ama esnaflığın gereği ne ise ondan dışarı çıkmazlar. Onun için başarı elde etmişlerdir. (Devam edecek)