Musa Tektaş


Akpınar´da Hayat ve Yol Hikayeleri ile Kış Hazırlıkları


 

11.09.2018 tarihinde Darende´nin Ağılyazı muhtarlığına bağlı olan Akpınar Mahallesi´ni ziyaret ettik. 25-30 hanenin bulunduğu mahallede genellikle büyükbaş hayvan besiciliği ve süt inekçiliği yapılmaktadır. Köyün en yaşlısı olan Hacı Yusuf Umaç Amca´ya misafir olduk. Geçmişten, köyün kuruluşundan, kendi hayatından bahsetti bize? Akpınarlı diğer vatandaşlar da peynircilik, kış hazırlıkları ve yol hikâyelerinden ve serüvenlerinden anlattılar?

Hacı Yusuf Umaç (1928 doğumlu)

Köyümüzü kuran büyük dedelerimiz Elazığ´ın Dumanlı bölgesinden bu civara göç etmişler. Önce Mezgidan yakınlarında Tohma kenarındaki Peteklik mevkiinde oturmuşlar. Daha sonra Karabacak Köyü´nü kurmuşlar. Ardından üç kardeş Akpınar´a gelmiş, burayı yurt edinmişler. Akpınar eskiden beri yol güzergâhında, çok uğrak yeri olduğundan kardeşlerden biri çok gelen giden olmasın diye Halaçören´e göçmüş yerleşmiş. Dedelerimiz burada doğup büyümüşler. Elazığ´ın Dumanlı bölgesinden göçüp geldikleri için bu bölgeye de eskiden ?Dumanlı? derlerdi. Yöredeki ?Kelhasanuşağı? ismi Haymana´da da var. Orada da yakınlarımızın olduğunu biliyoruz. O bölgeye Elazığ´dan göçüp gitmişler. Bizim bu bölge eskiden tek muhtarlıktı. Muhtar Dumanlı mührünü kaybedince, Ağılyazılı biri muhtar mührünü oranın adına kazıtmış, dolayısıyla muhtarlık da oraya geçti. Daha sonra Gavurkuyusu/Nurkuyusu , Karabacak ve Mürselpınarı´da müstakil muhtarlık oldu.

Babam Mehmet Koca´nın üç evladı seferberlikte asker olmuş gelmemişler. Rus cephesinde savaşmış, şehit düşmüşler. Babam yeniden Gürün´ün Dayakpınar köyünden Fatıma Hanım´la evlenmiş. Annemizden de üç evladı olmuş. Vefat eden oğullarının adını bizlere koymuş. ?Yusuf, Hacı, İsmail?? Biz küçük yaşta iken babam vefat edince annem bizi bırakıp yeniden evlenmiş gitmiş. Babamın yeğeni Haney Hanım bizi büyüttü. Onun için bize ?Haney´in uşakları? derler.  Köyde çok sıkıntılar içinde büyüdük. 1951 de askere gittim. Erzurum´da topçu olarak iki yıl askerlik yaptım.  Askerden sonra çobanlık ve davarcılık yaptım. Gürün´ün Tepecik ve Mahken köylerindeki yakınlarımız bize 10-15 koyun getirdiler. Fakirdik Allah yardım etti, çalıştık, 1000 koyunumuz olduğu günleri gördük. Çok şükür?

/resimler/2018-10/22/1057193315165.jpg

Mehmet Gündüz (1952 doğumlu)

Eskiden ulaşım binek hayvanları ile yapılırdı. Çok meraklı olanlar cins at besler, düğünlere katılır cirit oynarlardı. Kuluncak, Sofular, Ayvalı taraflarından bu tarafa sabah erkenden yola çıkanlar akşam burada kalır, Darende´den dönenler de geç çıkmış ise yine Akpınar´da misafir olur ertesi sabah yola devam ederlerdi. Kendilerini misafir etmek, at,  eşek, katır gibi binek hayvanlarına yer bulmaktan kolay olurdu. Attepesi, Kuvvettaşı mevkileriyle Haramigediği arasında kar ve tipi yoğun olurdu. Bu sebeple özellikle kışta mahsur kalan yolcular evlerde misafir edilirdi.

İlk olarak 1950´li yıllarda Darendeli davar ortaklarıyla beraber Umaçlar gazlı bir Ferguson marka traktör aldılar. Bu civarın bütün tarlaları bu traktörle sürülüp ekildi, biçilirdi. Haftada bir iki defa (Pazartesi Cuma günleri) de römorkuna binen köylülerimizi Darende´ye götürüp getirirdi. Şoför Memili Kumtepe bir ara Darende-Ayvalı-Kuluncak-Sofular hattında kamyonla yolcu nakliyesi yaptı. Buradan Topalların Ethem minibüs alarak bu hatta çalışmaya ilk başlayandır. 1975´li yıllarda ise 50 NC Fiat yarım otobüsler ile Ford minibüsler yolcu nakliyesine başladı. Ben de 1977-87 yılları arasında 10 yıl Yukarı Selimli hattında minibüsçülük yaptım. Yukarı Selimli, Kömüklü, Kızılmağara, Söğüt, Kaynarca, Ayvalı, Akpınar, Darende hattında yolcu taşıdım. Daha sonra Ayvalı ve Kuluncak Belediyeleri araç alıp bu hatta koydular. Bir müddet de belediye otobüsleri devam etti. 1994 yılında da Kuluncak ilçe oldu zaten. Ayrıca herkesin mali imkânı çoğalıp özel araçları olunca gelip gitme çoğaldı, nakliye işi azaldı.  Eskiden her köyde okul vardı. Birkaç yıldır taşmalı eğitimle öğrenciler Darende´ye gidiyor. Bu arada eğitim kalitesi de yükseldi. Tabii öğrenci servisini yapan servisçi arkadaşlarımız da var.

Cafer Umaç ( 1975 doğumlu)

Köyde yaşayan komşularımız gibi biz de peynircilik yapıyoruz. Geçimimizi hayvansal ürünlerden kazanıyoruz. 10 büyükbaş hayvan besliyorum. Süt inekçiliği yapıyorum. Süt sağma makinasıyla elde edilen sütler süzüldükten sonra mayalanır. 1 saat kadar beklenir. İyice mayalansın, suyu çabuk çıksın diye sonradan biraz daha karıştırılır. 1 saat daha beklendikten sonra 3 tanesi 1 kg gelecek şekilde süzeklere konulur. Üzerine kaynar su dökülür, taşın altında süzülmeye bırakılır. Süzekten çıkartılır, 3 gün de tuzda bekletilir. Böylece yerel peynir elde edilmiş olur. Siparişlere göre 5-10 kg´lık bidonlarda tuzlu suya salamura olarak hazırlanır ve tüketime arz edilir.

Köyümüzde eskiden koyun sürüleri vardı. Bizim de çok koyunumuz vardı. 3 ay süreyle koyunlar sağılırdı ama bugünlere nazaran daha az peynir elde edilirdi. Koyun peynirinin kendine mahsus bir kokusu olduğundan herkes onu yemiyor. Genç nesil hiç tercih etmiyor. Ayrıca inekler 11 boyunca sağıldığından bütün yıl peynir üretimi geçekleşebiliyor. Yaptığımız peynirler Darende pazarında satıldığı gibi, özel sipariş veren müşterilere direkt veriliyor. Hatta iki yıldır ben yapmış olduğum peynirleri İstanbul´daki bir hemşehrimize salamura şeklinde gönderiyorum. O İstanbul´da semt pazarlarında özel müşterilere satıyor. Tereyağı zahmetli ve peynire göre daha az kârlı olduğu i için pek yapılmıyor. Kıramadığımız dostlara, özel müşterilere tereyağı da yapıyoruz.

Eskiden veteriner kontrolü olmadığı için hayvan ölümleri fazla oluyordu. Şimdi daima veteriner kontrolünde olan hayvanlarda ölüm oranı da azaldı. Üretim ve ticarî gelir açısından süt inekçiliği bizim açımızdan fevkalade bir gelir kapısı oldu.

/resimler/2018-10/22/1058112847413.jpg

Mehmet Umaç (1951 doğumlu)

Köyümüzde eskiden cami yoktu. Cuma ve Bayram namazları için genellikle Somuncu Baba/Şeyh Hamid-i Veli Camii´ne giderdik. 1971 yılında Ayvalı tarafına giden Hulûsi Efendi Hazretleri köyümüze uğradı, misafirimiz oldu. Köyün büyükleri de bir cami yapmayı arzuladıkları söylediler. Yerini belirlediler, Hulûsi Efendi (k.s.) öncülük etti, temelini attı. Köylünün ve etrafın yardımıyla camimiz bir yıl içinde tamamlandı. Yine mihrabını ve minberini Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi özel ustalara yaptırdı. Taş mihrabı Maraşlı ustalar, ceviz minberi Geredeli ustalara yaptırdı. İnşaat bitince de açılışını geçekleştirdi. Bütün emeği geçenlerden Allah razı olsun. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi´nin yöremiz üstünde çok büyük manevî tesiri vardır. Bir kardeşimin adı Hulûsi´dir. Bir diğerini adı Hulûsi Efendi´nin ecdadı Taceddin-i Veli´nin adı olarak Taceddin´dir.

/resimler/2018-10/22/1058354566794.jpg

Mehmet Umaç Kış Hazırlıklarını Anlatıyor:

Köyde kış hazırlıkları çok önemli bir yer tutar. Bunlardan biri de un öğütmektir. Önceleri ekşili ekmek yapılırdı. Bizim evde hemen hemen her gün sac üzerinde, ocakta taze taze ekşili ekmek pişirilirdi. Şimdilerde kışlık yufka pişirilmektedir.

Eskiden beri kendi tarlalarımıza ektiğimiz beyaz buğdaydan kış hazırlıkları yapılır. Her hane nüfusuna ve misafir kapasitesine göre 50 ila 100 külek arasında un öğütür. Yıkanıp kurutulan buğdaylar çuvallara doldurulup, eskiden hayvanlarla şimdi traktörle Ayvalıdaki değirmeni götürülür. Önceleri orada su değirmeni vardı. Bir iki gün nöbet bekleneceği hesapla evden azıklar hazırlanıp en az iki kişi olarak yola çıkılırdı. Yolda hayvanların üzerinden yükler bazen düşerdi. İki kişi onu yeniden yükler götürüp değirmene indirirdi. Ev halkından kimse yoksa komşular imece usulü yardımcı olurdu. Nöbet sırası gelince sırtlanan çuvallar buğday teknesine boşaltılırdı. Değirmenci ayarını verir, un teknesine yığılan unlar tahta un küreğiyle tekrar çuvallara doldurulurdu. Eski değirmenciler ?Değirmen hakkı? denilen ücretini bu unun içinden alırdı. Bazen nakten ücret verenler de olurdu.

Şimdi artık modern un değirmenleri çalışıyor. Ayvalıdaki bu modern değirmene traktörle götürdüğümüz buğday elenip, istenirse kepeği alınmadan;  genellikle kepeği alınarak un haline getiriliyor. Çuvala otomatik olarak konulup, hızlıca eve getiriliyor.  Bu kültür yaşatılıyor ama uygulamada epey değişiklik oldu.

Bulgur kaynatma da ayır bir kış hazırlığıdır. Bulgur için yine kendi tarlamızdan çıkan buğday yıkanır yıkanmaz hemen hazırlanan kazanlara konulur, kaynatılır. Hedik (kaynatılan buğday) bir müddet serilip kurutulduktan sonra yine modern değirmenine götürülür. Setenlenen yani yüzündeki kabuğu alınan buğday öğütülerek bulgur haline getirilir.

Köy yerinde yaşayanların en önemli kış hazırlıklarından biri de yakacak hazırlığıdır. Yani tezek hazırlığıdır. Eskiden beri köylerde tezek yakılırdı. Önceleri koyun beslendiği için koyun ağılları yılda iki veya üç defa kesilir, uygun bir duvar üzerine veya duvar dibine sıralı bir şekilde istiflenir, kurutulurdu. Kuruyan tezekler yuvarlak bir şekilde üst üste dizilerek üzeri de ahbunla sıvanarak kışa yakıt olarak hazırlanırdı. Kışın sobada veya ocakta tezek yakılırdı. Şimdi artık köy evlerinde de odun ve kömür yakılmaktadır.

Kış hazırlıkları olarak ayrıca, erişte ve mantının yanında bir de yine her evde etlik kesilirdi. Etlik demek güzden beslenen büyükbaş veya küçükbaş hayvanın kesilerek kavurma yapılması ve kışın et olarak yemeklerde kullanılması vazgeçilmez kültürdü. Kış kavurmasının ayrı bir lezzeti olurdu.  Her ev kendi imkânına göre mutlaka etlik keser, kavurma yapardı. Yaz aylarından tavuk,  horoz, culuk/hindi beslenir, kışın özellikle misafir gelince hemen kesilir komşulara ve misafire ikram edilirdi.

Kış yarısı gelince yani 13 Ocak tarihinde köyün gençleri toplanır, her evden yağ yumurta gibi yiyecekler toplar, bir evde oturulur, bunlardan sac kömbesi pişirilirdi. Topluca yemek yenir birlik beraberlik sağlanırdı. Kışın zahmetinin bittiğine, baharın müjdesine sevinç gösterisi gibi bu faaliyetler yapılırdı.

Koç katımında davarlar ve koçlar süslenir, boyanır, kömbe pişirilir, silah sıkılır bayram havası içinde sevinçli günler yaşanırdı.

Bu vesileyle bütün hemşehrilerimizi muhabbetle selamlarız?

 

 



Kenan Köse
27.10.2018 01:16:11
Musa hocam güzel röportaj olmuş, elinize sağlık.Bizi eski günlere götürdünüz.Allah razı olsun.Selam ve dua ile..