Anahtar Kelimeler:

Mustafa Sarılar ile röportaj

Mustafa Sarılar ile röportaj

Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mustafa Sarılar

Darende’yi Hulusi Efendi Vakfı yükseltiyor

 

Ropörtaj: Aslan Tektaş

 

Bu ayki konuğumuz, gurbette olmasına rağmen Darende’de sık sık gördüğümüz, güler yüzü, sinerji veren yapısıyla Mustafa Sarılar. Mustafa Bey’le Sivas Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki makamında Darende’yi, ticareti, başarının sırlarını konuştuk. Çocukluğu, ilk ticari kazancı ve bugünleri güzel bir sohbetle aşağıda okuyacağınız söyleşiye dönüştürdük…

 

Söze, okurlarımız için sizi tanımakla başlayalım mı?

Öncelikle teşekkür ederim bana bu fırsatı verdiğiniz için. 1956 Sivas doğumluyum. Babam Ethem Sarılar, Darende’den Sivas’a 1950’de gelmiş. Babam Darende’nin Baytarbağı mahallesinden, annem ise Zaviyeli Karaağaç ailesindendir. İlk orta tahsilimi Sivas’ta yaptım. İstanbul Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Diş Hekimi olarak 1980’de mezun oldum. 1981 Ağustosta yedek subay olarak askere gittim. Tatvan Askeri Hastanesinde görev yaptım. 1982’nin 5 Kasım’ın da askerliğim bitti geldim ve baba mesleği ticarete başladım.

 

Peki Diş Hekimliği değil de neden ticaret yaptınız?

Darende’nin genel yapısında ticaret vardır. Tahsilimiz olsun diye okuduk. Okuduğumdan da hiçbir zaman pişman olmadım. Ama şuanda yapmış olduğum meslekle alakalı bir tahsil yapmış olsaydım acaba farklı olur muydu diye düşünürüm. Bizim zamanımızda en yüksek puandan aşağı doğru Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği diye aşağı doğru sıralanırdı. Nasibimiz böyleymiş. En azından bir hekimlik kimliğimiz var. 

 

İlk ticari deneyiminiz neydi?

Biz ilkokuldan beri ticari hayatın içindeydik. Babam Sivas’ın en büyük toptancılarından biriydi. Bizler ilkokulda öğlen yemeğe geldiğimizde rahmetli anam elimize sefer tasını verirdi babama öğlen yemeği götürürdük. Orada da çalışırdık. Mal yüklerdik, boşaltırdık, fatura keserdik derken serüven başladı. Babam harçlığımızı verirdi.

Bir gün bana bir iş söyledi iş de çok basitti. Önceden fabrikalar boş kutuları geri alırdı. Helva tenekelerini helvacılar geri alırdı. Biz bunları toplardık babamızın aracılığı ile fabrikaya geri yollardık ama kar direk cebimize girerdi. Bir gün ‘baba harçlığımı ver’ dedim. ‘Oğlum para kazandın ya oradan harca’ dedi. ‘Yok onu ben kazandım o çok kıymetli’ demiştim. Babamda bana ‘benim kazandığım parada bana kıymetli’ dedi. ‘Ona göre elinin ayarı olmalı ona göre harcamalısın’ dedi. Bana bu mesajı verdikten sonra bir daha öyle bir iş yaptırmadı. Kazanmayı küçükken öğretmişti.

Ticaret bizim genlerimizde var, ağabeyim avukatlık yapıyor ve amcamın oğlu da doktor, onun dışında herkes ticaretle ilgileniyor. İçimizde yüksek tahsil yapmayan da yok. Babamızdan aldığımız bayrağı daha da yükseğe çıkararak taşıyoruz. Babamdan işi devraldığımda iki çalışanımız vardı ve servis aracımız eski hamal arabalarındandı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum ve herkese kendimi kabul ettirmem gerekiyordu o yüzden çok dürüst ve sözünün eri olan bir gençtim. Bugün ise 200’ü aşkın çalışanımız ile sadece gıda değil daha farklı sektörlerde de yer alıyoruz. Samsunda inşaat deneyimim oldu ve şu anda bitti daireleri satışa çıkardık. Hizmet sektörüne atıldık, Sivas’ın en kapsamlı en büyük oteline emanetçisi olarak sahibiyiz. İleri de Sivas için daha değişik projelerimiz var.

 

Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki çalışmalarınız nelerdir?

Evet Ticaret ve Sanayi Odasında 15 yıllık bir çalışmamız var ve 2005 yılından beri Meclis Başkanlığını yapıyorum. 7. yılım dolmak üzere inşallah ‘en uzun süreli meclis başkanı’ olarak görevi tamamlarız. Yeni kanuna göre üst üste iki dönemden fazla görev alınamıyor.

 

Şimdi hem tüccar, hem yönetici hem de Darendeli olarak ticarette başarıyı nasıl açıklarsınız?

Her şeyden önce babadan aldığımız ticari terbiye, dürüstlük ve ahlaktır. Bunları aldık bu şekilde yola çıktık ve sapma göstermedik. O genç yaşta müşterilerimizin bana söylediği bir şey vardı; ‘Bir başkasından aldığımız malların kolisini değil içindeki malzemeleri sayarız. Ama senden aldığımız mallarda hesabını bile kontrol etmeyiz.’ Başarımızın sırrı dürüstlük ve Allah’ın dürüstlerin yanında olması. Hiçbir zaman başarıyı ben kendimde görmüyorum. Önce Allah’ın lütfü daha sonra anamın babamın duasıdır ve eşimin de sabrıdır.

 

Çocuklarınızın da ticarete merakı var mı?

2 oğlum 1 kızım var. Kızım halkla ilişkiler mezunudur. Büyük oğlum işletme İngilizce okuyor. Bitirince yurtdışında master yapacak ekonomide ticarette çok donanımlı olmasını istiyorum. ‘İlla benim işimi yapacaksın’ diye bir şartım yok. Haram lokma yedirmemeye gayret ettik ve kendi doğru yollarını bulacaklarına eminim. Küçük oğlumda siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okuyor. Okulu bitince ister kendi mesleğini yapsın isterse baba mesleğini ilerletsin ikisine de razıyız.

 

Peki farklı sektörlerde çalışanlarınız olduğunu söylediniz. Çalışanlarınızın işlerle ilgili fikirlerini alır mısınız?

Kesinlikle, başarının sırrı paylaşmadır. Sevgi ve bilgi paylaştıkça artar. Ben bugün her departmanın sorumlusu ile istişare ederim ve sorumluluk veririm. Sorumluluk verince de sıkboğaz etmem. Eğer ona yetki verdiysem güveniyorsam her zaman değil de gerektiği zamanlar sorarak başlarında yol gösteren bir ağabey gibi dururum.

 

Gurbete çıkan bir Darendeli olarak ilçedeki gelişmeleri nasıl buluyorsunuz. Geçmişten bugüne bir değerlendirme yapar mısınız?

 Ben Darende sevdasıyla büyüdüm. Yaz tatillerini hep orada geçirirdim. Bugün bu saat aynı sevdam devam etmektedir. Her fırsatta da ziyaret etmeğe çalışıyorum. Akrabalarım var ve her konuda onlarla görüşüp ilgilenmeye çalışırım. Darende’nin dünü ve bugünü karşılaştırırsak çocukluğumdaki nostaljik şeyi hemen hemen yok gibi. Yeni bir tablo var. Darende’nin gelişimi tamamıyla Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfına bağlı durumda, lokomotif konumundadır. Biz bundan gurur duyuyoruz. Darende’nin adının duyulmasına tanınmasına katkısı çok büyüktür.

Ben arzu ederim ki oradaki seçilmişlerin ya da atanmışların aynı özveriyle Darende için çalışmalardır. Ben geçmişte de görmedim, bugünde pek fazla bir şey göremedim. Vakıf yaparsa bir şeyler oluyor ya da gelişiyor. Oradaki dostlarımızın hemşerilerimiz şehircilik adına daha özverili çalışmalı. Elbette ki çalışmaları vardır ama daha sıkı çalışılmalı. Dostlarımızda tabi gücenmesin. Çünkü dost diyoruz dost bazı şeyleri eleştirmesi lazım, insan hep aynı yerde ikamet ettiği için göremez belki. Ama biz gittiğimizde şehir adına yapılmış çok bir şey göremiyoruz. Bence vakfın onlar için bir rehber olduğunu unutmamamız lazım. Bu işler rekabetle gelişir o bir yapıyorken ben iki yapmalıyım diye düşünmeli. Şehir bu şekilde gelişir.

 

Zaviyede turizm yönünde nasıl gelişmeler gördünüz? Geçmişle bugün arasında bir karşılaştırma yapar mısınız?

Çok değişimler var. Eski otopark yerine sanırım yeni bir ticari yapılandırma var. Ben Tohma vadisinin daha geniş olmasını isterdim. Ama herkesin özel mülkiyeti bu işler öyle kolay işler değil. Ramazan’da birkaç kez geldim iftar zamanları sofralar çok canlı oluyor. İftarda bulunan herkes Darendeli değildir, bu Darende’ye bir kazançtır. Ben bir turizm elçisi gibi çok arkadaşımızı Darende’ye getiriyorum. Sivas’ın kafasındaki Darende’yle ilgili soru işaretini pozitife çevirmeye çalışıyoruz. Ve bakınız burası bir ilçe ve bu ilçeyi yükselten bir vakıftır. Her yerde öylesi vakıflarımız olsa o bölgelerin daha çok gelişeceğini gösteriyoruz. Bizimle gelen arkadaşlar sonra ya aileleri ya da başka arkadaşlarıyla gelerek tanımaya devam ediyorlar.

 

Darende’deki ticaret adamlarına, esnaflara veya diğer çalışanlara Darende’nin gelişimiyle ilgili ne gibi fikirleriniz veya önerileriniz var?

Şimdi ben her zaman birlik olmaktan yanayım. Bir olalım diri olalım. Elindeki kalemi kırmak çok kolay ama kalem beş tane olursa kırılması zorlaşır. Darende’nin geliri nedir kayısı, ceviz gibi tarımsal ürünler. Bence orada hayvancılıkta geliştirilebilir, turizm ilçenin geneline yayılabilir. Çünkü sadece Zaviye değil, yine vakıf tarafından yaptırılmış Günpınar Şelalesi gibi yerler eklenmeli. Tarihi konaklar onarılmalı ve konaklama için kullanılmalıdır. Darende’nin tarihi milattan öncesi yıllara kadar uzanıyor, tarih dokusunu da ön plana çıkarılarak bazı projeler hazırlanabilir.

Darendeli esnaf arkadaşlarıma en büyük tavsiyem dedikoduyu bıraksınlar birbirlerini eleştireceklerine bir araya gelsinler çeşitli işletmeler kursunlar. Kaysıyı Malatya’ya satmak yerine o kaysıyı birleşerek Darende olarak satmayı, ya da ihracat yollarını araştırmalılar. Kayısı konusunda çok ciddi bir potansiyeli var. Türkiye’ye belki de dünyaya ticaretiyle örnek olmuş bir ilçedir Darende. Bir araya gelseler farklı tesisler ile şehirleşmede çok daha çabuk yapılır. Beklide Darende’den çıkmış tüccarlarda yeni tesisler kurabilir. Çevre ilçelerden Akçadağ’dan, Kuluncak’tan kayısı toplanarak yan ürünleri yapılabilir. Örneğin bir kayısı marmelatı, reçeli, çekirdeği ayrı ayrı önemli, hatta çekirdek kabuğu bile önemli. Hiç kimse kendi kabuğuna çekilmesin Türkiye büyüyor yeni pazarlar elde ediyor.

 

Ticaret ve Sanayi Odası olarak nasıl hizmetler veriyorsunuz?

Ticaret ve Sanayi Odası olarak bilgi becerilerimizi yansıtmaya çalışıyoruz. Darende için söylediğimiz şeyler, Sivas içinde geçerlidir. Sivas sürekli göç veren bir ilimiz, ilk önce bu göçü minimize etmeye çalışıyoruz. Ulaşım çok büyük sorundu. Bir yatırımcı geldiği zaman ilk önce ulaşıma bakar, daha sonra konaklamaya bakar. Biz meclis başkanlığımız döneminde ilk önce bunlarla başladık. Tabi siyasette bunu çok etkiliyor. Geçmişte Abdullatif Şener’in başkanlığında sanayileşme başladı. Şu anda birinci sanayi bölgemizde yer yok, ikincisi bölgemiz için yatırım aldık yer tespit ettik inşallah faaliyete geçecek. Sadece sanayisinin konuşulmadığı yer altı rezervi çok iyidir. Dünyanın ¾ rezervi Türkiye’dedir. Mermer olarak Türkiye’nin ¾ bölümü Sivas, Tokat, Amasya’dadır. Bunları daha aktif hale getirmek gerekiyor. Böyle blok mermer yerine işleyerek göndermek daha kazançlı olmaktadır. Termal turizm ön plana çıkmıştır. Sıcak Çermiğe termal tesisler kurulmaktadır. Hayvancılık Sivas’ta çok modernize bir şekilde yapılmaya başlandı. Bunları takip etmenin yanı sıra Vilayet, Üniversite ve Ticaret Sanayi Odası birlikte çalışmaktadır. Aynı frekanstan konuşmaya çalışarak başarıyı elde etmeye çalışıyoruz. Valimiz ile çok uyumlu çalışıyoruz. Milli Savunma Bakanımız da bizim için büyük bir şanstır. Bazı kurumları ve kuruluşları onların önderliğinde bir araya getirdiğimizde birlik daha kolay sağlanıyor. Biz burada sanayinin en çok sıkıntı çektiği vasıflı eleman sıkıntısıdır. Bu Türkiye’nin sıkıntısıdır. Güney Kore böyle kalkınmıştır. Meslek Lisesinde yetiştirdiğimiz elemanları kullanıyoruz. Sanayicimize soruyoruz nasıl bir elemana ihtiyacın var. Örneğin tornacıya, soğuk kaynakçıya gibi bize bildiriyor. Biz de okullarımızdan bakarak uygun elamanlarımızı testlerden geçirerek tavsiye ediyoruz. İşsizlik sorunu biraz daha azalıyor. Sanayicimizde vasıflı elemana kavuşuyor. Bu yeterlimidir değil ama başlangıç için güzel. Sivas ve Ticaret Odası bütün Türkiye için önemli bir kuruluştur. Şüphesiz Sivas’ımız içinde öyledir. Neden ekonomi bizden soruluyor. Siyasetle de uyumlu olunca işler daha yolunda gidiyor.

 

Bu güzel söyleşi için teşekkür ederiz

Asıl, ben teşekkür ederim. Her ay gazetem gelince bu ay kimlerle ilgili haber var, hangi hemşehrimiz nerde, ne iş görüyor, Darende’de neler olmuş, kim ölmüş onu takip ediyorum. Başarılı çalışmalarınızdan dolayı gazeteye emek verenleri kutlarım.