İbrahim Sözen
14.04.2016 17:04:21
KÖYÜMÜZDE (DARENDE´NİN AŞUDU KÖYÜ) 58 SENE EVVEL 15 MAYIS 1958 PERŞEMBE GÜNÜ YAPILAN YAĞMUR DUASI 1958 yılında Darende ve köylerinde; Müfti Ömer Şem´i Efendi´nin O meşhur Yağmur Duası´nda; ?Oldu mezru´atımız yağmura muhtac el meded?; ?El eman yandı yakıldı sebze-ü erzakımız? gibi belagatlı ifadeyle dile getirdiği gibi büyük bir kuraklık vardı. Ekin tarlaları, bağlar, bahçeler ve ağaçlar susuzluktan kuruyacak hale gelmişti. Bu nedenle, köyümüzün (Günpınar, eski adı Aşudu) Yukarı Şuğul mevkiinden çıkan ve Şelaleyi besleyen ana su kaynağının bulunduğu vadiye gidilerek Yağmur Duası yapılmasına karar verilmişti. Yağmur Duası hazırlıkları sırasında, o zaman köyümüzün Büyük Camii İmam-Hatibi olan babam merhum H.Ali Sözen, bir arkadaşla okumamız için, Ömer Şem´i Efendi´nin Yağmur Duasını bana yazdırmıştı. Arapça?Farsça kelime terkiplerle yazılan bu duayı ezberlemek değil de rahatlıkla okuyabilmek için ilkokul arkadaşım Mehmet Aktürk´le günlerce çalışmıştık. Köyümüzde hazırlıklar sürerken, babam bir sabah, Ömer Şem´i Efendi´nin oğlu, Son Devir Ulemasından, Müderris Mustafa Esat Işık, Hulusi Efendi Hoca Efendileri Yağmur Duasına davet etmek için Darende´ye gitmişti. Babam Darende Devlet Hastanesinin önündeki, Tohma´ya parelel yoldan çarşıya doğru giderken bir tanıdığına rastlar. Köylüler, acil bir işleri yoksa, halen devam ettiği gibi o zamanlar da pazarın kurulduğu Pazartesi günü Darende ye giderlerdi. Bunun için olacak tanıdığı, Darende ye geliş sebebini sorunca babam da, ?yarın 15 Mayıs Perşembe günü Yağmur Duasına çıkacağız. Esat Dayı (Mustafa Esat Işık Hoca Efendi´ye ailece Esat Dayı diye hitap ederdik.) ile Hulusi Efendi´yi davet etmek için geldim der.? Bunun üzerine, belki de yarı müstehzi bir tavırla ?Yağmur Duası´na çıkacaksınız da yağmur mu yağacak ?? deyince, babam da; ?Biz CENAB-I HAKK´a ihlasla dua ederek, kulluk vazifemizi yerine getirmeye gayret edeceğiz. CENAB-I HAKK murat ederse yağar diye ümit ediyoruz? der. Yağmur Duasına çıkmadan evvel behemehal yapılması gereken; haksız olarak veya zorla birinden alınmış bir şey varsa onun hak sahibine iade edilmesi, herkesin birbiriyle helalleşmesı, küslerin barıştırılması, hayır hasenat yapılması vs işler tamamlandıktan sonra, gökyüzünde zerre kadar bulutun bulunmadığı, her tarafın günlük, güneşlik, pırıl pırıl olduğu ve iğde çiçeklerinin buram buram etrafa koku saçtığı, Perşembe gününe rastlayan 1958 Mayıs ayının 15. günü sabahı erkenden, köyümüzün Günpınar (Aşudu) Yukarı Şuğul mevkiindeki ana su kaynağının bulunduğu vadiye Yağmur Duası´na gitmek için, kimimiz atla, kimimiz merkeple kimimiz de yaya olarak yola çıktık. Yağmur duası, Darende Sayfiye, Kılıçbağı, Beybağı gibi mahalle ve Palanga gibi yakın köylerin bütün ahalisi ile ?Bir bölük sıbyan gelüp dergaha sunduk arzu hal? mısrasının ifade ettiği mana gereğince, bu mahalle ve köylerde bulunan bütün ilkokul talebelerinin iştiraki ile yapılmıştı. Köyümüze 4-5 km. mesafede olan, Yağmur Duası yapılacak vadiye geldik. Duadan evvel 70.000 (yetmişbin) def´a Şura Suresi´nin 28. ayetinin okunması ve sayıda bir yanlışlık olmaması için, nohut büyüklüğünde 70.000 (yetmişbin) tane taş toplanması gerekmektedir. Bu görevi daha ziyade biz çocuklara ve delikanlılara verdiler. Bizler de büyük bir heves ve heyecanla bu taşları toplamaya başladık. Yaşlı büyüklerimiz de bize yardım ettiler. Beraberce taşları toplayıp bir serginin üzerine yığdık. Başımızda birkaç tane büyüğümüz olmak üzere taşların sayım işini tamamladık. Bu taşların her birine Şura Suresi´nin 28. ayetini okumak üzere, başta Esat Dayı, Hulusi Efendi ve hatırlayabildiğim kadarıyla köyümüzden; Abbas Yıldırım, Mustafa Yıldırım, İbrahim ve Ahmet Yıldırım kardeşler, eski muhtar Mehmet Yılmaz ile kardeşi Hacı Yılmaz, Mehmet Berktaş, Ahmet Ateş, Hacı Topuksal, Kılıçbağı Camii İmam-Hatibi Abdullah İçli, Beybağı Camii İmam-Hatibi Dursun Aksan hoca efendiler, Hatem Çavuş ve okumayı bilenler, serginin başında ders halkası misali yerlerini aldılar. Bütün taşlar, Şura Suresinin 28. ayeti okunup dil ile hafifçe ıslatıldıktan sonra görevli tarafından bir çuvala doldurulmaya başlandı. Bu arada şunu da çok net hatırlıyorum; Şura Suresinin ?Vehüvellezi??..? kelimesiyle başlayan 28. ayetini bana ve bazı arkadaşlarıma Esat Dayı orada öğretmişti. CENAB-I HAKK´ın rahmeti üzerine olsun. Mekanı Cennet olsun. Bütün taşlar, okunup sayı tamam olunca çuvalın ağzını bir iple bağladılar. Güçlü kuvvetli birkaç kişi çuvalı, aczin ve güçsüzlüğün beliğ ifadesiyle ile Palanga Köyü´nden, yaşadığı dönemin binbir meşakkatına katlanmış, zayıf, beli bükülmüş ve pir-i fani denecek kadar yaşlı Yusuf Ağa´nın (Yusuf Köksal) sırtına temsili olarak yüklediler. Yusuf Ağa´yı yormamak, kendisine en ufak bir zahmet vermemek için azami dikkatle çuvalın bütün ağırlığına tam destek olup, Yusuf Ağaya ayak uydurmak suretiyle çok yavaş adımlarla giderek suyun kaynağına ulaştılar. Burada, suyun çıktığı kaynağa bıraktıkları çuvalın ağzındaki ipi çözerek taşları boşaltıp döndüler. Sıra 2 rek´at İstiska Namazı (yağmur duası namazı) gelmişti. Usul gereği, hepimiz üzerimizdeki ceket gibi giyeceklerimizi ters giyerek (astarı dışarı gelecek şekilde) İstiska Namazını kılındıktan sonra, Müfti Ömer Şem´i Efendi´nin Yağmur Duasını, gene Palanga Köyü´nden, babamla birbirlerini çok sevdikleri ve saydıkları arkadaşı Hatem Çavuşla (Hatem Ünal) beraber okumuşlar, bütün cemaatde ?amiiiin, amiiiin, amiiiin? demiştik. Dua da eller usul gereğince avuç içi toprağa dönmüş olarak yapılmıştı. Dua bittikten sonra köy ve mahallelerimize dönüş hazırlığına başladığımız sırada, sabah her tarafın günlük güneşlik, pırıl pırıl olduğu ve zerre kadar bulut olmayan gökyüzünün tamamen bulutlarla kaplandığını hayretle gördük. Az sonra da yağmur yağmaya başladı. (*) Demek ki Hacet Kapısı açıkmış. Esat Dayı, Hulusi Efendi ve Darende den gelen diğer misafirlerimizi jiple Darende ye uğurladık. O yağmur altında köye zor döndük. Tamamen ıslanmış vaziyetteydik. Birkaç gün sonra babam bir iş için Darende ye gitmişti. Tesadüf bu ya daha önce karşılaştığı tanıdığının, kendisini gene aynı yol üzerinde görünce istikamet değiştirdiğini söylemişti. Ayrıca, Esat Dayı ve beraberindeki misafirler de Darende ye zorlukla ulaşabildikleri haberini almıştık. (*) Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü´nden alınan 02.05.2011 tarihli Darende 1958 Nisan-Mayıs-Haziran aylarına ait yağış raporu. Halen hayatta olan şahitler: Aşudu (Günpınar) Köyü´nden Seyfettin Yıldırım; Ahmet Yıldırım, M.Ali Gökçe,vb. Palanga Köyü´nden Hidayet ve Yaşar Yıldırım kardeşler ile Beybağı Mahallesi´nden Derviş Biltekin. Not: Kurban kesimi ve yemek ikramı konusu bu yazıda ihmal edilmiştir.

Çiftçiler "Yağmur Duası" geleneğini sürdürdü

İlçemiz Yeşiltaş Mahallesi´nde yaşayan vatandaşlar, asırlardır sürdürdükleri "yağmur duası" geleneğine bu yıl da devam etti.

 

İlçemiz Yeşiltaş Mahallesi´nde yaşayan vatandaşlar, asırlardır sürdürdükleri "yağmur duası" geleneğine bu yıl da devam etti.

Darende´ye 25 kilometre mesafedeki tarım ve hayvancılıkla geçinen 700 nüfuslu Yeşiltaş Mahallesi´nde yaşayanlar, mahalle kırsalındaki Göz mevkisinde bir araya geldi.

Bolluk, bereket ve birlikteliklerinin artacağına inandıkları geçmişi asırlar öncesine dayanan "yağmur duası" geleneğini yaşatmak için buluşan mahalle sakinleri, burada kurban kesti.

Yılın bereketli geçmesi ve bereketli yağmurların yağması için dua eden vatandaşlar, birliktelikleri için alanda yemek yaptı. Kadınların Kuran-ı Kerim okuduğu etkinlikte, erkekler namaz kıldı.

Mahalle muhtarı Muzaffer Aslan, gazetemiz muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı Devleti döneminden beri gerçekleştirilen bu geleneğin mahalle için kutsal bir görev olduğunu söyledi.

Birlikteliğe vesile olan bu dua etkinliğinin, mahalle sakinlerinden imece usulüyle toplanan küçükbaş hayvan, bulgur, tereyağı, ve ayrandan oluştuğunu aktaran Muhtar Aslan, "Her yıl nisan ayı içerisinde yağmur duasına çıkıyoruz. Geleneğimizin devam etmesi için eşlerimizi ve çocuklarımızı da getiriyoruz. Bu sayede çocuklarımız geleneği yaşatacak. Birlik içerisinde bereketli bir yıl olması için dua ediyoruz. Kendimizin pişirdiği yöremize has ´donguş´ yemeğini misafirlere ikram ediyoruz." diye konuştu.

Bu yıl bölgede yaşanan zirai donun kayısıyı etkilediğini belirten Aslan, "Kayısımızı ciddi oranlarda don vurdu. İnşallah havalar yağışlı geçerse tarımla uğraşacağız. Mahallemizin kırsalda olması sebebiyle bizim için su hayati önem taşıyor. Bu gelenek su gibi bize hayat veriyor." dedi.

İlçe Müftüsü Ahmet Varol´un da katıldığı etkinlikte ayrıca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu´da şehit olan güvenlik güçleri için de Kuran-ı Kerim okundu.