Darende´deki HES tepkisine destek

Darende´deki HES tepkisine destek

Darende`deki HES tepkisine destek

Somuncu Baba’nın vadisine kelepçe 

 

GÜRHAN SAVGI

 

Aksiyon Dergisi - Sayı: 828 / Tarih : 18-10-2010 

 

Tohma Çayı’nda yapılacak HES, inanç ve doğa turizmi alanı olan Somuncu Baba Dergâhı’nı tehdit ediyor. SİT alanı olan bölgede çok az miktarda enerji üretecek projeden vazgeçilmesi isteniyor. 

İstanbul-Malatya uçağı kalkışa hazırlanırken okuduğum Osman Hulûsi Efendi’nin Divan-ı Hulusi Darendevi adlı eserinde şu dizeler dikkatimi çekiyor: “Sakın nefsine uyup bir cân incitmeyesin / Hüsn-ü edebi koyup bir cân incitmeyesin.”

Bu beytin yazıldığı mekân olan Darende’deki Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Dergâhı, bugünlerde yapımı planlanan bir hidroelektrik santral (HES) tehdidi ile karşı karşıya. Tehdide yerinde şahit olmak için gittiğimiz dergâh, su ile bütünleşmiş. Bu manevi mekânın adeta ayaklarından su akıyor, yine başından çağlayanlar boşalıyor. Abdest alınacak su, kayaların içine yontulan küçük bir kanaldan geliyor. Dergâhın üstündeki kayalardan ise bir şelale akıyor. Anadolu’ya ışık saçan  Şeyh Hamid-i Veli’nin kabrinin altından da bir pınar kaynıyor.

Tohma Çayı aktığı dar vadiye öyle bir hayat vermiş ki sanki bu yer, etrafındaki coğrafyaya ait değil. İnsan kendini Karadeniz’de hissediyor. Senede 500 bine yakın kişi Somuncu Baba’nın kabrini ziyaret etmek ve doğa turizmi için burayı tercih ediyor. Şah-ı Veli, Hz. Ali (r.a), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den neşet eden bir inanç silsilesi bu cenneti andıran mekânda akan sulara nispet edercesine sürüp gidiyor. Yöre, bu inanç halesi sayesinde hastane, okul, yurt ve otellere kavuşuyor.

Türkiye genelindeki HES furyasından bu bölgenin de olumsuz etkilenmesinden endişe ediliyor. Lisans verilen 2 bini aşkın HES projesinden biri de bu güzel merkezin suyunu çalacak. 

Zaten vadinin üst kesiminde Tohma Çayı’nı yaklaşık 40 kilometrelik kanal ve borularla yatağından ‘by pass’ eden bir başka HES, şu anda faal olarak bulunuyor. Yeni proje ise vadinin son kısmına planlanıyor. Tohma  Kanyonu, Malatya-Kayseri karayoluna çok yakın. Karayolundan ayrıldıktan birkaç dakika sonra kanyona girilmesi turizm açısından büyük avantaj oluşturuyor. Bu coğrafi oluşumun karayolundan itibaren yaklaşık 10 kilometrelik bölümü 1. derece SİT alanı ilan edilmiş. Kanyonun içinde Somuncu Baba Dergâhı ve piknik alanları bulunuyor. Ayrıca trekking ve rafting gibi doğa sporları da yapılıyor.

Yatırımcı şirket ilk olarak SİT alanının tamamındaki suyu almak istemiş. HES’in kurulacağı Zaviye Mahallesi’nin Muhtarı Celalettin Ateş, HES çalışmalarını ölçüm yapan bir mühendisin izinsiz olarak bahçesine girmesiyle fark etmiş. Gerisini Ateş’ten dinleyelim: “Kimsin, diye sordum. ‘Harita Genel Müdürlüğünden’ geliyorum dedi. Polise şikâyet ettim. Polisler gelince buraya HES inşa etmek isteyen şirketin tanıtım kartını gösterdi. Eğer bu kişiyi yakalamasaydık çalışmalardan haberimiz olmayacaktı.”

Bunun üzerine hummalı bir çalışma içine girilmiş. Muhtar, ilgili devlet kurumlarındaki hemşehrilerinden bilgi istemiş. Detaylı bilgiye bu sayede ulaşmışlar. Firma ilk olarak tüm SİT alanında akan suyu azaltacak bir proje geliştirmiş. Ancak bu proje Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu alamamış. Bunun üzerine yeni bir çalışma yapan şirket projeyi revize etmiş.

Şirketin bu ısrarlı tavrı üzerine Muhtar Ateş, Darende’de bir imza kampanyası başlatmış. Kampanyaya halkın ilgisi yoğun olmuş. Tam 15 bin imza toplanmış. Malatya’daki ilgili devlet kurumlarına SİT alanına HES yapılmamasını talep eden dilekçe ve imzalar teslim edilmiş.

Enerji üretilmesine karşı olmadıklarını söyleyen Ateş, yeni kurulacak santralin, üst kottaki mevcut santralden, SİT alanının sınırına kadar yapılmasında bir sakınca görmediklerini söylüyor. Ancak bu teklif üretilecek elektriğin daha az olması anlamına geliyor.

Muhtar Ateş, HES’lerin doğa koruma taahhütlerine tam olarak uygun işletilmediğinin de canlı şahidi. Tohma Çayı’ndaki Hacılar HES’te 7 yıl çalışan Ateş, şunları söylüyor: “Bu santralde çalıştım. Kurak bir coğrafyada tam 45 kilometre akarsuyun azalmasına yol açıyor. Bunun bir örneği yoktur. Tohma, 32 kilometre tünel ve kanal içinde akıyor. Belki bu alanda 4-5 HES yapılırdı. Benim çalıştığım dönemde hiçbir zaman doğa koruma için taahhüt ettiğimiz su miktarını bırakmadık. Patron Ankara’dan arardı. ‘Suyu (kendi kanallarına) fazla bırakın’ talimatını verirdi. Soran olursa ‘çıkış kapağına çalı çırpı tıkanmış, az su gidiyordu, onun için fazla açtık’ diye mazeret uydurursunuz diyordu.”

Doğal kırmızı benekli alabalıkların 14 derecenin üstünde yaşamadığını anlatan Ateş, Tohma Çayı’ndaki HES sebebiyle akan suyun miktarının azaldığına, dolayısıyla suyun ısındığına dikkat çekiyor. Sonuç ise kırmızı benekli alabalıkların toplu ölümü olmuş. Alabalıkların ölümü, gözle fark edilebilen bir sonuç. Ya mikroorganizma ve hayat zincirindeki kayıplar?..

Tohma Kanyonu’nu doğa sporlarına açmak için çok sayıda projeye imza atan Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Malatya Temsilcisi Bekir Sözen, Hacılar ile Somuncu Baba arasında yapılacak bir HES’in tam anlamıyla bir doğa katliamına sebep olacağı görüşünde. Sözen bu görüşünü şöyle açıklıyor: “Tohma Kanyonu’nu rafting, trekking gibi doğa sporlarına açmak için valilikle birlikte ciddi bir çalışma içindeyiz. Bu kanyonun ulaşımı çok kolaydır. D-300 karayolundan sapınca kendinizi birkaç dakika sonra kaya sisteminin içinde bulursunuz. Bu turizm için büyük imkândır. Bir taraftan turizme ağırlık verirken bu kesimde HES’e izin vermek bu faaliyetlerin yapılmasını önlemektir. Bir çelişkidir. Ayrıca belki daha da önemlisi bir doğa katliamadır. Çünkü Hacılar HES’ten çıkan su için yeni sulama projesi yapıldı. Bu su ile 60 bin dönüm arazi sulanacak. Bir de HES kurduğunuzu düşünürseniz zaten Somuncu Baba Dergâhı’nın olduğu kesimde su kalmayacaktır. Tartışılan HES’ten sonra da üç proje vardır. Biri faaliyete geçmiştir. Bu da demek oluyor ki Tohma, borunun içinde akacak.”

İnşaatı yapan Barış Enerji Üretim A.Ş’nin Proje Danışmanı Muammer Bayır ise kurulacak HES’in doğal hayatı ve turizmi etkileyeceğine dair iddiaların asılsız olduğunu ifade ediyor: “ÇED Yönetmeliği doğrultusunda inşaat tamamlandığında doğal hayat için gerekli olan su ile sulama suyunu bırakacağız. Son proje değişikliğine göre Hacılar HES’ten çıkan su 1,5 kilometre kanalda gidecek ve elektrik üretilecek. Proje üç defa rezive oldu. İlk etapta kurulu güç 8 megavat iken, 5,5’e son olarak 1,5 megavata düştü. Çevre ve Orman Bakanlığı’nda  yapılan ÇED toplantısında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün  itirazları üzerine farklı iki alternatif çalıştık. Bunlardankanyonun ortasına denk düşeni onay görmedi. Son olarak suyun kanyonun girişindeki köprü civarında bırakılmasını öngören çalışmaya sıcak bakıldı.  Eğer bu alternatif kabul görür ve ÇED alırsak, lisans alıp 5-6 ay içinde inşaata başlayacağız.”

Ne diyordu Somuncu Baba’nın kutlu halkasının son zakirlerinden Osman Hulusi Efendi: “Sakın nefsine uyup bir cân incitmeyesin / Hüsn-ü edebi koyup bir cân incitmeyesin.”

Şimdi siz karar verin: Sorumlular canları koruyor mu?

 

Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba 1331-1412)

Asıl adı Hamid Hamidüddin’dir. Somuncu Baba olarak da bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamıştır. Miladi 1331 tarihinde Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Anadolu’yu manevi fetih için gelen Horasan erenlerinden Şemseddin Musa Kayseri’nin oğludur. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e ulaşır, 24. kuşaktan torunudur, Seyyiddir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ilk tahsilini babası Şemseddin Musa Kayseri’den almıştır. Bilge kişiliği olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, ilim alanındaki çalışmalarını Şam, Tebriz ve Erdebil’de sürdürmüştür. Alaaddin Erdebili’den ve Bayezid-i Bistami’nin ruhaniyetinden manevi terbiye almıştır. Dinî ve dünyevi ilimlerle ilgili icazet alarak irşad vazifesi için Anadolu’ya dönmüş, Bursa’ya yerleşmiştir. Bursa’da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak “Somunlar Müminler” nidasıyla insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu sebeple Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Somuncu Baba ve Ekmekçi Koca olarak da tanınmıştır. Zamanın Padişahı Yıldırım Beyazıd Han, Niğbolu zaferini kazanınca Allah’a şükür nişanesi olarak Bursa Ulu Cami’yi yaptırmıştır.Ulu Cami’nin açılış hutbesini Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri okumuş, hutbede Fatiha suresini yedi farklı şekilde yorumlamıştır. Bu olağanüstü hutbeyi dinleyen cemaat Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’ne büyük bir teveccüh ve tazim göstermiştir. Manevi kişiliği ve bilgelik yönü ortaya çıkan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri şöhretten korktuğu için talebeleriyle birlikte Bursa’dan ayrılarak Aksaray’a gelmiştir. Aksaray’da Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’ni dünyaya ve ahirete ait ilimlerde eğiterek yetiştirmiş, irşad vazifesi için Ankara’ya görevlendirmiştir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, 1412 (h. 815) tarihinde Darende’de ebedi âleme göç etmiştir.

 

Haberi sayfasından okumak için tıklayın 

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-27810-somuncu-babanin-vadisine-kelepce.html