YOLUNUZ DÜŞERSE
Tarih: 6.6.2017 10:40:03 / 1238okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

   “Yolunuz düşerse beklerim.” İçten bir istektir. ‘İşi düşünce aramak ve gitmek.´  Bize o kadar yapıştı ki; yakıştı diyemiyorum. Keşke sadece hatır için, gönül için, vefa için, dostluk için arasak, gitsek, gelsek birbirimize. Yolunu beklediklerimiz yola düşse de çıksa gelse değil mi? Çıkıp gitsek değil mi?

  Kültürümüzde, söz varlığımızda o kadar çok ‘yol´ var ki. Trafikten başlayalım. Yolda yol veren olsak çok mu enayilik etmiş oluruz acaba? Yol gösteren levhaları biraz daha büyük puntolarla yazılsa günah mı olur? Yola çıktınız diyelim. Çevrenizde size ‘yol gösteren´ aklı başında birini tanıyor musunuz? Yola gelmek istiyor musunuz?  Yol yordam bilenler siz siz olun; olur olmaz, gerekli gereksiz kimseciklere yol mol göstermeyin. Biliyorsan kendine sakla deyiverirlerse şaşırmayın. Üzülürsün.

  Örnek insan ol, örnek. Yeter. Belki yol almak isteyenler – maksadı yol almaksa tabii- görür. Yörüğün göçü yolda düzülür. Siz yola düşün. Allah kerimdir. İlimde, irfanda, sanatta ‘yol açan´ da olmazsa olmaz. Öncü olmak, yol yordam bilmek bir nimettir aslında. Yolda rastladığınız yabancıya rehberlik etmek en basit yol yardımı değil midir? Yol ( çare) arayana, yol göstermeyi severek yaparız biz. Yola çıkan arkadaşını da bulur. Dahası bulmalı. Ne diyorlardı; Yolu bulan yoldaşını da bulur. Aynı yolda olanların yolları da kesişebilir. Elbet bir gün kesişecektir. Bunun ötesinde bile bile ‘yol kesmek´ vardır ki eski zamanda bunu yapana ‘eşkıya´ derlerdi. Yol basmak da denilirmiş. Yol kesene daha eskilerde ‘yol urucu´ bugün ‘yol kesici´ diyoruz. İş güç yani mesai arkadaşları arasında olan yol kesme ise tamamen modern eşkıyalıktan başka bir şey değildir. Demem odur ki; Bir kimsenin önünü kesmekle, yolunu kesmek aynı şeydir bence. Hasetliğin ateşi kor olmuş, kıskançlık zirvede. Oyun ayak oyunudur. Bu nevi yoldan çıkanlar için her yol mubahtır. Ama Hakkın katında değil. Onlara Bektaşi´nin şu sorusunu biri söylese ya:

  Bektaşiye:

  -Cehennem yedi kattır. Demişler. Birinci katında beynamazlar yanacak, ikinci katında küfürbazlar, üçüncü katında kumarbazlar, dördüncü katında …Bektaşi hemen atılmış:

  -Uzatma! Demiş. YAKMAYAN YERİ VAR MI ŞUNUN? Sen ondan haber ver.

  Baksanıza herkes bir yol tutturmuş gidiyor. Kötü yola düşmek de var; yoldan çıkmak da. (Burada dua: Allah doğru yoldan ayırmaya. AMİN.) Ayrıldınızsa azmış derler. Yoldan azmak, yolu şaşırmaktır. Şaşırtmaya Rabbim. Süheyl ü Nevbahar-(XIV Yy.)´da geçer. Hem de yol erini anlatır:

  “Yol azdım ü düştüm yola bilmezem   /   Atam nitmiş ola anı bilmezem….

  Ya ol bir yol azmış kişi olusar  /  Yahut bir acayip işi olusar 

  Bezirgân hem olmaya ya yol eri  /  Bayık âdemidir değildir peri.”

Azıp da yoldan sapan dönerse doğru yola “Ha şöyle yola gelmiş.” Demezler mi? Ne sevinçtir ama.

  Edebiyatımızda yol ve yolcu hikâyelerinden kütüphaneler kurarız. Ben burada deyimlerimizden unuttuklarımızı saymazsak yaşayanları şöyle bir çırpıda sıralayalım istedim: Yollara dökülmek, biraz perişan halleri anlatmaz mı? Yol görünmek; Artık buradan kalkıp gitmek zamanıdır. Demekle aynıdır. Yol tepmek, çabanızı, emeğinizi ifade eder. Yola koyulmak ya da yola düzülmek yolcu yolunda gerek diyerek kalkışımızın karşılığı olur. Yola revan olmak da aynı anlamda olup yolculuğun kaldığı yerden devamına işarettir. Yolunu bulmak ise en itici en bencilce olan bir deyimdir ki işini bilmek manasındadır. Çıkarcılığa işarettir. Gayri meşru çağrışımlara sebebiyet vermenin ötesinde doğrudan yolsuzluk desem çok mu ağır olur? Böyle birinin Hakk´a yönelip kötü yoldan ayrılmasını ise yola gelmek, yola yatmak ise öğüt kabul eden, dinleyen biri olmayı beyan eder. Şayet bir ahbabınıza sık sık gidip geliyorsanız ki ne derler dışarıdakiler: burası da yol oldu. İstenilmeyen bir söylemdir. Sanırım böyle bir siteme kimse muhatap olmak istemez. Ve Yol Açmak. Yolları açık tutmak lâzım, yolları açmak lâzım. Sadece kardan kapanan yollar değil kastım. Çığır açmak lâzım geleceğe, gençliğe. Kılavuzluk etmeye atalarımız, ‘Yol Başlamak´ dirlermiş.

  İşiniz gücünüz zora mı düştü; İnşâallah bir yol bulur, her şeyi yoluna sokarsınız. İşler de yoluna girer girmesine de asıl yolunuzdan kalmayın. Yolunuz açık olsun. Bu duanın ardından davetimi yineleyeceğim: YOLUNUZ DÜŞERSE BEKLERİM EFENDİM. Ya da çıkıp gitsek mi?...

Anahtar Kelimeler: YOLUNUZ, DÜŞERSE
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
3.5000
EURO
3.9100
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
02:47 04:56 12:39 16:35 20:05 21:55
Malatya
24 Haziran 2017 Cumartesi
Bugün
Güneşli
32 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
33 °C
16 °C
Pazartesi
Güneşli
35 °C
16 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Eğer ilerlemek isterseni her yere atılma. Merhem ve mum gibi ol. Diken gibi olma…

Hacı Bektaşı Veli