Vakti gelmişti
Tarih: 4.4.2016 15:26:38 / 3724okunma / 1yorum
Cemil Gülseren

 

Olmuş işte. Gazetede okuduğum bir haberin özü şöyleydi: Cenaze namazı sırasında helallik istenmeden önce hoca mevta için; “Zaten vakti gelmişti.” demiş. (69 yaşında imiş.) Haliyle cenaze sahipleri de bu yersiz ve adaba uygun düşmeyen söz için hocaya çıkışmışlar. Neyse ki imam efendi de helallik faslına geçerek meseleyi uzatmamış. Ecel yetmiştir, vadesi gelmiştir. Yaratan takdir etmiştir. Ancak duyguların, üzüntülerin zirve yaptığı yerde ve zamanda hocanın çıkışı pek hoş olmamış. İncelikten yoksun bir teselli çabası diyelim biz buna. Kaş yapılırken göz çıkarılmış desek de olur. Her doğru her yer ve zamanda söylenmez. Ali Şir Nevâyî,  Mahbûb´l-Kulûb´da tenbih eder: “Sözü, söylenmesi gereken yerde unutma, söylenmeyecek yerde ise konuşma. Akıllı kişi, doğrudan başkasını söylemez, ancak bütün doğruları söylemek de akıllı işi değildir.” (Ali Şir Nevayi, Gönüllerin Sevgilisi, Haz. Prof. Dr. Vahit Türk, Ötüken Yayınları, İst., Mart 2016, s. 169.) Doğrusunu söylemek gerekirse bu kitabı ben pek sevdim. Okuyorum. Okunmasını da tavsiye ediyorum. Sayın Vahit Türk Hocamızın eline sağlık. Ali Şir Nevâyî´yi okutan ve sevdiren isim olacağına eminim.

Yine bir cenaze töreninde helallik istendiğinde, canı yanan vatandaşın biri -belli ki alacaklı-: “Hakkımı helal etmiyorum.” demişti. TV haberlerinde izlemiştim. Ne var ki bunda? Helal etmeme hakkını kullanmış. Boşuna mı soruyor hoca efendi? Âdet yerini alsın diye mi sorulur sahi? Aileye düşen o hakkın yerini bulmasını sağlamaktır. Ya da araştırmaktır. Adamın parasını al sonra ödeme öl git. Ondan sonra da “Hakkınızı helal eder misiniz?” Öyle üç beş bin falan değil üstelik. Her neyse rakam küçük bile olsa hesaplaşmak gerek. Siz en iyisi empati yapın. Kendinizi ister ölenin ister kalanın yerine koyun. Taraflardan birinin yerine geçin. Varsayalım yani farz edelim. Öyle koro halinde “Helal olsun.”la bu işler temize çıkmaz beyler. O söze fazlaca bel bağlamayın. Alacağınızı, vereceğinizi iyice gözden geçirin. Hesap var, ahiret var. Sorgu var. Musalla taşında sorulan da söylenen de bir duadır, bir temennidir. Umulur ki öyle ola. Oradaki bir kişinin bile hilafı önemlidir. Yağmur duasında bile belki bir kişinin duası yüzü suyu hürmetine rahmet iner denir. Bir kişi, bir kul hakkı demektir. Affı yok.

Gençlere sorarlar: “Evlilik ne zaman?” diye. “İleride olur inşâallah” derler. Vakti gelince eş de bulursun iş de. Ama illa iş, iş, iş. Yaşınız gelmiştir lakin kaderde yazılı vakit gelmemiştir. Niyet senindir, gayret senindir ancak takdir Allah´ındır. Yoksa sen istediğin kadar “Yaprak gazel olmuş durmuyor dalda.” diye türkü çığır.     Zamanı gelince dal, yeşerir de, kurur da.

Tasavvufta şimdilerde ‘aceleciler´ yok mu? Hemen de ‘oldum´ sanırlar kendilerini. Hemencecik de oluyoruz. Yunus kırk yıl hizmet etmiş o kapıya. Bu bizim yenilere efsane gibi geliyor.

Vakti gelince kenara çekilmesini bilmek lâzım. Kimse kendisini ‘yerim doldurulamaz´ sanmasın. Tadında bırakacaksın, suyunu çıkarmayacaksın. Bir köşe yazarı bile köşesinden başka bir köşeye çekilebilir. Veda dahi edebilir. Etmeli de. Yani “Yerimi gençlere bırakmak istiyorum.” diyebilmeli. Bir başka misal; on binlerce genç işsiz ‘sınıf öğretmenliği´  kadrosu beklerken otuz yılını tamamlamış ama hâlâ çalışmaya çalışan öğretmenlere: “Emekliliğin vakti gelmedi mi?” demeyecek miyiz? Gerçi öğretmenin emeklisi olmaz rahmetlisi olur diyenler de var lâkin gençlere de yer açılması daha da elzem bence. Ya siz hocam, der gibisiniz. Ben mi? Evet otuz yıl sekiz aydan sonra devlet üniversitesinden emekli oldum. Zaman olur fırsat olmaz, fırsat çıkar elden bir şey gelmez. Hayatın cilvesidir. Sac tava gelir; hamur biter; geçim düzene girer; ömür biter. Gençsin, dinçsin, sağlıklısın; taşı sıksan suyunu çıkarırsın lâkin paran yok. Sonra paran olur bu defa da yağsız, tuzsuz, tatsız yemen istenir. Formülünü bile verirler: Kırkına kadar kuzu ye; kırkından sonra kuzunun yediğini.

Her şey vaktinde güzel arkadaşım. Yoksa söylenir dururuz: Evvelden gerekti tımar/Öldü eşek kaldı semer/İşte böyle Kel Ömer. (Herhangi birimiz. Kafiye olsun diye Ömer derler.) Kar yağdığı gün tozarmış. Tozacaksan da şimdi, koşacaksan da şimdi. Okuyacaksan da şimdi. Al oku. İşte sana DİVAN!

Sözün özü Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî´den:

Sözlerin ağyarı derse söz mü ya

Gözlerin ağyârı görse göz mü yâ

Özde gayr olsa hayâlin öz mü ya

Yârın ile yâr olup bî-gam yürü  /

Derdine düş ol anın her dem yürü.

Osman Hulûsi Ateş

Yürüyeceksen de şimdi. Vakit gelince –bir insan için- her şey nasıl durur onu bile bilemeyiz. Şimdi durmak zamanı değil ama... 

Anahtar Kelimeler: Vakti, gelmişti
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
LEYLA ATÇEKEN
6.4.2016 22:43:20
" Öleceğini bile bile yaşayan tek canlı insandır.. Ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar..!" demiş Üstad Necip Fazıl.Gerçekten de ölümlü olduğumuzu bilerek ölümsüzmüşüz gibi yaşarız,yaşamaya devam ederiz.Ölümün yaşı yok,ölüm hepimiz için erken “Vaktim geldi.” diyen yok. Canı veren Rabbim,bir gün alıyor emanetini.Su akarken küpümüzü doldurmayı akıl ediyoruz.Ya yanımızda götüreceklerimiz… Kendimize ayna tutuyor muyuz yoksa sadece etrafımızdakileri mi inceleyip kusur buluyoruz …Tabiri caizse şapkamızı önümüze alıp düşünmenin vakti geldi de geçiyor bile. Kendi gözündeki merteği görmeyen,elin gözündeki çöpü görmeye bayılıyor.Emekliliği doldurup çalışmaya devam eden meslekdaşına “Ben olsam bir gün çalışmam,emekliliğim dolduğu gün ayrılırım.” diyen öğretmene o gün o kadar uzak geliyor ki .Göz açıp kapayıncaya kadar geçen o gün geldiğinde hep bir bahanesi vardır. Emeklilik yaşı ileri yaşlara 58-60´a uzatılınca genç emekli olmak hayal oldu yeni nesil için. Sözünüze katılıyorum,Türkiyedeki gibi genç nüfusa sahip bir ülkede zirvedeyken bırakmayı bilmek gerek,taze kanlara ihtiyacımız var her alanda. Sağlıcakla kalın hocam hürmetler..
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3272
EURO
6.0935
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Kasım 2018 Salı
Bugün
Bulutlu
13 °C
2 °C
Çarşamba
Fırtına
12 °C
6 °C
Perşembe
Fırtına
11 °C
6 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Verilen emaneti yerine getirmek, en üstün doğruluktur.

HZ.EBUBEKİR (R.A)