Tasavvuf Irmağında Akan Kalemler
Tarih: 4.11.2018 15:48:49 / 876okunma / 0yorum
Ömer HİDAYET

 

       İslam dünyası, fetih ve tercüme faaliyetleri ile farklı kültürlerle tanışma zemini buldu. Bu durum, sosyal olayların yapısı gereği kaçınılmazdı. Değişim bir anlamda insan fizyolojisinde olduğu gibi, sosyal hayatı da içine alıyordu.

      Akıl, ilk çağda Kur´an ile süslenirken, sonrasında farklı fikir akımı ve görüşlerin etkisi altına girdi. Mezhepler ortaya çıktı, insanların sosyal hayatını kolaylaştırmak için çözümler üretildi. Peygamberimiz tarafından Yemene Vali tayin edilen sahabeye, ne ile amel edileceği sorulduğunda, Allah´ın kelamı ile cevabını verdi. Çözüm orada yoksa dedi Allah´ın Resulü, peygamberin sünneti cevabı yetişti, ondan da bulamazsan denilince kendi aklımla, kıyasla çözüm bulurum cevabı geldi. Allah´ın Resulü: Allah´a hamdolsun ki, Resûlullahın elçisini, Resûlullahın razı olduğu şeye muvaffak kıldı, diye buyurdu.

     Aklı, her şeyin önüne koyan düşünce manevi iklimden hızla uzaklaştı. Bir tür modern dünyanın pragmatist ve materyal bir düşünce algısı ile anılır olması sağlandı. Görmediğime inanmam, ölçmediğimi kabul etmem mantığı hızla yayıldı. Konjektürel siyasi yapı, yönetimdeki katılıklar bu tür düşüncelerin ekmeğine yağ sürdü.

Zahir batın ittifakı

     Zahir, bâtın ikilemi, akıl, iman ilişkisi daha ilk dönemde insanların gönlünü ve kafasını meşgul etmeye başlamıştı. İrfani düşünce, zahir ilimle hiçbir zaman çatışma içinde olmadı. Tam tersine onu besledi, destekledi. Bir lokma bir hırka geleğenin dünyadan el etek çekme şeklinde olması, dünyanın habis ruhunun tiksindirici yüzünü ortaya koymak için bir tercih yolu oldu.

     Allah dostları, önce gönlü tamir etti, sonra dünyayı ihya etti. İstikbal peşinde olmadılar. Hırsın ne menemen bir zillet olduğunu sevenlerine yaparak, yaşayarak gösterdiler. Malik oldular ama tamah etmediler. Yönettiler ama irade ve istikbali karartmadılar. Akıl, iman terazisini hep bir kıvamda tutmayı bildiler. Nerede görüneceklerini, nerede gizleneceklerini, ne kadar gönle ve ruha sesleneceklerinin ölçüsünü çok iyi ayarladılar.

     Sosyal hayatı düzenleyen bir menkıbeyi hatırlayalım. Mürşidi Kâmile, sevenleri efendim tek yediğimiz, bir et vardı, O´nada zam gelmiş alamıyoruz denilince, öyle mi desene et ucuzladı, diye cevap verir. Efendim yanlış anladınız galiba et zamlandı diyoruz. Bende doğru duydum ya zam ne demek, yemezsiniz et ucuzlar. İşte size bir lokma bir hırka anlayışının hayata yansıması. Talep olmayınca vahşi kapitalizm arzı ne yapsın. Buyurun modern iktisatçıların yıllarca formül bulmaya çalıştığı bir realiteyi,  bir Allah dostunun kelamı ile nasıl yerle bir oluyor. Talebi kısarsın, mal depoda çürür, benim ihtiyacım yok dersen, Noel baba olup bacadan mı atacaklar. Sınırsız ihtiyaçların sınırlı vasıtalarla giderilme amelesi diye ekonomi tanımlarsan, dünya sana sürekli, moda, reklam, bu zamanda bu da mı olurmuş felsefesi ile bunu at, bunu al taktiği ile ihtiyaç fazlası harcamayı kapına dayar.

Talep olmayınca arz düşer

      Evet, insanlarımıza iş, aş lazım. Tüketim olacak ki üretim de onu desteklesin. Şu yakın zamanda bile paraya yapılan bir dış operasyonla içerden bazı fırsatçılar etiketle ve fiyatla oynadı. Kendisini denetleyen zabıtaya kafa tuttu, gıda mühendisine tuzak kurup evire çevire dövmeyi hal çaresi olarak gördü. Kanaati ve şükrü unutursak, geçim sıkıntısı bizim yakamızı asla bırakmaz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatma kültürümüzü kaybettik. Borçlanmayı, taksitli alışverişi bedava gibi algılamaya başladık. Çok şükür son on altı yılda, kişi başı gelirimiz arttı, yaşam standardımız birçok ülkeyi geride bıraktı. Dış borçlarımız gösterilen istikrar ve irade ile sona erdi. Sözde nice dünya devleri varken sosyal yardımlaşmada birinci sırada olmamız bir tesadüf değildir. Millet olarak, bu kadim kültürümüzün ve geleneksel yaşam biçimimizin bize yüklediği onurlu bir görev olsa gerek.

     Peygamber Efendimiz döneminde mezhep var mıydı, şu var mıydı bu var mıydı yollu akıl oyunları ile köklü bir kültüre toz kondurmaya çalışanlar, boşa uğraşmasın. Buradan bir şey çıkmaz. Akıllarını ve gayretlerini daha hayırlı, daha faydalı işlerde kullansınlar. Eleştirdiğiniz ve topa tuttuğunuz bu yapı, kendi içinde oto kontrolü çoktan sağlamıştı. İslam ahlak ve inancına zerre halel getiren muhibban olursa önce ikaz ediyorlar, olmazsa saf dışı edip, kutlu yolun saf ve som inancının lekelenmesine asla izin vermiyorlardı. Sivil toplum kuruluşları olarak, insanlık adına o kadar güzel işler yapıyorlar ki, devletin birçok yükünü sırtından alıyorlar. Devletten de dünyalık bir talepleri de olmuyordu. Burada akla kötü örnekler getirilmesin. Mecelle kaidesi, (Su-i misal, misal olmaz)kötü örnek, örnek değildir.(FETÖ, Adnan Oktar gibi)

Akıl iman münasebeti

      Fikir ve sanat alanında kalem oynatanların büyük çoğunluğu, hep arka planda bu manevi havuzdan beslenmişlerdir. Büyük mütefekkir Necip Fazıl´ın, Abdulhakim Arvasi ile gönül bağını kurması, Semiha Ayverdi hanım efendinin, Ahmet Rufai ocağında pişmesi, Nurettin Topçu hocamızın, Abdulkadir Meraği ile gönül dünyasını şekillendirmesi, Fethi Gemihlioğlu abimizin, kalender meşrebinin, tasavvuf neşesini hep bu ocaklardan nefeslenerek, hakikati dillendirdiler.

   Gönlümüzün ve ruhumuzun gıdası manevi ilaca, tasavvuf neşesine, bu tüketim ve haz ortamında ne kadar çok ihtiyacımız var bilseniz. Bu kutlu ocaklar, dünyadan kaçışın değil, dünyanın gerçek değerinin verildiği kurtuluş ve huzur ortamlarıdır.

“Otuz üç yıl saatim çalışmış ben durmuşum,

Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.”

Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Irmağında, Akan, Kalemler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Aynadaki yalan (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Psikolojik Savaş (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
İYİ İNSANLAR İYİ ATLARA BİNİP DÖNDÜLER (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Sıcak günler (01 Haziran 2018 - Cuma)
1980 yılında bir açık oturum (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dini üslup ve İfade Şeklimiz (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Kayseri Paneli (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
DEĞİŞİM YOLCULUĞUMUZ (19 Kasım 2017 - Pazar)
EĞİTİMİ YERLİ VE MİLLİ YAPMAK (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Ve Şimdi Söz Kuran´ın (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Ramazan-I Şerifin Sonsuz Rahmeti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
ANADOLUNUN KADİM RUH KÖKÜ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ŞEHRİN RUHU: DARENDE ÖRNEĞİ (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Küresel Saldırı/Topyekün Seferberlik (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Gençlik Merkezlerinin Önemi (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Yeniden Birlik Olmak (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Asıl Tehlike (08 Eylül 2016 - Perşembe)
15 Temmuz ve liderlik ruhu (02 Eylül 2016 - Cuma)
Gün, bir ve beraber olma günüdür (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Darende´mizde trafik ve yaşam kültürü (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kut´ül Amare Zaferimiz (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Medya ahlakı ve algı operasyonları (06 Mart 2016 - Pazar)
MEB´de performans değerlerimiz (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
İstikamet ve İman üzere olmak (04 Aralık 2015 - Cuma)
Okul zili çaldı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Mekanların mana dili (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Sosyal tesisimizin temeli atıldı (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Ramazan ayının manevi iklimi (07 Temmuz 2015 - Salı)
Darendede bilim fuarları (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Gençlerin başarı yolu (06 Şubat 2015 - Cuma)
Gönül ve mana sultanları (06 Ocak 2015 - Salı)
Amasya yolculuğunundan kalanlar (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Maddeden manaya hicret (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Darendede eğitim çalıştayı (03 Ekim 2014 - Cuma)
SAHRALARDA SOHBETLE SERİNLEMEK (09 Eylül 2014 - Salı)
İlklerin İlkesi: Darende İmam Hatip Lisesi (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Huzur ikliminin nadide beldesi: Darende (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Şehir ve kültür (11 Nisan 2014 - Cuma)
Şehir ve medeniyet (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
5.3272
EURO
6.0935
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Kasım 2018 Salı
Bugün
Bulutlu
13 °C
2 °C
Çarşamba
Fırtına
12 °C
6 °C
Perşembe
Fırtına
11 °C
6 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Her evin kapısı vardır. Kabirin ki ayak tarafındandır.

Hz. Muhammed