Seçme mi, saçma mı?
Tarih: 19.1.2017 20:10:42 / 2265okunma / 1yorum
Cemil Gülseren

Seçmeyi de severiz, seçilmeyi de. Seçilmiş (olmak) hep tercihimizdir. Hele de ‘elit´ yerine ve yerinde olursa. ‘Saçma´ sözcüğü ise bize tuhaf gelir, aykırı gelir, anormal gelir. Olumsuz emir çekimini daha çok söyleriz; ‘saçmalama´ diyerek karşımızdakini azarlarız, tersleriz. Neyin seçme, neyin saçma olduğu ise genelleştirilmiş gibi gözükse de değildir. Bana saçma gelen belki bir başkasına hiç değildir. “Olgun insan ne daralır, ne darılır.” Boş ver, sen seyrine bak. Takımlar, ekipler, kurullar seçilir. Seçilen başarılıdır, yeteneklidir çoğu zaman da torpillidir. Öne çıkarılandır. Aslında seçtiğimiz geleceğimizdir. Kimileri seçer, kimileri seçilir. Kenara çekilirsin, köşeye oturtulursun. Eskiden köy odalarının baş köşesi vardı. Allaha şükür şimdi salonlarımız var lakin başı kıçı belirsiz. Her yer aynı. Aman yanlış anlamayın. Bir duvar yazısı şöyleydi: ‘Beni bir sen anladın; sen de yanlış anladın.´ Biliyorsunuz bir yazarın da en büyük amacı anlaşılmaktır. Ünlü bir yazarın en büyük amacı ise en büyük parayı kazanmaktır. Duvar yazısı deyip örselemeyin hemen. Saçma şeyler falan deyip de yabana da atmayın. Çerçevelenip duvara asılandan tutun, masa üstündeki cam altına sıkıştırılan sözler hep seçme sözlerdir. Dünyaya bakışınızı, hayat tarzınızı yansıtırlar. Biri aynen şöyleydi: “Ayarını bozduğun kantar, bir gün gelir seni de tartar.” Bir tane daha-zekice ama-: Burada ‘Yasak Koymak´ YASAKTIR!... Bana bir dakikalık yetki verseler atasözleri arasında yer alan iki üç sözü silip atardım. Ne saçma değil mi? Benim o sözü silmemle o eylem bitmiş olmuyor ki oysa. Yasaklamak çözüm değil. Zihinlerden çıkaramadıktan sonra neye yarar?...Onlar realist, bizler hayalci, duygusal, salak, kafası çalışmazlar…Gözü açık onlar, işini bilenler onlar. Kim mi bu onlar? “Çeşme akarken doldur testini.” Diyen testiciler. Hangi ata demişse diriltip bir daha öldüresim gelir. “Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın.” dan bile tehlikeli. Aslında geçmişte de iyiler-kötüler vardı, doğrular-eğriler, güzeller-çirkinler. Hepsi yaşadı gitti. Hepsinden bir söz kalmış işte. Hepsi de ‘mısmıl´ değil anlayacağınız.Biz bayağı küçükken ‘mendil kapnmaca´ oynanırdı okul bahçesinde. Şimdi onlar çoook büyüdüler. Köşe kapmaca pardon köşe dönmece oynuyorlar. “Bal tutan parmağını yalar.”mış mış. Testi dolduranların en masum halinin yansıması. “Devletin malı deniz…” Yiyen domuz oğlu domuz oysa. Peter Lynch der ki; “Çiçekleri koparıp otları sulayarak çevrenizi güzelleştiremezsiniz.” Bu doymazları, densizleri, arsızları, yüzsüzleri özellikle ötelemezsek, itelemezsek hep kirli, hep kirli kalacak çevremiz. Oysa Hz. Mevlana uyarmış: İmtihan içinde imtihan vardır. Derlen toplan da ufak bir imtihanla satma kendini. Yine o dizeleri yazacağım: “Biz bakmadan sağa sola   /   Düşman girdi İstanbul´a   /   Vatanı sattık bir pula   /   Ne utanmaz köpekleriz.” Öncesi de şöyleydi: “Edepsizlikte tekleriz  /  Kimi görsek etekleriz   /   Haktan da yardım bekleriz  /  Ne utanmaz köpekleriz.” Söz konusu vatan olunca merhum İsa Yusuf Alptekin´in bir sözünü de aktarayım: “Biz namaz sonrası tesbihi otuzüçlük tespihle mi yoksa doksan dokuzluk tespihle mi çekmeliyiz? ”ı tartışırken Çin Doğu Türkistan´ı işgal etmiştir. Şimdi de benzeri tartışmalarla kafalar meşgul edilmiyor mu? Çoraba mest olur mu olmaz mı? ve daha bunun gibi bir yığın ayrıntı. Devletin bekası söz konusu, milletin bütünlüğü, huzuru, barışı hedefte. En çok interneti biz kullanıyoruz, en çok cep telefonu bizde. En çok televizyon biz izliyoruz. En çok dizi çekimi-yayını –ihracı ile övünüyoruz. Üretme tüket. Tükeniyor bu millet. Değerlerimizle, tarımımızla, toprağımızla, tohumumuzla ağacımızla, suyumuzla… 2016 yılının en çok konuşulan-yazılan hatta çizilen kelimelerinden ikisini burada yazayım istedim: Birisi hâkim, diğeri hakem. Aralarındaki fark mı? Biri içeri, biri dışarı atar. Hâkim dedik ya işte size mahkemeden bir sahne: İş olsun diye mi sorarlar, âdetten midir nedir? Yargıç, Muzaffer İzgü´ye soruyor: -Mesleğin -Yazarlık. -Okuman, yazman var mı? !.. Tahtakale´nin Balaban Beyi Yaşar Gönenç´in masasındaki –şairi görünmeyen- gönlü okşayan bir söz: “Ekme bitmeyen yere   /  Dikme tutmayan yere   /   Ayak gider mi hiç?   /   Gönül gitmeyen yere.” Gider mi hiç? NOT: ‘KIYMET BİLMEK´ yazımın altına yorum yazan meslektaşım Sayın Leyla ATÇEKEN´in yorumu ile yeni yıla ‘MERHABA´ diyeceğim: DEĞER VERDİM YETERİ KADAR, BUNDAN SONRA HERKES EDERİ KADAR. Kıymet vereniniz eksik olmasın Değerli Dostlar. 

Anahtar Kelimeler: Seçme, saçma
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
LEYLA ATÇEKEN
20.1.2017 14:38:35
Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilmez. Seçimler gelip geçer,oy kullanırız.Sadece kendi geleceğimizi,değil milletçe kaderimizi çizeriz.Sonrasında İyi ki dediklerimiz olduğu gibi keşke dediğimiz geriye dönüp zamanı geri almak isteyeceğimiz,bugünkü aklımızla karar vermeyi düşlediğimiz anlar da yaşarız.Önümüzdeki seçimde verdiğimiz oylar keşkeli olmasın.Tartıyı bozmadan ince eleyip sık dokuyarak,bi tanecik benim reyimle mi değişecek demeden akl-ı selim karar verdiğimiz bir seçim olsun.Ülkemiz ve milletimiz için en hayırlı sonuç çıksın.Birbirimizi suçlamadan,aynı gemide olduğumuzu fark ederek,birimiz hepimiz,hepimiz birimiz için diyerek...
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı…

Mevlana