PARAM/PARÇA
Tarih: 19.10.2017 22:36:24 / 638okunma / 1yorum
Cemil Gülseren

Duygularınız varsın karmakarışık olsun. Aklınız yitip gitmesin de. Ocağınız tütsün, kapınız kitli kalmasın da. Bayrağımız dalgalansın, ezanımız susmasın, tek vatanımızdan ‘cüda´ kalmayalım da.

Ortadoğu kazanı habire kaynıyor. Her tarafı ateşle çevrilen bölge sürekli karıştırılıyor, ateşi harlanıyor, ateşi besleniyor. Paramparça bir coğrafya kimin işine gelirse onlardır bu fitne kazanlarını kaynatanlar. Silah satanlar, petrolden, kaya gazından çıkar sağlayanlar, enerji savaşının adını ‘bölgesel yönetim´ adı altında daha büyük hedeflere, artık gizli de olmayan niyetlere hizmet etmedeler. Yüzyılların sloganı resmen faaliyete geçti; “BÖL, PARÇALA, YUT.”

Ne çare tarih hep tekerrür ediyor. Sonuç İslâm coğrafyası yutulmaya müsait. Biz mi? Hâlâ mezhepleri, sünneti tartışmaya devam ediyoruz. Kimin değirmenine su taşıyorlar anlamak mümkün değil demeyeceğim. Gayet de mümkün. Her vesile ile ayrışma, her konuda ayrılık çıkarma gayreti. Televizyonlardaki dini anlatıcılar da İslam´ı anlatıp sevdireceğine her defasında yeni farklılıklar peşindeler. Dikkat çekmek uğruna ne kutsallar çiğneniyor aman Ya Rabbi? Öte yandan onların ne anlattığı ile değil de ne kadara anlattıkları daha çok ilgimizi çeker olmuştur. İşin magazini bizi daha cezbediyor. Kim ne kadar para kazanıyor? Artık bu işlerin de piyasası oldu. Deyin ki yok.

Edebiyat camiasında bile artık ün-rant sanatın önüne geçmiş durumda. Holdinglerin adamı olmak halkın adamı olmaktan daha cazip geliyor. Şişirilen rakamlar ve baskılarla yüceltilen yazarlar, algılarla ünlenen, ödüllerle pohpohlanan isimler bizi doyurmuyor ama kendileri ziyadesiyle doymuşlar. Selim İleri´nin ifadesiyle “Bugün büsbütün bağbozumu. Satıştan ötesini düşünmeyenlerin ortamında, günün moda kitaplarından ötesini okumaya değmez bulan okurlar dünyasında yazıklanmaktan başka bir şey yapılamıyor.” Alıp okuyamadığınız, yarım kalan, bitmeyen kitaplarınızın yazarları öyle ki çağrılan yerlere gitmez olmuşlar. Ya da menajerimi arayın, özel sekreterime ulaşın, asistanımla görüşün falan filan. Doğrudan görüşülürse ola ki ününe halel gelebilir. O televizyonlarda gördüğünüz şöyle uzman, böyle eğitimci zat-ı muhteremleri şehrinize (belde ve ilçelere zaten gitmezler) bir çağırmayı deneyin. Dudak uçuklatan rakamları duymaya hazırsınız belli ki. Neymiş efendim ünlüymüş. Konuşma, konferans tarifeleri havalarda uçuşuyor. Yere konmadılar ki.  Elbette emek vardır. Karşılığı da olacaktır. Konser verenlerden neleri eksik? Bizim sıkıntımız gurur ve kibirden kaynaklanan güç zehirlenmesi meselesidir. Şımarıklık şöhretten mi paradan mı? Niye kolay ulaşılamıyorlar? Fikir, ideal, eğitim, ilim, kültür, sanat, heyecan, ruh, dava diyerekten yola çıkanların sonra sonra bunları teker teker elediklerine tanık olmak gerçekten üzücü ve ürkütücü. Yoksa ses ve sinema sanatçıları kazanıyor, top oynayanlar kazanıyor da fikir işçileri ve üreticileri de kazansın. Para kazanmak ayrı, paracı olmak ise apayrı bir durum.

Liselerde vazgeçilmez münazara konusudur: Sanat sanat için mi, toplum için mi? Artık üçüncü seçenek de var; Para için. Benjamin Franklin´in sözüdür: “İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın…” Bir başka tanıdık münazara konusu da-Tartışması hiç bitmez. Bence kazananı da olmaz.- Parayla saadet olur mu? Parasız olur mu? İkisinin de güçlü verileri, olguları, örnekleri var. Deliller ikisini de savunmaya yeter. Artık sözün mü ustası olursun, paranın mı yoksa mutluluğun bilgesi mi? Hele hele bu çağda parasız mutluluk masallarda gibi yaşamakla mümkün ancak. Masallarda gibi, masal gibi…Ya Robinson olacaksın ya 14.yüzyılın dervişi gibi. Şimdi bir hırka, bir lokma ile yetinen derviş nerdeeee?

Para mı? Allah kimseye muhtaç etmesin. Yalnız namerde değil merde de. Kula kul olmamak için, ele güne mahcup olmamak için, ona buna el açmamak için dahi olsa paran olmalı. Kendine gelmen için bile kendi kendini geçindirebilmelisin. Yok sen almaya alıştıysan veren çok olur. Helalinden yaşamak için, alan değil veren olmak için çalışmak lazım, para lazım. Allah herkese bölüşmeyi, paylaşmayı nasip etsin. Bunun tadına varırsanız hem hayır işlersiniz hem de keyif alırsınız. Her insanın harcı değildir. Olsa da veremeyen çoktur. Hastalıktır. Alırken de verirken de; üretirken de tüketirken de akıllı olmak zorundayız. Bakara suresi 263. Ayet: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme. Bu bize yetmez mi? Kendimizi gözden geçirsek sonra yine kendimizi gözden geçirsek. Ne çok şeyi yakalarız, görürüz, düzeltiriz. En kötü ihtimalle kendimize çeki düzen veririz.

Cimrinin biri Nasrettin Hoca´ya; “Hocam demek parayı sen de seviyorsun fakat neden?”

Hoca cevap verir:

“Adamı senin gibilere muhtaç etmez de ondan.” Ama ‘para´ kazanacağım diye de ‘paramparça´ olmanın gereği yok. Her şeyde olduğu gibi azı karar, ortası yarar, çoğu zarar. Diyeceksiniz ki ne biçim yazı bu? Başlıkta yazdık ya; Her şey paramparça. Toplamak yine bize kalıyor, size kalıyor.

Anahtar Kelimeler: PARAM, PARÇA
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Necla Güneş
29.10.2017 02:26:04
Hem konu,hem de konuyla ilgili yazılan her cümle çok güzeldi.Siz gayet güzel toparlamışsınız bence hocam.Benjamin Franklinden,kutsal kitabımızdaki ayetten ve hatta Nasrettin hocadan dahi örnekler vererip konuyla ilgili bir çok malzemeyi yazınızda toplayıp bunlara kendi malzemelerinizi de ekleyip bir güzel harmanlamışsınız.Kalemize sağlık...
Yazarın Diğer Yazıları
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
3.9365
EURO
4.6677
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:30 07:09 12:24 15:00 17:19 18:47
Malatya
24 Kasım 2017 Cuma
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Cumartesi
Bulutlu
8 °C
-5 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.

Hz. Muhammed