Nerede Kalmıştık?
Tarih: 3.5.2018 21:52:48 / 1358okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

“Nerede kalmıştık?” sorusunu daha çok öğretmenlerden duyarız. Öğretmen yeni bir derse girdiğinde ‘bilir-bilmez´ bir eda ile sınıfa yöneltir. Ders de öyle. Her son bir başlangıç değil mi sanki ?  Biri biter biri başlar. İşte on bir ayın sultanı Ramazan da geldi geliyor. Recep, Şaban derken Ramazan ve ardından bayram. Günler, haftalar, aylar yıllar böyle gider gitmesine de bizde hep sızlanırız, hep sitemle geçmişi anar, geçmişi ararız. Yaşı ellinin üstünde olan hemen herkes aynı söylemleri tekrarlar durur. Lakin söz değişmez: Nerede o eski ramazanlar?...

Ah gurban kalmadı eski hayatlar, yok oldu fakat nerede o eski karlar, kışlar? Nerde o eski adamlar?” (Adam gibi adamlardı.) Nerede o eski dostluklar, komşuluklar? Bu sızlanmalar uzayıp gidedursun. “ Eski ev hayatıyla yeniyi kıyaslar mısınız?” sorusuna Prof. Dr. A. Kazancıgil şöyle cevap vermiş: “…Evin derinliği kalmadı. İnsanların evi gelgeç yeri oldu. Eskiden bir iç hayat vardı. Onu yitirdik. Evin nezaketi de, nezahati de kayboldu. Tabii bunu sağlayan insanlar da kalmadı… ” (Türk Edebiyatı, Şubat 2006.) Elbette ki insanlar değişti. Evin ne suçu var? Yapan da yıkan da bizler.  Yahu bitti, gitti. Değişti her şey. Dilimiz de değişti, sözlerimiz de, hatta özlerimiz de… Güya yenilendik. Bu yeniler bile eskidi. Eskiyecek de. Her yeni gün, her yeni yıl bir öncekini eskitecek. Kural da bu kanun da… Törelerimiz de törenlerimiz de bu sürekli değişim rüzgârından etkilenmekte. Bundan yüz yıl öncesinin ramazanını anlatıyor Halit Fahri Ozansoy: “…Babalarımız doğrusu bizim bir haftada yiyebileceğimizi bir iftar sofrasında yiyebiliyorlardı. Ben bunu yiyecek maddelerinin nefasetine de veriyorum. Hem mideler sağlam, hem her şey hilesiz. Halis Halep yağı, makine yağsız âlâsından zeytinyağı ve her şey ona göre! Başka sebep aramayın….” (Eski İstanbul Ramazanları, İnkılâp ve Aka Kitabevleri, İst., 1968. s. 18.) Devir gramla, taneyle yeme devri. Karpuzu dilimle, salatalığı, muzu taneyle alma devri. Örneklerine artık rastlanıyor. İşte bir oturuşta bir kuzuyu yiyenler falan diye biz de duyardık. Kol kuvvetiyle çalışıp da bir oturuşta bir kuzu olmasa bile onun yarısını götüren iki kişiyi gözüm görmüş idi. Şimdi alamaz o başka. Şehirlerde oturanlar, bir durak için otobüse binenler, her şeyini otomatik kumanda ile kolaylaştıranlar sen yine gramla yemeye devam et. İç geçirip hayıflananlar bırakın desinler : “ Nerde o eski hayatlar?...” Onu bari çok görmeyin. 

Şehirlerin  gökdelenleri arasında kaybolup gidenler, hayvanat bahçesi yerine hayvan maketleri ile yetinenler  arada bir nefes almak için uzağa, uzaklara  gitmek niyetiyle turlara katılması- adına deniz deyin, piknik deyin doğa yürüyüşü fark etmez- boşuna değil, anlamsız da değil. Maksat sadece mangal yakmak falan değil yoksa. Bir gün bir köye vardığında bir gencimiz kendini ‘açık hava müzesine´ varmış gibi hissederse şaşırmayın. Ahan da buraya yazıyorum gün gelecek bozulmamış, değişimlerden fazlaca etkilenmemiş köylere giriş ücretli olursa hiç şaşırmayın. Bu olacaktır. İçinde şişe suyu satılmayan, damacana su içilmeyen, beyaz ekmeğin girmediği gdo´suz ürünlerin, gıdaların üretilip tüketildiği bir köye giriş- kalırsa- elbette ücretli olur. Haklarıdır. Bu hayat bu kadar ucuz olmamalı.

Şimdiki Ramazanlar mı?

Kırsal kesimde kısmen devam eden şehirlerde ise bitme noktasına gelen yaşça büyüklere iftara gitmek saygıdandı, gelenekti. Tıpkı bayramda ziyarete gitmek gibi. Sosyal medya gibi sosyal hayatımızın bir parçası oldu iftar çadırları da. Gösterişe kaçmasa iyiydi ya. Yolcu için, yolda kalan için; fakir fukara, garip guraba için bundan âlâ hizmet mi olur? Gel gör ki durum gerçekten böyle mi?...Maalesef suistimallere açık  bir uygulama. Evvel zamanda ise zenginlerin İstanbul´da ise köşklerine, yalılarına; Anadolu´da ise ağanın, beyin, eşrafın, esnafın ileri gelenlerine, davetlerine davetsiz olarak sokulmak yüzsüzlüğü olurmuş. İşte o günlerden bir hikâye:

 “ Birisi ötekine dert yanıyor:

-Şu Ramazan ne de çabuk bitti.

-Otuz Ramazan tamam oldu ya!

-Sen ne diyorsun? Benim daha kırk evlik iftarım vardı.” ( Ozansoy,  a.g.e. s.27.) Ne değişti sanki? Yine geziyorlar çadır çadır… Ne yiyelim, ne pişirelim programları da, çalgılı malgılı meydan gösterileri de, sakız çiğnesek olur mu, denize girebilir miyiz soruları da aynen kaldığı yerden devam edecektir.

Yahu bu ay oruç ayı, sabır ayı, nefsi terbiye ayı. Tutacaksan tut, tutmayacaksan da bahaneler üretme. Dışarıdan seni gören demesin ki oruç onu tutmuş. Niyetin ne? Tutmak mı? Tut o zaman. Ağzını tut, sözünü tut, dilini tut, elini tut. Yeter ki sağlam tut. Tuttuğunu da gevşek tutma. Bırakma. Gevşek tükürük sakal murdar edermiş.

Olurdu olmazdı derken seçim sürecine girilmiştir. Bitiminde seçen de, seçilen de, seçilemeyen de şu soruyla hayatına devam edecektir :  NEREDE KALMIŞTIK?  

Anahtar Kelimeler: Nerede, Kalmıştık
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

Kanuni Sultan Süleyman