Ne kadar okur-yazarız?
Tarih: 6.3.2018 10:19:06 / 1643okunma / 3yorum
Cemil Gülseren

Ne cevaplamaya ne de yorumlamaya gerek bile yok. Sayılarla yüzleşmeye de… Başka başka bağımlılıklarımız var. Hem de artarak çeşitleniyor. Teknolojinin bağımlısı mıyız , mahkumu mu? Bilemedim. Yararları elbette tartışılmaz. Getirdikleri inkâr edilmez, götürdükleri de. Telefon ve internetle iletişim çok hızlı, pratik ve kolay oldu. Bilgi aktarabilme ve edinme de aynı şekilde. Baksanıza en son ‘Soy´ şeceresine bakma merakına. Milyonlar bir anda soylarını sopları gördüler, bildiler. Kim kiminle ne kadar akraba olduğunu öğrendiler.

Ya aldıkları?... Vaktimizin çoğunu alıp götürmüyor mu? Saatler kişilere göre değişse de hayli bir zaman bizi meşgul ediyor olması kesin. Ne kadarı gerekli ne kadarı olmasa da olurdu türünden? Telefon-tablet kullanımı başlangıçta bir hevesle başlar; sonra oyalama, oyalanma, oyun(cak) niyetiyle de olsa okul öncesi çağındaki çocuklara kadar iner. Takdir alırsan bisiklet, teşekkür alırsan saat alırım dönemleri gitti, bitti. Artık tablet var, telefon var. Sırada daha kim bilir neler neler olacak. Anne babalar artık sınır çizmeye, kural koymaya çareler arar lakin nafile bir çabadır. Bağlanmışız gidiyoruz.

Telefonun alarmıyla uyanırken ilk baktığımız mesajlar oluyor. İster istemez işlerimizi oradan takip ediyoruz. Cep telefonu artık bizim için adeta bir özel kalem, bir özel sekreter. Almayı unuttuğumuz ilaçları o hatırlatıyor, kaç adım attığımızı sayıyor. Ne kadar özelimize karışıyor ne kadar?...Doğum günlerini oradan kutluyor, kim nerede oradan görebiliyoruz. Yazılı basın bile yitti gitti neredeyse.  Arkadaşlık gereği, mutluluklar ve dahi üzüntüler internet üzerinden paylaşılıyor; hastaneye gittiğimizi, nerede hangi serviste yattığımızı bile cümle âleme neredeyse canlı yayınla duyuruyoruz. Karşılığında ‘şifa dilek ve temennileri´ beklenir. Ölüm haberleri oradan çok hızla yayılır ve bu haberin beğenilmesi umulur.-Bunu da pek anlamış değilim hâlâ.- Heyhat aman Allahım. Kırk yıllık eş-dost; hısım-akraba sosyal medya yoluyla taziyelerini sunar oldular birbirlerine. Düğün de ölüm de ‘öndüç´tür derler. (ödünç denmek istenir.) Bugün bana, yarın sana. Hemi de öyle. Gelen gideni aratır denir ya. Biz bizzat taziyeye gitmek yerine telefonu yadırgardık şimdi telefonu da unuttuk. Sosyal medyadan bir cümle. Üç dört kelime: Başınız sağ olsun. Mekanı cennet olsun… Sağ olun dostlar sağ olun. Telefon bile edemeyecek durumlara geldik. Niye ki?... Gerçek hayattan, gerçek değerlerden, gerçek geleneklerden gittikçe u-zak-la-şı-yo-ruz. Herkes ektiğini biçecek. Ölüm sanal değil ama en kati hakikat. Hakikatli insanlar da böyle günlerde belli olurlar. Uzaktan uzağa merhaba.

Çocuklarımız için ‘sokak´ güvenli değil öyleyse ver eline teknolojiyi. Çocuklarımızın ünlemleri, tepkileri bile bu sanal dünyanın kahramanlarınki gibi. Gerçek sosyal çevreden uzak, hayattan kopuk genç insanları kucaklamayı bekleyen binlerce psikolog, psikiyatr, pedagog, terapist yetiştirmeye bakalım biz. Son yılların en gözde bölümlerinden biri Eğitim Fakültelerinin PDR bölümleri değil mi? Evi bırakın odasından bile çıkmaz oldularsa pek sevinmeyin. O odasına kapanmak usluluktan değil yoksa.

Sürekli beğenilme arzusu sanki tek gayemiz oldu. Sonrası yetmiyor, bitmiyor, arkası gelmiyor. Kişiler çabuk bıkıyor, usanıyor. Boşluklar dolmuyor. Aslında sosyal medyadaki ‘biz´ biz değiliz ki. Görülmek istenen başka, olan başka, görünen daha başka. Bir kandırmaca değilse bile bir şirinlik çılgınlığı. Haydi nasıl isterseniz öyle olsun. Sonrası sıkıcılık, bıkkınlık, hissizlik, duyarsızlık. Daha fazlası yok işte.

Artık baştaki soruya dönelim mi? İnternette, sosyal medyada, telefonda ne kadar, neyi okuyorsak o kadar okuyoruz. Buralarda ne kadar yazıyorsak o kadar da yazarız. Bir de çıkıyorlar “Sosyal medyada okur-yazarlık” diye seminerler düzenliyorlar. Niye ki?...

Bir zamanlar iki sevdalı arasında yazılan şu ‘mani´ ne kadar manidar değil mi?

“Kara kara kazanlar   /   Kara yazı yazanlar

Cennet yüzü görmesin    /   Aramızı bozanlar” Kalemle, kağıtla; defterle kitapla aramız açıldı dostlar, açıldı. Camı okuyoruz, camdan okuyoruz lakin candan okuyamıyoruz.

Cam cama eklenir mi?   /   Camda yar beklenir mi?

Telefonun ekranı, tabletin ekranı, bilgisayarın ekranı ne fark eder hepsi cam sonunda. Kırılır işte. Ya gönüller? Nasıl da çabuk kırılıyoruz? Nasıl çabuk kızıyor, parlıyoruz? Herkes barut fıçısı gibi. Ufak tefek şeylerden korkunç cinayetler çıkıyor. Edebiyat yok, kültür yok, felsefe yok, hikmet yok, marifet yok. Derinlik nerede? Bu kadar yokluklar kimseyi adam da etmiyor kardeşim. Dişe dokunur ne var sanki? Görün işte: Bir işi için bir kamu kuruluşunda yazar Muzaffer İzgü´ye memur soruyor:

-Mesleğiniz:

-Yazarlık

-Okumanız-yazmanız var mı?

-!...

Anahtar Kelimeler: kadar, okur, yazarız
Okuyucu Yorumları (3 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
MUHAMMED MALİK UTLU
6.3.2018 11:44:01
Hocam kaleminize sağlık saygılarımla..
abdurrahman erkargın
10.3.2018 10:43:19
cep telefonundan uzaklaş kitap oku göreceksin ne kadar mutlu olduğunu zamanınızın kıymetini bilin
Leyla ATÇEKEN
22.3.2018 00:14:44
Yazdıklarınıza katılmamak elde değil.Uzaklaşmak istesek de kopamıyoruz.Teknoloji esir aldı haklsınız.Sanalla gerçek arasında bocalıyoruz.Yanıp sönen ışıklı bilgisayar oyunlarında saatler geçiren günümüz çocukları artan epilepsi ile karşı karşıya.Çok fazla uyaranla karşılaştıkları için dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin arttığını belirtiyor uzmanlar.Okulda çocuklar okumak-yazmak istemiyor,okuyan okuduğunu anlamıyor.Haftada bir 64 -72 sayfalık hikaye kitabı okuttuğumuz 3.sınıf öğrencilerimiz değerlendirme sonucunda 15 sorunun en fazla 11´ine cevap verebiliyor.Televizyon ekranından başka sosyal aktivitesi olmayan ebeveynleri ile vakit geçirip tarihi ekrandan öğrenmeye çalışıp ,seyrettiklerini taklit ederek oyuna dönüştürüyor erkek öğrenciler.Ödevini yazmaya üşenen öğrenciyi velisi teşvik edercesine watsapp grubundan çocuğunun ödevini alıp yaptırmaya çalışıyor ilgili veli(!) olduğunu ispatlıyor.Unuttuğu ödevi ya da defteri peşinden getiriyor,sorumluluk almasına müsaade etmiyor.Ödevleri fotokopi olarak verseniz diye bir de serzenişte bulunuyor öğretmene.Velisiyle öğretmenin arasındaki çelişkiyi sezen, doğrusunu anlamaya çalışan körpe beyinlerle geleceğe yürümeye çabalıyoruz olabildiğince.Okuma yazma seferberliği ile okuma yazma bilmeyen teyzeler geliyor okula büyük bir hevesle ,heyecanları mutlulukları yüzlerinden gözlerinden okunuyor. okuma yazma bilmemenin sıkıntısını çekmişler .Okuma yazma hedef olunca okuma yazma öğrenince bitiyor gibi davranıyoruz.Oysa Mark TWAİN:”Okumayanın,Okuma yazma bilmeyene üstünlüğü yoktur.” Derken ne kadar haklı. Azı yarar,çoğu zarar,ortası karar atasözünü bu alanda da hayata geçirmemiz gerekiyor.
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Ekim 2018 Cumartesi
Bugün
Bulutlu
21 °C
9 °C
Pazar
Sağanak
19 °C
10 °C
Pazartesi
Fırtına
20 °C
11 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ne mutludur o kişi ki yoldaşı, haset değildir…

Mevlana