Kıymet Bilmek
Şimdi ‘kıymet´ yerine ‘değer´ diyoruz. Yıllar yıllar öncesiydi. Mektuplar yazılırdı.
Tarih: 14.11.2016 22:40:14 / 3092okunma / 1yorum
Cemil Gülseren

Şimdi ‘kıymet´ yerine ‘değer´ diyoruz. Yıllar yıllar öncesiydi. Mektuplar yazılırdı. ‘ Kıymetli Kardeşim´ hitabıyla başlanırdı. Mektup bitti, gitti. ‘ Kestane kebap acele cevap.´ diye bağlanan sevimli, çocuksu, içten yazılmış olanlarını bile hatırlarım. Kardeşim dediklerimiz de ‘toplu mesaj´ gruplarına dahil olup arada kaynadılar. Toptan yitirdik hepsini. Kıymetli-kıymetsiz, belli belirsiz. Siz neredesiniz?

Kıymet (Ar.): 1. Bir şey için biçilen değer, paha. 2. Bir kimsenin üstün niteliği; şeref, onur; itibar; değer. Hâlâ bazı kelime gruplarında, deyimlerde kullanıyoruz: Kıymet-i harbiyesi yok. (Geçerli değil. Bir değer ifade etmez.), Kıymeti kalmamak (İşe yaramamak, değerini yitirmek), Kıymetini bilmek ( Bir şeyin değerini, önemini anlamak ve ona göre davranmak.),Kıymetini kaybetmek, kıymeti yok, kıymet koymak (değer takdir etmek), kıymetten düşmek, kıymet vermek .vd. Çoğu ‘kıymet´ in düşmesi, bitmesi, kaybı üzerine. Atalarımız ‘kıymet´e hayli kıymet vermişler. Buyurun: Küçük gelin gelmeyince, büyük gelinin kıymeti bilinmezmiş. Sanki ‘Gelen, gideni aratır.´ Sözünün ‘gelin olmuş´ hâli. Söz dolaştı evliliğe geldi ya. Şu sözü de yazmasam olmaz: (Kadın kocası için umar.) Paran ucuz olursa, sen kıymetli (pahalı) olursun. Paranı sıkma, saç, savur. Bol bol harca. Kısmık olma diyorlar. Onlar, hanımlar öyle diyor. Aslında hayatın her anına denk düşüyor. Sonuç her yük de erkeklere düşüyor. Vaaz ve nasihatlarda hiç de öyle değil ama. Ne derler hocalar: Karı-koca birbirinizin kıymetini iyi bilin. Bilmeliler. Bilsinler. Bir başka atasözüyle bu bahsi tatlıya bağlayalım: Kıymetten düşmek istemezsen, kimseyi kıymetten düşürme.

 Kendinizi yoklamanın tam zamanı. Sen kendine soracaksın; Sen kendin kıymetli misin, kıymetsiz mi? Kendini de küçük görme. Sen merkezdesin. Sen yoksan sorumluluğun da yok. Sevgin de saygın da…Selamın da yok. Cevap vermeden önce İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hazretlerinin güzel tembihini hatırlatayım da: “Kendi kıymetini bilen; kıymetten düşmez.

Büyüksen büyüklüğünü; küçüksen de küçüklüğünü bileceksin. Seviyorken sevildiğini; sayılıyorken sayıldığını, kıymetteyken kıymetini bil. Bu biliş sana nerede oturacağını, ne konuşacağını; nerede duracağını bilmeni sağlar. ‘Haddini bileceksin.´ dedikleri bu olsa gerek. Mesele bu. İnsanlar arkandan sayıp sövmesinler. ‘Demediğini bırakmadı. Demediği kalmadı.´ Demesinler. Kendinle barışık olmak için arkadaşlarını gözden geçirmek zorunda kalabilirsin. Seni zora sokan, yoldan çıkaranları sen de arkadaşlığından çıkar. Sana ne yarar verir ki? Olsa olsa, gele gele zarar gelir. Vaktin de önemli. Gönlüne uygun olmayanı, gönlüne almayıver. Kalbi taş olandan sana ancak taş değer. Gözünden de yaş gelir. Sessizlik kimi zaman en büyük sestir. Lâkin tevazu da bir yere kadar. Ağırken ağırlığını bil. Ayağa da düşme, dile de… Unutma ölü dirinin düşmanıdır.

Sahip olduklarının değerini bilmekten maksat onları sana verene şükretmektir. Canının kıymetini bilmek ne demek bilir misiniz? Ancak (Allah Korusun.) canının derdine düşenler bilir. Bedduası bile var. Sen canınla, cananınla, inancınla sensin. Sen yârin, yarânınla bir kimsesin. Eşin, dostun, arkadaşın, yoldaşınla bir değersin. Eksildiğinde bile ezilirsin. Varken kıymetini bilmek ne saadettir ama. Ağaç dalıyla gürler. Havasıyla, suyuyla; taşıyla, toprağıyla; ekmeğiyle aşıyla, bağrında yatan sevdikleriyle herkesin kendi memleketi en kıymetli olanıdır. Vatandan kıymetli ne ola ki? Vatanımız, bayrağımız, yurdumuz için kıymet bile biçemeyiz. Elindekiler elinden çıkmadan kıymetini bilmek büyük bir maharet. Tıpkı canımız gibi. Can yaşarken vardır. Ömür biter, can da gider. Bu husus Divân-ı Hulûsî-i Darendevî´de şöyle dile gelir:

  Ey gaflet oduna yanan   /  Gâfil ömür geçti gider

  Bu yokluğu bâkî sanan  /  Gâfil ömür geçti gider

  Aldanıp vara yandığın  /  Mağrur olup dayandığın

  Bâkî kalacak sandığın  /  Gâfil ömür geçti gider.  (s. 72., 3. Baskı,2006, İstanbul.)

Senin selân verilince hepsi de gider işte. Sen merkezdesin demek bu demek. Başkaca felsefe falan yapmıyoruz. Sen neysen osun. Gittin. Hepsi gider. NOKTA. Ha bu arada ‘Nokta´ kıymetli bir noktalama işaretidir. Bütün işaretlerin adı ‘Noktalama´ diye adlandırılmıştır. Söz biter ‘nokta´ konur.

Anahtar Kelimeler: Kıymet, Bilmek
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
LEYLA ATÇEKEN
9.12.2016 23:00:58
Mektup yazmak,mektup almak güzel.Öğrencilerimize yazdırıyoruz,mektup arkadaşlığını özendiriyoruz ama sürdürülebilirliği yok.Teknoloji çağında yok olmaya mahkum maalesef.Mektup gibi yok olmaya mahkum olmadan önce kendinin,canının,sağlığının,vatanının,dostlarının kıymetini bilip öyle yaşamak gerek haklısınız. Değer verilen anlamıyorsa diyeti de ödetilir.Aptala yatıp idare edilmez elbet."Değer verdim yeteri kadar bundan sonra herkes ederi kadar" Denir zamanı gelince. Sevdiklerinin kıymetini sağlığında,yanındayken bilenlere ne mutlu.Blemeyenler de Neşet ERTAŞ´Iın türkülerine eşlik ederek geçirir ömrünü:"Bilemedim kıymetini,kadrini.Hata benim,günah benim,suç benim..." kıymet vereniniz eksik olmasın,sağlıcakla kalın hocam hürmetler...
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.7794
EURO
6.6943
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
16 Ekim 2018 Salı
Bugün
Parçalı bulutlu
25 °C
9 °C
Çarşamba
Parçalı bulutlu
22 °C
9 °C
Perşembe
Güneşli
25 °C
10 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kıyamet günü herkes birbirinden davacı olur. Hatta tokuşan koyunlar bile..

Hz. Muhammed