Karmakarışık
Tarih: 6.5.2016 18:27:48 / 3211okunma / 1yorum
Cemil Gülseren

Hani geceler olur sabahında uyandığımızda deriz Ya: “Bugün rüya gördüm ama karmakarışıktı.” “Hayır olsun, hayırlara tebdil olsun, hayırdır inşâallah.” diyerek düşün anlatımını bekleriz. Benim anlatacağım düş ise hiç de karmakarışık falan değildi. Gördüğüm rüya gerçekti. Mekân Balaban´ın kırmızı topraklı “sırt” olarak bilinen arka tarafı… Balaban´ı ihtişamlı kale gibi gösteren sırtın dibi, çift yol, cadde boyunca sağlı sollu yüksek binalar arasında doğduğum ev… Yoğun bir trafik, karşıya geçmek için beklerken önümdeki binanın 12. katına kadar olanını sayıyorum. Derken ışıklar yandı. Bir de ne göreyim o esnada bastonuna dayanarak evini bulmaya çalışan rahmetli dedem. Rüya bu ya! Eve girişini görene kadar izledim ve uyandım. Gördüklerimin rüya olduğuna ne şükrettim bir bilseniz.  İyi ki uyanmıştım. Oh çok şükür deriz ya. İşte öyle bir şeydi rüyadan uyanışım.

Bu anlattığım, gerçeğin bilinçaltına yerleşmiş rüya olarak dışa vurumu idi. Ya gerçekler? Köy mü kaldı kardeşim? Geçenlerde Darende´den gelen dostlarla sohbet ediyorduk. Aynı yakınma, aynı mevzu. Darende´de açık süt bulamıyorsun, yoğurt yapamıyorsun. Balabanlısı, Yenicelisi, Ulupınarlısı hemen çoğu yumurtayı, sütü marketten alıyor. Maydanoz bile yetiştirmekten aciz durumdayız. Buralarda bile market tavuğu, market yumurtasına mecburuz işte. Şu dünya şehri İstanbul´da bile yoğurdunu, aldığı açık sütten yapan o kadar aile var ki. Benim memleketim insanı hâlâ köyüne, mahallesine şehirden götürüyor. Bu ayıp, bu kusur, bu sorun işte. YETER ARTIK desek de olabildiğince üretime geçsek, üretmeyi teşvik etsek. Süt, yumurta, maydanoz, soğan bunlar misal.

Türkiye, altmış yıldır hatta daha fazla süredir Batının pazarı halindedir. SEN ÜRETME, BİZ SANA SATARIZ. Hem de daha düşük maliyetle falan… Uçak, gemi, tren otobüs, otomobil, silah mı sadece? Gıda sektöründe de, tohumda, tahıl ve bakliyatta aynı oyun, aynı şirinlikle tuzaklar kurulmakta. Sen ekme, ben sana veririm. Tarım, hayvancılık bitmişmiş, dışa bağımlıymışız geçiniz bunları. Kimin umurunda? Hayvanların yayılacağı yerler-meralar-inşaatlarla doluymuş, göğe merdiven dayamışlar. Ağaçlar gökdelen olmuş. Ne gam?! Tarım yapmazsak, hayvan yetiştirmezsek, zırt pırt elin bufalosuna, angusuna muhtaç oluruz. Yiyeceğimizi, ekeceğimizi-tohumumuzu başkası kontrol ederse bunun sonu nereye varır? Çiftçilik ve hayvancılık bitirilmek isteniyor. Ambargolar, dayatmalar, yaptırımlar askeri alanda olduğu gibi ekonomik alanda da bir gün karşımıza ciddi sorun olarak çıkabilir. Bugünü değil on, yirmi, otuz ve hatta elli yıl sonrasını düşünmek, görmek zorundayız. Yoksa gördüğümüz rüya değil kâbus olur. Bu bir savaştır. Hem de yıkıcı, öldürücü, bitirici ekonomik savaş. Kalırsın GDO´ lu yemlere, etlere, yumurtalara, yağlara. Doğruya yakın olan yanlış en tehlikelisidir. Köylerimizde bile üretmez, üretemezsek her şeye müstahakız. Gelin, herkes gelsin şehirlere. Bir gün o doğal ortamlara ihtiyaç duyarsanız, bulamayabilirsiniz. Tersine göç hiç hayal değil.

Hem ben neyleyim topraksız, bağsız, bahçesiz köyü? Neyleyim geleni gideni olmayan evi? Neyleyim ‘komşular´ sız sokağı?

Ben istedim ki ahkâm kesmeyeyim; yer ve yol göstermeyeyim.

 Ben istedim ki beraber düşünüp, dertleşelim. Yakın olalım; doğal ve sıcak. Birbirimize zor değil kolay ulaşalım. Gevezelik de etmeyelim. Bol keseden de atıp tutmayalım.

Ben isterim ki duygular olduğu gibi, olaylar göründüğü gibi yazılsın. Ondandır ki çoğu zaman kendimle konuşur gibi yazayım dedim. Çok derine de dalmasak ama çok sığ da olmasa. Bilgi kadar görgü, görenek de gerek. Bunları yazarak, anlatarak, en önemlisi de pratikte uygulayarak, yaşayarak yaşatsak dedim ve diyorum. Kalabalığın sesi olalım ama yalnızların da yanında olan olsak dedim.

Ben istedim ki memleketimize ses verelim, ses olalım. Onu aşkla sevelim, ölmüşlerimizi rahmet ve minnetle analım, büyüklerimizi sayalım. Gençlerimizi anlayalım, onlara değerlerimizi, kültürümüzü anlatalım, aktaralım. İstemeyi, şükretmeyi, sabretmeyi, sevmeyi de gençler önlerindeki büyüklerinden görerek öğrenirler. Bu yazının özü hülasa: Ekmeyi, dikmeyi, yemeyi, içmeyi ve hatta memleketine gidip ‘sıla-i rahim´ yapmayı büyüklerinden bilecek küçüklerimiz.

Şimdi tam zamanı… Yaz Başı. Aylardan Mayıs. Bekleniyorsunuz. Ne duruyorsunuz?...

Anahtar Kelimeler: Karmakarışık
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Ayla BALCİLAR CAN
25.5.2016 11:29:57
Çok güze bir yazı olmuş.Kaleminize sağlık.Üreten değil,tüketen bir nesil olduk.Üretmeli... Yeni fikirler, projeler, bilgiler, hayatı dolu dolu yaşayıp her anın değerini bilmeli ve güzel şeylere imza atmalı.Selamlar saygılar Hocam.
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya…

Mevlana