İşte Ecdad İşte Evlad
Tarih: 9.6.2016 18:25:15 / 3287okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

1980´li yıllarda çekilmiş bir fotoğraftan bahsedeceğim. Bildiğiniz gibi Somuncu Baba Hazretleri ile küçük oğlu Halil Taybi´nin kabirleri Darende´de adını taşıyan cami içerisinde bulunmaktadır. Onun sandukası başında da Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretlerinin imamlık cübbesiyle çekilmiş bir fotoğrafı var. Fotoğraf altı yazısı da şöyleydi: “İŞTE ECDAD İŞTE EVLAD” (ecdad; -cedd- kelimesinin çoğulu olup ‘atalar, dedeler´ anlamındadır.) 1945 yılına kadar Somuncu Baba Camii İmam hatipliği görevini sürdüren Es-Seyyid Hatip Hasan Feyzi Efendi´nin âlem-i cemale intikalinin ardından bu görevi evladı Osman Hulûsi Efendi 1987 yılına kadar devam ettirmiştir. Bu tarihte emekli olmuştur.

Osman Hulusi Efendi, babası Şeyhzâdeoğlu sülalesinden Hasan Feyzi Efendi vasıtasıyla Hz. Hüseyin (r.a.)´e ve yine annesi Fatıma Hanım kanalıyla da meşâyihden Tâceddin–i Veli (k.s.) vasıtasıyla Hz. Peygamber (s.a.v.)´e ulaşan 36. kuşaktan asil bir “Seyyid”dir. 12. kuşaktan da Somuncu Baba´nın torunudur. Hizmetleriyle, eserleriyle herkesin gönlünde taht kurmuş olarak ceddinin sandukasına elini koymuş olan Hulusi Efendi, elini koymakla kalmamış o tüm ecdadın hatırasını, yolunu, sevgisini, değerlerini yaşatmak adına önce Şeyh Hamid-i Veli Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneğini kurmuş; bu sayede birçok eğitim ve bayındırlık alanında hizmetleri başlatmış, 1986 yılında da Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfını kurarak bu hizmetlerin hem devamlılığını hem de yaşatılmasını sağlamıştır. Sandukaya elini koyarak çektirilen fotoğrafı ben böyle gördüm.

Evladın ecdada layık olması bir kuru övünme değildir. Sözde değil gerçek liyâkat budur işte. Ziya Paşa´nın o çok bilinen beyti de yeter laf üretenlere aslında:

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz; Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”

Hulûsi Efendi Hazretleri´nin bu âlemden dâr-ı bekâya göçüşünün üstünden 26 yıl geçti. Hizmet emin ellerde ve daha yukarılarda, hedef daha büyük. 30. yılını dolduran Vakıf hizmetlerinin kurumsallaşmasının önü açılmıştır. Hizmetler Darende´yi çoktan aşmıştır. Tüm yurda yayılan insanlığa hizmet çalışmaları yurtdışına taşmış vaziyettedir. Merhum Hulûsi Efendi Hazretleri oğlu Hamid Hamideddin Efendi Hazretleri´ni her yönden yetiştirmiş, bugünlere hazırlamıştır. Hamideddin Efendi de etkili, kararlı ve vakur duruşuyla o dahi hem büyük ceddi, adını aldığı Şeyh Hamid-i Veli´ye hem de muhterem pederleri gönüller sultanı, büyük âlim Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi´ye layık olmuşlardır. Bu gerçeği kör olan bile duymuş, sağır olan bile görmüştür. Gören gözlere, akıl sahiplerine ise hiçbir şey diyemem ama Hulûsi Efendi demiş:

“N´idersin şol gözü dostun yüzün görmüş göz olmazsa

N´idersin şol sözü Hakk´a yarar olmuş söz olmasa”

“Aklı olaydı anın gelirdi yüzün yüzün  /  Görürdü gecesinde arzusunun gündüzün.”

“On sekiz bin âlemin âyînesi veçhin senin  /  Kendi mir´âtında seyr eyle cüdâlık eyleme.”

( ayine: ayna / mir´ât: ayna  /  cüdâlık: ayrılık.  /  vech: yüz, surat. )

 

Kristal prizmada senin köşen neresi?

Hulûsi Efendi´nin vefatının 1. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen 1. Somuncu Baba ve Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Sempozyumu (26 Mayıs 1991 Pazar günü Darende Endüstri Meslek Lisesi salonunda gerçekleşmişti.) açılış konuşmasında Merhum Sayın Sami ERDEM şöyle söylüyordu: “Tüm hayatında çok mütevazı, aşırı derecede hoşgörülü, ulaşılamayacak kadar öğretici ve tatbikatçı, düşündüğü her şeyi işareti veya bakışı ile anlatan Hacı Hulusi Efendi Hazretleri çok köşeli kristal bir prizmaya benzemektedir. Kristalin cevheri iman, hücresi sünnet, molekülü farz, ışığı tarikat, bütünü insanlıktır. Muhtaç olan insan, ihtiyacına göre kristal prizmanın hangi köşesine bakar, hangi köşesinin ışığına sığınırsa orada cevap bulur, orada ihtiyacı giderilir. Akıl almak isteyen us köşesine, servet sahibi olmak isteyen dünya köşesine, derviş olmak isteyen tarikat köşesine, derman bulmak isteyen tıp köşesine, zirve isteyen ilim köşesine, âşık olmak isteyen çile köşesine sığınan herkes muradına ermiştir.” Sahi şimdi biz ne yapıyoruz? Köşe bucak kaçıyor muyuz yoksa köşeden köşeye koşuyor muyuz? Kim bilir belki de köşe kapmaca oynuyoruz. Kim bilir? Tabii ki Allah her şeyi gören ve bilendir. 

Anahtar Kelimeler: İşte, Ecdad, İşte, Evlad
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Yenileceğinden korkan, daima yenilir."

YILDIRIM BEYAZIT