İnce İşler
Tarih: 22.10.2018 10:41:34 / 1176okunma / 3yorum
Cemil Gülseren

 

           Türkçemizde bir deyim vardır ki kabadayıca bir üslup taşır ama öyle değil işte: İNCELDİĞİ YERDEN KOPSUN. Sebep? Fazla naz mı dersiniz? Boş vermişlik mi yoksa oluruna mı bırakmak? Ne derseniz deyin. Niyet neyse ne, netice önemli. “Üzüldüğün şeye bak.” Demezler mi? Ne güzel bir gönül almadır. Biliyoruz ki Eski Türkçede ve halk ağzında  “üzülmek” aynı zamanda ‘kesilmek, kopmak, sonu gelmek, sürtünmekten dolayı aşınmak, yıpranmak´ anlamına da gelir: “Ben bir kuş olsam uçsam varsam yârın kuyuna   /   Kanatlarım üzülse düşüp o ilde kalsam.” (O. Hulûsi Ateş). “Can dediğin kuştur tenden üzüldü”(Pir Sultan Abdal). “Budağından üzülmez meyve-i ham” (Zati). (Ham meyve budağından kopmaz.)

           Üzülünce incelirsin, zayıflarsın. Yemeden içmeden kesilirsin. Onun için güzel demiş büyükler: “Değmez işlere değerli vücudunu feda etme.” Diye. Ne yazık ki en çabuk da gönüller incelir. Fatih Sultan´ın vezirlerinden divan nesrinin büyük ustası Sinan Paşa´nın (Ö.1486) bir beytini aktarmak isterim: “Kalb-i mü´min ki arş-ı Rahmandur   /   Anı yıkmak ziyade tuğyandır.” ( Müminin gönlü Allah´ın arşıdır. Onu yıkmak büyük günahtır.) Osman Hulûsi Efendi de ünlü Nasihat şiirinde bu meseleyi çok veciz bir şekilde dile getirmiş:

 İncitme sen kimseye incinme hem   /   Güler yüzlü tatlı dil her ağızın balı ol.

Nefsine yan çıkıp da Ka´be´yi yıksan dahi   /   İncitme gönül yıkma ger uslu ger deli ol.”

Gönül kırmak mı, gönül yapmak mı? Hangisi kolay?

         ‘Gönül´ kelimesi bizde çok özeldir. Yabancı dillerin sözlüklerinde bu kelime karşılıksızdır. Gönül nedir bilmezler. Onlar görünene bakarlar: Ele geçene, boğazdan aşağı gidene…Gönlümüzden geçeni dile getiren birkaç örnek sıralayalım: Gönül teli, gönül penceresi, gönül ateşi, gönüllü gönülsüz, gönlü bozuk, gönlü aktı, gönül terbiyesi, gönlü ince ya da gönlü yuha… Şarkı ve türkülerdeki gönül sözcüklerini saymaya kalksak bir antoloji oluşur inanın. Bir örnek  ile yetinelim: “Gönül gurbet ele varma ya dönülür ya dönülmez   /    Her güzele gönül verme, ya sevilir ya sevilmez.” İnce işler bunlar. Osman Hulûsi Ateş, ‘gönlü´ tarif eder:

“Gönül bir bahr-i ummandır ana hadd ü payan olmaz   / 

 Derûnu dürr ü cevherdir ki pinhandır ayân olmaz.” Ve de  gönüle der ki:

 “ Ey gönül varını ver sıdk ile canana eriş   /   Özünü hâk ile yeksân edip ummana eriş.”

           Mevlana´ya; “Aşk nedir efendim?” diye soran bir müride; “ Ben ol da bil.” Cevabını vermiş. Yoksa aşk anlatılır mı sanıyorsunuz? Ancak yaşanır. Mecnun´un (asıl adı Kays olan âşık) yanıp tutuştuğu artık adı bile aşkla özdeşleşen, ‘Leyla´, aslında kuru, kara bir kız. Öyle ahım şahım bir güzel de değilmiş. Arkadaşları sormuş Mecnun´a: “Yahu sen bu Leyla´da ne buldun?...” “Siz onu bir de benim gözümle görün.” Demiş Mecnun. Divan-I Hulûsi-i Darendevi´de bu husus şöyle dile getirilmiş:                                   

  “Ana Mecnun denir ki ezber etmiş   /   Dilinde her nefes evrâd-ı Leyla

Açıp ders-i cünunu etdi ta´lim   /   Kitab-ı hüsnün üstadı Leyla

Muhabbet ana derler yar ilinde   /   Ola Mecnûn-dilin feryadı Leyla

Olursa her demin yarın gamıyla   /   Eder bir gün visali şâdı Leyla

Hulûsi yâr olup gayrı unut kim   /   Kala ortada ancak adı Leyla”

 

 Özdemir Asaf da ne diyor bakın: “Güzellik bakanın gözlerindedir, bakılanda değil.” Aşık Veysel de ne demişti: “Güzelliğin on par(a) etmez bu bendeki aşk olmasa.” Göz kendine inanır. Kulak ise duyduğuna yani başkasına. İnce iş dedik ya vesselam.

           Halk bir gün Nasreddin Hoca´dan keramet göstermesini ister. Hoca “tamam” der. “Şu karşıdaki ağacı bana doğru yürüteceğim.” Ağaca “yürü” diye seslenir. Tabi ki ağaç yürümez. Hoca bunun üzerine ağaca doğru kendisi yürümeye başlar. Ne yaptığını soranlara da : “Bizde gurur kibir yoktur. Ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz.” Cevabını verir. ( Hangi çıkarımlara ulaşırız? Birincisi kerametin bir ‘gösteri´ olmadığını vurgular. Nitekim anlatırlar naklen: “ Bir adam ki havada uçuyor. Taş atın düşürün. Hiç itibar etmeyin. Önemli olan muamelesidir.” Hakikaten ince bir örnek. Hoca Nasreddin, ikinci olarak büyüklenmenin değil ‘tevâzu´nun tasavvufta ana ilke olduğuna vurgu yapmış olduğudur.

           Bence ‘aşk´ hep tek kişiliktir. Söylenmemiştir üstelik. Aşkta vuslat olmaz. Olursa aşk olmaz. Bence dedim ya. Kafanız karışmasın.”

 Bir yâr-i sıddık anlar halden   /   Aşk dersini alır gülden   /

  Hiç riyasız tam gönülden   /   Seven dostlara selam olsun.

Anahtar Kelimeler: İnce, İşler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3272
EURO
6.0935
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Kasım 2018 Salı
Bugün
Bulutlu
13 °C
2 °C
Çarşamba
Fırtına
12 °C
6 °C
Perşembe
Fırtına
11 °C
6 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Savaş eri, Allah için nefsi ile savaşandır.

Hz. Muhammed