HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç
Tarih: 5.8.2016 17:32:08 / 2983okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

 

Yerel gündemle ulusal gündemin aynı olduğu günlerde­yiz. Bütün millet ‘Demokrasi Nöbetinde.´ Hainler hariç her­kes aynı duygularda, aynı dileklerde, aynı dualarda uzlaşmış. Uzlaşmış demek bile uymaz aslında birleşmiş. Tek yürek ol­muşuz. TBMM, hükümet, muhalefet dayanışma içinde. Allah daim etsin. Hissiyat aynı, asabiyet aynı, fikriyat aynı. Hâlâ ufak tefek ayrılıklar, aykırılıklar yok mu? Var tabii ki. Nöbetini tut­tuğumuz demokrasinin gereği de bu zaten. Olacak, olsun da. Esasa etkisi olmadıktan sonra ne gam. Bir önceki yazımı da böyle bitirmiştim: “…Önümüzde ‘örnek insanlar´ varken kim çıkarsa çıksın önümüze. Gam değil.” (Temmuz 2016- Darende Haber)

Kararlı olan, karar veren, hareket eden lider(ler) olduğu sürece; sezen, hisseden, uyaran, anlatan, dua eden kanaat önderleri, Allah Dostları var olduğu sürece; onları seven, sa­yan, bilen, anlayan ve dahi Allah´a iman eden, milletini, bay­rağını, vatanını, dinini bilen imanlı, ihlaslı, inançlı, azimli, aşklı, vicdanlı, ŞEREFLİ millet evladı olduğu sürece yedi düvelin düşmanlığına rağmen Milli Mücadelede olduğu gibi şimdi ve her zaman Allah bu millete yardım eder elbet. Şüphesiz Allah doğruların, hakkın yanındadır. Allah var gam yok. Ancak rehavete kapılmak da yok; uyuşmak, uyumak, yatmak da yok. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan´ın ilk anlar­dan beri sürdürdüğü ve vatandaştan istediği tutum da bu yönde değil mi? “Sü uyur, düşman uyumaz” (Sü: ET´de ‘ asker´ demektir. Bugünkü ‘subay´, Osmanlı ‘da ‘subaşı´ kelimeleri buradan gelir. Galat-ı meşhur olarak bugün ‘Su uyur.´ diyoruz ki doğru değil.)

Devletin, ordunun en tepesindekilerin ve onların en yakı­nındakilerin (yaverler) bile hain olabildiğini gördük, öğrendik. Sızdıkları yerde kendilerini gizlemede oldukça usta olduklarını da herkes biliyor artık. İbadet-ticaret-siyaset ve nihayet ihanet katmanlarından oluşan piramidi bu milletin iyi analiz etmesi gerekir. Devleti, milleti, her şeyden önemlisi vatanı için canını verenlere, şehitlerimize rahmet olsun. Yaralılara çok geçmiş olsun. Verilmiş sadakası varmış bu ülkenin. Hepimize büyük geçmiş olsun. Yaralar sarılır, eksilenler yerine konur, kadrolar tamamlanır, zararlar tazmin edilir elbet. Hak yerini alır. Fetöcü hainleri hem devletin, hem de Yüce Allah´ın adaletine havale ediyoruz. Sonu hayırlara vesile olur inşallah. Sabırlı ve dikkatli olmak gerek. Yeni oyunlara hazırlıklı olmak zorundayız. ‘Darbe dönemleri bitti.´ Söylemleri az mı söylendi. Demek ki neymiş? Olmaz olmaz demeyeceksin. Uyar uymaz ama çok sevdiğim anekdotlardan biridir: Karadenizli Temel´in mezar taşında şöyle yazıyormuş: Hastayım, hastayım diyordum inanmadınız. Hani n´oldi?...Ülkenin bu son fotoğrafı aklıma Merhum Meh­met Çınarlı´nın şu dizelerini getirdi. Yazmadan geçemeyece­ğim:

“Bin bir düzenle saygıyı, imanı öldürüp, / İnkârı, kini, şüp­heyi devrettiler bize.

Kaynarken ortalıkta cehennem kazanları, / Cennet, barış masalları dinlettiler bize.

Bizsiz ayakta durmaya yetmezdi güçleri, / Her gün bi­zimle güçlenerek, yettiler bize.”

Olan bitene yıllar yılı seyirci kalanlar, susanlar, ses etme­yenler- bilhassa etkili ve yetkili olanlar- sustu, susturuldu, elle­medi, bilmedi, bilemedi; görmedi, göremedi, aldandık, yanıl­dık. Sonu bu işte. Kıvırmaya gerek yok. Sorular sızdı, kadrolar sızdı, kurumlar içten içe ele geçti. Buna dayanarak kalkışıma geçtiler lakin devlet –millet ve ordu dayanışması neticesinde 15 Temmuz Demokrasi zaferi ile başarısız oldular. Başarılı ol­salardı Irak´tan, Suriye´den beter olabilirdi vatanımız. Tutkun­luk, dayanışma, cesaret bu Türk Milletinin harcında karılmış. Onu ayrıştırmaya çabalıyorlar. Bu vatan, bu ülke bizim evimiz­dir. Evin içi huzurdur. Ev namustur, ev sığınaktır, ev şefkattir. Evin dışarısı mı? Dış dünya karışıktır, baskıdır, tehdittir. Eldir, yabandır, yabancıdır. Sana yabancı, değerlerine yabancı, kut­sallarına yabancı. Dışarısı seni kıstırır, seni kıskanır. Dışarısı (dış güçler), kırar, döker; seni bitirmek için her şeyi yapar; durmaz, durmadan saldırır, saldırtır. Sen ağlarsın, alınırsın, acılara gark olursun. Kırılırsın, dökülürsün. Onlar güler, oynar. Onların bek­lediği bu zaten.

Ey Türkiye Cumhuriyeti, Ey Millet yaşayacaksın, yaşata­caksın. Coğrafyamız için, Ortadoğu´daki Müslüman halk için, Türk Dünyası için, vatan için, devlet için Allah rızası için yaşa­mak zorundasın. Buna mecbursun. Başka Türkiye yok. Başka umut yok, başka şans da yok, seçenek de… Kazanmak zorun­dasın. Yapayalnız da değilsin. Allah seninle.

 

Anahtar Kelimeler: YERİNİ, BULUR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Aşk bir güneşe benzer, aşık olmayan gönül bir katı taşa benzer.

Yunus Emre