Gençliğin / Gençlerin Kıymeti
Tarih: 9.11.2015 12:18:06 / 2273okunma / 0yorum
Hüseyin YAREN

 

Gençliğini verme yele

Fırsat gide gelmez ele

Sıdk ile gel gir bu yola 

Kendine gel dinle sözüm  

(Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî)

Gençlik, Yüce Allah´ın kullarına bahşettiği ömrün en önemli çağlarından biridir. Çünkü gençlik, çalışkanlık, zindelik, dinçlik, cesaret, metanet, heyecan, kuvvet ve enerji kaynağıdır. Gençliğin değerinin bilinmesi, gençlerin bu dönemde, hem kendileri ve hem de aile, millet, vatan, din ve devletleri için hayırlı ve faydalı şeyler yapmalarıyla mümkün olur. Bunun yolu da, iyi bir eğitim almak, iyi bir iş sahibi olmak, helalinden kazanmak, her alanda başarıyı yakalayabilmek, kısaca dünya ve ahiret saadetini kazanmak için çok çalışmak, bütün görev ve sorumlulukları yerine getirmek, millî ve manevî değerlere sıkı sıkıya bağlı kalmak, her türlü kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak ve Allah´a karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmektir. İşte o zaman gençliğin değeri bilinmiş ve iyi bir şekilde değerlendirilmiş olur. Öte yandan, millî ve manevî değerlerine bağlı, iyi yetişmiş, bilgili, yüksek ahlak sahibi, vatan ve millet sevdalısı gençler, bir milletin mutlu ve müreffeh geleceğinin en önemli temel taşlarındandır. Bu gençleri yönlendirmek ve yetiştirmek ise çok önemlidir.

Hazreti Muhammed (s.a.v.) daha risâletinin ilk günlerinden itibaren gençlere büyük değer vermiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)´in hayatını konu edinen siyer kitapları ile hadislerden öğrendiğimize göre, Peygamberimizin İslâm davetine en önce icabet edip, ona gönül veren ve can-ı gönülden destekleyenlerin çoğunu gençler oluşturmaktadır. Bu gençlerden Hz. Ali on, Abdullah bin Ömer on üç, Zeyd bin Harise on beş, Abdullah bin Mes´ud ve Zübeyr bin Avvam on altı, Abdurrahman bin Avf ve Sa´d bin Ebi Vakkas on yedi, Musab bin Umeyr on sekiz, Ca´fer bin Ebi Talib yirmi iki yaşında; Osman b. Affan, Ebu Ubeyde ve Hz. Ömer de 25-31 yaş arasındaydılar. Bunların dışında genç yaşta İslâm´ı kabul eden pek çok kişi mevcuttur. Hz. Peygamber (s.a.v.), İslâm dininin yerleşmesi, yayılması ve İslâm toplumunun şekillenmesinde bu gençlerden çok yararlanmış, bu hususta onlara büyük görevler vermiştir. Vahiy kâtiplerini genel olarak gençler arasından seçmiş, İslâm´a davet mektuplarını da gençlere yazdırmıştır. Bazı gençleri de Süryanice ve İbranice gibi, o gün için çok ihtiyaç duyulan yabancı dilleri öğrenmeye teşvik etmiştir. Peygamberimiz, yirmi beş yaşlarında bir genç olan Mus´ab bin Umeyr´i Medine´ye öğretmen olarak göndermiş, yirmi bir yaşındaki Muaz bin Cebel´i de Yemen´e kadı ve öğretmen olarak tayin etmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gençleri, çoğu yaşlı sahabelerden oluşan ordulara komutan tayin etmiştir. Çoğu savaşlarda sancağı bizzat kendisi gençlere vermiştir. Mesela Tebük Seferi´nde sancağı Zeyd bin Sabit´e, Bedir´de de Hz. Ali´ye vermiştir. 18 yaşlarında olan Usame bin Zeyd´i, Suriye´ye gönderdiği orduya komutan tayin etmiştir. Bütün bunlar, Sevgili Peygamberimizin, dolayısıyla dinimizin gençlere ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

İslâm´ın gençlere verdiği önemin en açık delillerinden birisi de, Peygamberimizin, Allah´a itaatle, dosdoğru bir şekilde yetişen gencin mükâfatının, adaletli devlet başkanının mükâfatından hemen sonra geldiğini haber vermesidir. Peygamber Efendimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde, Allahu Teâlâ yedi sınıf insanı arşının gölgesinde barındıracaktır: Bunlardan birisi Allah´a kulluk içinde gelişip büyüyen gençtir.” Bu hadisi şerif, bir yandan onların kıyamet gününün o dayanılmaz acı ve ıstıraplarına karşı Allah´ın koruması altında olacaklarını müjdelerken, bir yandan da, Allah´a ibadetle yetişen bir gencin, topluma barış, huzur ve düzen kazandırmadaki sırrını işaret etmektedir.

Dünya hayatı; çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık gibi dört evreden oluşur. Yüce dinimiz, gençlik dönemine ayrı bir önem vermiş, gençleri, kadın erkek ayırımı yapmaksızın belli bir yaşa ulaştıklarında Allah (c.c.)´ın koyduğu hükümlerin muhatabı kabul etmiş, böylelikle kendilerine en büyük değeri vermiştir. Gençlik dönemi, genç insan için hemen her bakımdan, gelişim, değişim ve etkileşim sürecidir. Gelecek, bu dönemde kazanılır; eğitim, bu dönemde alınır; işine ve mesleğine bu dönemde sahip olunur. İnsan, kimliğini, karakterini ve kişiliğini bu dönemde elde eder. İyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri bu dönemde edinir; aile yuvasını bu dönemde kurar. Disiplinli ve düzenli çalışma, anne-babaya, büyüklere ve çevreye saygılı olma, hoşgörü sabır ve yardımlaşma bu dönemde kazanılır. Allah, peygamber ve insan sevgisi, kurallara uyma, doğruluk ve haktan yana olma gibi güzel erdemler bu dönemde kazanılır ve gelecek yıllara taşınır.

Gençler, gençliğin kıymetini kendiliğinden idrak edemeyebilirler. Bu nedenle onlar, gençliğin büyük bir nimet olduğunun bilinciyle yetiştirilmeli, gençliklerini en iyi bir şekilde değerlendirmeleri için gençlere bütün imkân ve fırsatlar tanınmalı, onlara yardımcı olunmalı ve ellerinden tutulmalıdır. Gençlerin çok iyi bir eğitim almaları sağlanmalı, bilgili, sağlam karakterli, kişilikli, idealist, ufku açık olarak yetiştirilmelerine özen gösterilmelidir. Gençler, inançlı, yüksek ahlak sahibi, millî ve manevî değerlerine sıkı sıkıya bağlı, görev ve sorumluluk bilincine sahip kişiler olarak yetiştirilmeli, manevi ve ahlaki yönleri asla ihmal edilmemelidir. Ancak bu şekilde gelecek zamanlara ümitle bakılabilir, ümit var olunabilir… 

Anahtar Kelimeler: Gençliğin, Gençlerin, Kıymeti
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
SÖZLE DEĞİL YAŞAYIŞLA ÖRNEKLİK (19 Kasım 2017 - Pazar)
EĞİTİMDEN HAYATA FARKLI BİR BAKIŞ (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Kudüsü anlamak (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kitap okumanın önemi / sırları keşfetmek (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Necip Milletimiz, Cennet Vatanımız (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
ADİL OLMAK (06 Haziran 2017 - Salı)
Tarih şuuru / toplumsal hafıza (06 Nisan 2017 - Perşembe)
MEDENİYETİMİZE DAİR BİR KAÇ KELAM (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Halep´in önemi (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Petrol – Oyun – Mücadele (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tarihten günümüze Musul (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Ehl-i Sünnet Hassasiyeti (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Bilinçli olmak, şuurlu olmak (02 Eylül 2016 - Cuma)
Sala ve ezanlarla kahramanlık destanı (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Somuncu Baba´da bayram sabahı (29 Temmuz 2016 - Cuma)
Maneviyat iklimi Ramazan ayına girerken (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Tüm Türkiye´ye örnek olacak hizmetler (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Mesleklerin en güzeli öğretmenliktir (04 Aralık 2015 - Cuma)
Eğitim üzerine bir kaç söz (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Adaletin toplum üzerindeki önemi (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Çifte Bayram (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Anma Merasimi ne doğru (07 Temmuz 2015 - Salı)
Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi (ks) (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Kutlu Doğum / lemlere Rahmet (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Son Kale Çanakkale (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hacı Naciye Ateş Okulları (03 Mart 2015 - Salı)
Hakikatler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Aile huzuru toplumun huzuru (06 Ocak 2015 - Salı)
Öğretmenler Günü (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Hidayet kaynağı Kuran-ı Kerim (06 Kasım 2014 - Perşembe)
OKULLAR AÇILIRKEN (09 Eylül 2014 - Salı)
Bayram ve Hüzün (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
DÜNYAYA TEŞRİFİNİN 100. YILI ANISINA (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
BAHR-I UMMAN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Sevgi Seli (19 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Cevherin kıymetini bilmek (11 Nisan 2014 - Cuma)
Daha ileriyi görmek (13 Mart 2014 - Perşembe)
İnceliği anlamak, yakalamak (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
3.9594
EURO
4.6547
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:29 07:08 12:23 15:00 17:20 18:47
Malatya
23 Kasım 2017 Perşembe
Bugün
Parçalı bulutlu
8 °C
-2 °C
Cuma
Parçalı bulutlu
10 °C
-2 °C
Cumartesi
Parçalı bulutlu
8 °C
-4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ahiret için çalışanın Din ve dünyasına, Allah kâfidir!

Hz. Ali (r.a.)