Dereden Tepeden
Tarih: 12.4.2018 09:16:27 / 1003okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

                Hani olur ya yarenlik edeceğiniz tutar, üç beş kafa dengiyle öteden beriden söz sohbet edersiniz. Eliniz telefona gitmeden, kulağınız dış sese kapalı, yüz yüze, göz göze bir sohbettesiniz diyelim. Televizyonsuz, telefonsuz sade bir çayla muhabbette iseniz dakika tutun ne kadar sürecek? Kimse kimseyle bahse falan girmesin. Herkes kaybeder.  O denli bağlanmışız ki sormayın.

                Havadan sudan da olsa konuşsak, dinlesek; ondan bundan da olsa anlatsak, anlasak yok mu? Sanki kaymaklı ekmek kadayıfı tadında kalsak hani ya.

 İletişimi duvarlarda, sıralarda, banklarda yazarak sürdürenler, içini döken bu isimsiz yazarların okuyucusu da yazarı gibi kayıt dışı. Az ve öz yazarlar. Anlamlı, sivri, pratik zekâ ürünü ürünler kimi zaman da kamyon arkalarında, dolmuş camlarında boy gösterirler. Okurken tebessüm de ederiz: Oyunu ayakta alkışladım; oturacak yer yoktu. İşte bu kadar. Daha avam bir örnek: Alfabe artık 28 harf; ‘O´ şimdi asker.!...

İnsanın kendinden bahsetmesi her ortamda itici gelir. Söyleyen sıkılmadan söyler ama dinleyen sıkılmaktan patlar. En çok da öğretmenler yapar. Yazar-sanatçı taifesi de çok düşkündür kendinden söz etmeye. Siyasetçilerin yaptığı sanki çok farklı bir şey. Üstelik asli görevleriymiş gibi algılandığı için değerlendirme dışında tutulur. Medya bu türden programlara daha bir düşkün. Demek ki talep var. Ben şunu yaptım, bunu geliştirdim. Bana gelin, beni seyredin, beni okuyun, beni dinleyin. Yalnızca bende kalın, bizde kalın. Sözün kısası sosyal medya tabiriyle beni beğenin beni. Gayemiz bu. Pazarlamacı televizyon kanallarımız bile bu çizgiden sapmazlar. Ben iyileştiririm, ben zayıflatırım, ağrınızı sızınızı ben keserim. Bana bakın, benden bunu alın tamamdır. ( Ben satıyor bir krem, sen alıyor, sürüyor, sürünüyorsun. O para kazanıyor. Boşa mı gider, hoşa mı?.. Bilmem gayri.) Paracıklar son zamanlarda aslı yok yaylasında beş yüz koyunu olan tosuncuklara gitmiş. İddialı büyük laflar edenlere atalar demiş oysa: Azıcık aşım, dertsiz başım. Helal-haram karman çorman. Bu haberler çoğaldıkça çoğalıyor. Haliyle asabınız da bozulur, diliniz de. Aklınıza da mukayyed olun, dilinize de… Deli olmayınca akıllı geçinemezmiş. Bir keresinde erenlerin birine ; “ Ahlâk-ı umûmiyye” fesada vardığından bahis olunurken; “ Böyle giderse dünya yıkılacak, alt üst olacak.” Demişler. “Ne bilirsiniz?” Belki altı üstünden iyi çıkar.” Demiş.

Zengin, ünlü ve ağzı laf yapan, renkli bir sima idi rahmetli Sakıp Sabancı. Çok da üretken bir sanayici idi. Bir öğüdünü okumuştum: “ Kim akıllı üretir ise onun yanında olun. Kim akılsız tüketir ise ondan uzak durun.” Bırakın sanayiyi tarımda bile üretmekten çok tüketen durumdayız. Bu günleri görmedi iyi ki. Divân-ı Hulûsi-i Darendevi´de ‘akıl´ şöyle dizelenmiş:

Akıl gider âr olur    /    Varı tarümar olur

Varlık gamından geçer   /    Gönül yara yar olur.” Herkesin aklı ayrı; aşkı ayrı. Değil mi yoksa?

Otuz-beş kırk yaşına gelmiş olduğu halde evlenmemiş bir Bektaşi dervişine;

-Baba efendi, hamd olsun hâlin vaktin yerinde. İhtiyar da değilsin. Böyle bekâr kalmanızın sebebi nedir, niçin evlenmiyorsun? Diye sorduklarında,

-Azizim, şöyle bir etrafıma bakıyorum. Ne kocası olmayı arzu edeceğim bir kadın ve ne de babası olmasını isteyeceğim bir evlat göremiyorum.” Burada kessek yetmez mi? Ahkâm kesmenin, sunumlar yapmanın, kişisel gelişim kitapları yazmanın- okumanın hiç de gereği yok. Nafile. Niye, neden, niçin soruları cevap bekliyor. Sorun kişisel değil artık. Enine boyuna, a´dan z´ye araştırılmalı, çalışılmalı. Köyler niye boşalıyor, şehirler niye ha bire doluyor. Şunlar niye arttı, bunlar niye azaldı? Uzar gider. Deliyle zengin aklına geleni yaparmış. Peki diğerlerine ne oluyor? Yerinizi biliyor musunuz? Hangi taraftasınız? Bir sohbet sırasında Arif Nihat Asya´ya:

-‘Eğilir, bükülür, katlanır, istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş.´ derler. Arif Nihat Asya, buna şöyle cevap verir:

-Desenize, eninde sonunda camı da kendimize benzettik.

Neler nelere benzemedi ki. Elhamdülillah.

Anahtar Kelimeler: Dereden, Tepeden
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.0758
EURO
4.9720
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
25 Nisan 2018 Çarşamba
Bugün
Güneşli
26 °C
5 °C
Perşembe
Parçalı bulutlu
27 °C
9 °C
Cuma
Bulutlu
25 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.

Hz. Muhammed