BULUT ALTINDA
Tarih: 13.2.2017 17:10:49 / 2311okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Yazın güneş altında uzun süre kalmayın derler. Gölge aranır. Bulut aranır. Kışın da hep bulut dağılsa,  güneş çıksa, hava açsa denir. Dört mevsimi yaşamak, dört tarafını görmek gibi bir şey işte. En geçici, aldatıcı olanı da bulut altında yaşamak. Gelir ve geçer. Yağar ya da yağmaz. Beyazdır, gridir. Türkülere, deyimlere, deyişlere konu olanı ise karadır. Buluttur işte. Bulut efkâr olur, ağıt olur, yanık türkü olur. Dağlara eş olur. ‘Deli bulut´ dedikleri bu olsa gerek.

En az yetmiş senesi var. Aşağıulupınar Köyünden -Ben mahalle demeye bir türlü alışamadım.- bir gözü pek ‘hazeyn´ Halep´ten mal getirmiş. (Kaçak-maçak, gümrük mümrük hak getire) Köye geldiğinde; ”Malları nere sakladın?” dediklerinde ne dese beğenirsiniz?: “Bulut altında sakladım.” Kim gidecek, kim bulacak? Hangi bulut? Bir var, bir yok. Ne zekâ ama? Bayıldım. İçimden “Bulutlarda yaşayan da malını bulutların altında saklar.” Diyebildim. (Kaynak: Kasım Yaman, Şükrü Bak)

VER YAŞIMI AL KARTI!

Bu adam sekseninin üstünde. Bulutlarda değil bulutların altında yaşıyor. Gizlenmiyor da. İncirli durağında otobüse bindi. Yanıma oturdu. Elinde adres yazılı bir kâğıt. Nerede ineceğine dair o adres üzerinden konuştuk. Söz onun: “Yaş doksan, elimde adres.” - STK gibi etkinlikler peşinde. Diğer elinde meyve dolu poşet. Bir hastayı yoklamaya gittiğini söyledi. Ekledi; Gezmesem yatalak olurum. Ha diyorlar ki  (akbil) kart bedava, gezip duruyorsun. Böyle söylenenlere yine net bir cevap veriyor: Ver yaşımı ,al kartı. Söz hakikaten biter. Gençler ah gençler;  Siz o yaşa gelince neylersiniz acaba?

KARMAKARIŞIK

Tam da bu zamana uygun beyan; İlişki durumu, ‘ Karışık´.  Gençler, bir dargın bir barışık olunca ortam zaten karışık. Yüzler de haliyle buruşuk mu desem, asık mı desem? Ne söylersen söyle. Herkes bildiği yolda, bindiği dalı kesmede. Hoca Nasreddin´in adı çıkmış. Sonuç mu? Evlenmesi bir alaca kuş, geçinmesi bora ile kış. Hasılı erkek vefakâr, kadın cefakâr olursa olur bu iş. Şansınız neyden yana? Eri er eden de karısıdır; eriten de…Ve nihayet düğün geldi çattı. Düğün törenleri ise hepten karışık. Kimi kadın-erkek diye salonu ayırıyor, kimi karışık oturuyor. Gelenler zaten KIZ TARAFI-OĞLAN TARAFI DİYE ayrılıyor. Herkes yine bilişi, tanışı ile oturuyor. Yeni hısımlarla kaynaşıverme diye bir düşüngü yok. Düğünün gidişatı ise iyice karmakarışık. Kimi çalgılı, orkestralı kimi de ilahi formatlı. Kuran okunur, Mevlid´den bir parça hatta vaaz falan derken birkaç ilahi. Derken yemek faslı başlar. O arada sahnede bir semazen (bazen iki kişi), davetliler yer içerken o dönüyor da dönüyor. Para kazanma uğruna neler neler İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR? Mevleviliğin bir ritüeli düğün salonlarında. Ben eşleştiremedim. Mevlana´yı anmak başka, Mesnevi okumak başka, sema başka şeymiş demek ki!...Biraz sonra da kasap havası, gelsin Ankara´nın bağları…Horon tepmekle, halay çekmek, zeybek oynamak tamam da düğünde sema gösterisine ben alışamadım. Bu nasıl bir sektördür anlaşılmaz. Neylersin zevkler de tercihler de karmakarışık.  “ Akarsu neredeyse orası yeşerir   /   Gözyaşı varsa rahmet gelecektir.” Diyor Mevlana. Konu mankeni gibi dönen semazenin, fon müziği gibi çalan ‘ayin´in gözlerinizi yaşarttığını hissettiniz mi hiç?...Mesnevi´nin bir sayfasını okumadan ‘Mevlana Uzmanı´ olanların olduğu ülkede ölçüler de, değerler de haliyle karışıyor vesselam.

 Yeri geldi yinelemek isterim bir önerimi; Somuncu Baba ismini yıkama yağlama, oto tamiri gibi yerlerde kullanmak ne derece yakışık alır bilmem ki? Her şeyde bir güzellik, bir uygunluk olmalı canım. Somuncu Baba´nın soyundan Osman Hulûsi ATEŞ´in  Dîvân-ı Hulûsî-i Darendevi  (İst., 2006., s.89.)adlı eserinde geçen şu beyitleri bu çerçevede okumak çok yerinde olacaktır:

“Eskiler yenilenir hep yeni âdetler gelir   /   Şer´-i pâke uymayan bin türlü bid´âtlar gelir

Sanma bu devr-i zamanın hâlinin îcâbıdır   /   Var olaldan kâinat bin türlü san´atlar gelir

Hükm-i Kur´an´a uyup sünnete kılmaz ittiba   /   Kendi butlanından uydurma dalâletler gelir

Biz yakın olduğumuz müddetçe diyâr-ı küfre   /   Türlü zahmetler doğar türlü nedâmetler gelir.

Anahtar Kelimeler: BULUT, ALTINDA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun?.

Hz. Muhammed