Bir Ara
Tarih: 2.12.2017 10:30:12 / 393okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Yılın sonuna geldik. Her son bir başlangıca açılır. Aralık gider yeni yıl, yeni ay girer. Hani sunucular sık sık derler ya; “Kısa bir ara. Tekrar görüşmek üzere.” Bir kararda bir Allah. Zaman zaman değişim şart. Günler, haftalar, aylar aralıksız birbirini kovalar. Yıllar yılları kovalıyor, gün ne ki?...

Bir ömürdür sürdüğün. Çektiğin cefa da içinde; sürdüğün sefa da… O arada yer mi değişirsin, nefes mi alırsın? Sözün kısası; sayılı nefesini harcarsın. Kimileri işe ara verir, dinlenir. Aslında verilen her ‘ara´ değişimin de işareti ve öncüsü olmalı. Değişim için de bilgisayar diliyle kişi de kendini güncellemesini bilmeli. Ancak her güncelleme ille de yenilenme anlamına gelmez.

Kimileri de eşiyle aralanır, aralaşır. Buna ayrılık desek ne olur. Bu Türkiye gerçeğinde olduğu üzere aralanmak ile ayrılmak aynı sayılmıyor, sayılmaz da. Birinde aralanıyorsun, soğukluk gibi bir şey; biri ay-rıl-mak. Gönül neler umuyor neler oysa. Bu dahi imtihandır hem de zor soru. Çalışılmayan yerden gelen sorudur bu, sorundur bu. Bir de sevenlerin ayrılığı var ki, aslında onlar hiç kavuşmamıştır ki ayrılsınlar. Zaten ayrılar. Türkülerde dolu dolu söylenen bunların acıklı hikâyeleridir. “Ayrılık yaman kelime, onu sen gel bana sor. Kader ayırdı bizi, elimizden ne gelir, sabrın sonu selamettir, başa gelen çekilir.” Sorun da çözüm de aynı dörtlükte dizilmişler.

Gerek siyasi, gerek ticari-iktisadi ve sosyal ilişkilerde ve dahi özellikle diplomatik görüşmelerde sıkça karşılaştığımız bir durumdur: “Görüşmelere ara vermek” ne demek? ‘Görüşmeler tıkandı, çıkmaza girdi.´ Demektir. Lakin çıkarken kapıyı ASLA çarpıp çıkmamak gerekiyor. Ola ki geri dönersin. Bir daha o kapıyı çalarsın kim bilir. Biraz aralık bırakıp çıksak hani ya daha  ılımlı, daha mutedil bir çıkış olacak. ‘Çıkış´ sözcüğünü artık ‘çözüm´ yerine de kullanır olduk. ‘Çıkış´ bazen de kaçış olmuyor mu sanki? Tam burada biri de çıkıp bana, sana, ona şöyle dese hakkıdır değil mi? “Sana vereyim bir öğüt, ununu kendi elinle öğüt.” Gerek kişisel ve gerekse ulusal görüşmelerde her an her şey olabilir diye hazırlıklı olmak durumundayız. Politikanın içi dışı olmaz. Her ikisinde de bir gün uzun bir süredir. Bir gün içinde çok şey değişebilir. Dünyada olup bitenler iyi süzülmeli. Acele kararlar ziyan getirebilir. İleriyi, daha ileriyi öngörmek, sezmek zorundayız. Bugün dost olan yarın karşımıza geçebilir.

 ‘Herkesin aklı kendine.´ Demesine deriz de pek de akıllıca bir tutum sayılmaz. İstişare öne çıkmalı. Bir insanın yanlış yapmak ihtimali az da olsa var mıdır? Vardır. Yanlışları azaltmak, hatta yanlışa düşmek istemiyorsak daha çok danışacağız. Danışıp da bildiğini okuyan yok mu? O da ayrı bir sıkıntı. Tabii danışacak bilge kişileri de arayıp bulmak gerekiyor. Onlar öyle ayak  altında dolaşmazlar. Onlar el üstünde tutulacak, donanımlı, bilgili, görgülü, yetkin, yetenekli, yeterli kişilerdir. Onlar ne arpa peşindedir; ne de arpalık… Yani değerini artırmak dileyen, değer bilen olacak. Hele hele yönetici-idareci ve bilhassa da liderler değerleri korumak adına değerlileri tespit etmek mecburiyetinde. Lakin her insan için geçerli bir kanaati de burada yinelemek durumundayım: Kimi insanlara taşıyabileceğinden fazla değer verirseniz açıkça bozarsınız. Gereksiz övünmesine kapı aralamayın. Kumaşı kötüymüş deriz, mayası bozukmuş deriz demesine de sen de biraz basiret sahibi olacaksın. Yanlış adamlar, adamı yanıltabiliyor işte vesselam.

Başarılar kutlanır, başaranlar takdir edilir. Cimrilik sadece yedirip içirmeyen, gerektiğinde harcamayan değildir ki… Takdir etmesini bilmeyen dahası etmek istemeyen de cimridir. Hasetlik ile cimrilik bence ikiz kardeştir arkadaş. Dost canlısı böyle olunur. İyi günde, kötü günde belli olur deriz ya. İlk arayan sen ol olmasına da hep arayan da sen olma.( Kızmayın ama bir de durduk yere ‘enayi´ demesinler.)Sev, sevil. Osman Hulûsi Efendinin Nasihat´ inde yazdığı gibi; “Garazsız ivazsız hizmet et her canlıya; Her göze diken olma; sümbülü ol, gülü ol.” –Karşılıksız iyilik yap, yapacaksan.- Çelişkilerimiz atalar sözünde bizi yansıtmıyor mu sanki? Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez. Bir diğer söz hemen düzeltmeye yönelik; İyilik yap denize at; balık bilmezse Hâlik (Yaratan) bilir. Şimdi paylaşımcı olmaktan maksat, sosyal medyada çoğu görsel olan ‘malzemeyi´ paylaşmaktan ibaret değil elbette. Kelimenin kökü ‘pay´ dır. Kurban etini dağıtırken kullanırız tam da yerinde kullanılır. İşte öyle bir şeydir pay; verilen haktır. Ele gelir, elinle verirsin, ele verilir.

Allah bize hayatta iken bölüşmeyi, paylamayı değil paylaşmayı nasip etsin. Şüphesiz veren el, alan elden daha üstündür. Nasibi olan verir, nasibi olan alır.

Dostlarım! Bir ara buluşsak da dertleşsek, sohbet etsek dediğiniz dostlarınız varsa yeni yılı mı bekliyorsunuz? Beklemeyin. Buluşun, görüşün, kucaklaşın. Sadece acılarda mı buluşacağız, sadece acılar mı paylaşılır. Sevinçleri, başarıları da iyiler paylaşır. ARA BİTMEDEN.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
3.8277
EURO
4.5086
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:45 07:27 12:31 14:59 17:17 18:47
Malatya
13 Aralık 2017 Çarşamba
Bugün
Parçalı bulutlu
7 °C
-1 °C
Perşembe
Güneşli
8 °C
0 °C
Cuma
Güneşli
10 °C
-2 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.

Hz. Muhammed