Atalar Söylemiş
Tarih: 28.12.2016 16:36:37 / 2357okunma / 2yorum
Cemil Gülseren

Dede Korkut dilince görelim ‘Atalar´ ne söylemiş: Elden gelen öğün olmaz; olsa da vaktinde gelmez. ‘Kuyma suynan değirmen dönmez.´ ‘Taşıma suyunan´ diyen de var. Var ya bu kötü komşular-var mı var-adamı hiç yoktan hacet sahibi yaparlar. Komşu ihtiyacınız olanı size ödünç vermezse siz de gider o kızgınlıkla onu satın alırsınız. Ey Avrupa sen şimdi silah verme. Gün gelir iş başa düşer. Düşsün de. Kendi silahımızı yapar olduk mu olduk. Eksiklerimizi de bu krizle tamamlarız. Terör yanlısı-destekçisi Avrupa´nın ambargosu hayırlara vesile olabilir. Şimdi üşengeçliğin zamanı değil. Onlarca yıl dışa bağımlı kaldık. Uslanmadık mı? O zaman bu ayıp da bize yetsin. Sıkıntılar, sıkmalar, dayatmalar bize ters tepki yapmalı. Bizi daha da hırslandırmalı. Devlet büyüklerimizin ifade ettikleri gibi bu millet yalvarmaz, yakarmaz. Oturur yapar. Yapmak zorundadır.

Yüzlerce yıldır Türklere Anadolu´da sanki ‘her şey´ günahmış gibi sunulmuş. ‘Her şey´ den maksat çiftçilik, hayvancılık ve de askerlik dışında her şey. Toprakla uğraş, hayvan güt bir de savaşa katıl. Madencilik, sanayi, kuyumculuk, demircilik, ticaret vb. bir çok iş kolu çoğunlukla Türklerin dışındaki teba´ya  yakıştırılmış. Bu yüzyıldaki birikim, beceri ve başarıları hâlen sürmekte. Boşuna değil. Herkes gördüğünü devam ettirmiş. Türkler hep uzakta tutulmuş.  1980 senesinde Bolu´ya edebiyat öğretmeni olarak atandığımda Ankara´dan Bolu´ya birlikte gittiğimiz ve aynı zamanda ilk ev sahibim rahmetli İhsan Pulatlı ( O vakit Muharip Gaziler Derneği Bolu Şb. Bşk. İdi.)´dan bizzat dinlemiştim: “Ben Bolu´nun ilk Türk terzisiyim. Yabancılardan (Gayri müslim demek istiyordu.) öğrendim. İlk planda öğretmek istemediler ama ben bir şekilde bu mesleği onlardan kapmıştım.” Anadolu´nun hangi iline, ilçesine giderseniz gidin durum bundan farklı değildir.

Dikkat edin çiftçilik, hayvancılık ve de askerlik Türklerin işi olsun. Akçeli işler ellerin. Son yıllarda çiftçilik ve hayvancılık da dolaylı olarak bitirilmek istenmektedir. Bunlar dahi çok görülür olmuştur. Demek isterler ki hep bize bakın, bizi besleyin. Biz verelim. Siz ekmeyin. Biz size satarız. Hem siz ucuza mal edemiyorsunuz. Sonra dışa bağlı ekonomi, GDO´lu ürünler, hibrit tohumlar. Dolaylı derken bir tarafta sanayi toplumu olduk, oluyoruz diye sevindirik olmuyor muyuz? Evet tarıma elverişli arazilere uydu kentler, siteler, Toki´ler derken ekilecek alanlarımız da haliyle giderek azalmış olmuyor mu? Oldu bile. Buğdayda, pirinçte ve daha bir çok kalemde dışarıya bakıyoruz. En basiti et yetmiyor et. İthal et gele de etimiz ucuzlaya diye etmediğimiz kalmıyor. Cayır cayır et ithal ediyoruz. Şeker de cabası. Koş Mehmedim koş. Mehmetçik yetiş. Yetiş Allahım Mehmetçiğin imdadına sen yetiş. Ataların bütün sözlerini sıralasak ne olacak tutmadıktan sonra. Tam yeri gelmişken uygun düşenleri sıralayalım da önümüze bakalım, işimize bakalım diyelim. Buyurun: El elin eşeğini ıslık çığıra çığıra arar. Tırnağın varsa başını kaşı. BILDIR ÖLMÜŞ BİR EŞEK GELİN BU YIL AĞLAŞAK. Dememek için bizim bize yetmemiz şart. Hele de bu ‘el´ ‘Batı´ ise yoğurdu bile üflememiz gerekiyor. Lafla ne torba dolar, ne de peynir gemisi yürür. Bir gün gelecek kapımıza dayanacaklar. Onlar yalvar yakar olacaklar. O bir gün gelecek. Batı zaten batıyor içten içe.

 Uysa da uymasa da ben buraya uygun gördüm şu hazır cevabı: Kendini “bir şey” sanan lafını bilmezin biri yolda eşeğine ot yüklemiş bir köylüsüne rastlar. ( Münasebetsizlik edecek ya alay olsun diye sorar)

 –Bu ot ikinize de yetecek mi?

Hazırcevap köylü cevabı yapıştırır:

 - Bizim malımız bereketlidir. Üçümüze de yeter. Böyle ( Bizim sözde Avrupalı) densizlere ne dense yeridir. İşte böyle denir.

Sıcaklarda gelip soğuklarda giden leyleğe demediğini bırakmamış insanımız: Sivas´ta söylenirmiş: Leylek benim neden komşum  /  Yazın gelir, gider güzün  /                  Karga benim her dem komşum  /  Yaz da burada, kış da burada.

Atalarımız demiş: Komşudan gelenle doyulmaz. Eninde sonunda bu toprakların, bu vatanın kıymeti bilinecek bilinmesine de geç kalmasak. Nice gelmez denilenler geldi; nice olmaz denilenler oldu bile. Demem o ki; GELMEZ DENİLENLER GİTTİ BİLE. BU DA GEÇER YÂ- HÛ. Hattını hatırladınız mı?

Anahtar Kelimeler: Atalar, Söylemiş
Okuyucu Yorumları (2 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
LEYLA ATÇEKEN
20.1.2017 13:47:14
Emekli olup ne iş yapsak diye düşünmeye gerek yok kendi toprağımızda kendi yiyeceğimizi yetiştirelim en iyisi.Etimizi,sütümüzü,yumurtayı en doğalından tüketelim.Yetişeni yer,artanı karınca kararınca satarız.Ciddi ciddi düşündüğüm bu fikri yazınızdan sonra uygulama kararı almak en akıllıcası olacak heralde hocam.Sağlıcakla kalın,hürmetler...
Nermin Yılmaz
31.12.2016 20:23:21
Cemil hocam her zamanki gibi Birkaç kitapta anlatılanilecek konuları bir yazınızla anlatıyorsunuz.kaleminize yüreğinize sağlık .Atalarımızın herbiri altın değerinde olan sözleriyle süslediğiniz bu kıymetli yazınızı su gibi okudum .Aslında duygularımı sizin gibi bir üstadın karşısında İfade etmekte zorlanıyorum Sağlıklı mutlu yıllar diliyorum
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olsun istersin? (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3633
EURO
6.0764
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
13 Aralık 2018 Perşembe
Bugün
Parçalı bulutlu
4 °C
-2 °C
Cuma
Bulutlu
7 °C
0 °C
Cumartesi
Bulutlu
7 °C
0 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kıyamet günü herkes birbirinden davacı olur. Hatta tokuşan koyunlar bile..

Hz. Muhammed