20.yüzyılın Yunus’u
Tarih: 4.6.2009 00:00:00 / 1188okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Sevginin evi gönül. Gönlü  taşıyan insan. İnsanı yaratan hepsinin sahibi. Bütün sevgiler O’na. Bütün gönüllerde ancak O.

Edebiyat ve ilahiyat çevrelerinde birçok bilim insanı tarafından çağımızın Yunusu olarak adlandırılan ve bunu eserleri ile hizmetleri ile hak etmiş olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Divanının (Divan-ı Hulûsi-i Darendevî) birinci sayfasının ilk beyti “Gönül”le başlar. Biz de böyle başlayalım istedik. Buyurun Gönül soframıza.

Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizin işaret buyurdukları ‘büyük cihad’ı çağrıştıran bir beyt; “Gönül, nefsine hâkim oluben eyle zafer peyda

   Ziyâsı, kalbi Rûşen kılmağa et bir kamer peyda”

(Peyda: meydana, meydanda, açıkta, Rûşen kıl-: parlak kıl-, aydın, ayân et-)

Hakk’ın hanesi gönül, nefisle iç içe yaşar. Onun içindir ki nefsin terbiyesi, dahası kontrolü kulun önceliğidir. Gönlü kırmadan nefsi yaşatacaksın. Büyüklerimiz nefsi öldüreceksin derler. Bunu tartışamayız. Doğrudur. Nefsi kontrol altına almak bence zaten onu öldürmektir. Bütünüyle yok etmek nasıl anlaşıldığına ve nasıl anladığına bağlı. Madem tümden öldürecektik Yüce Allah niye yarattı? Tartışalım, beni yargılayın ama önce maksat, ne, niyet ne onu bilelim. Zaten nefis somut değil ki. O soyut. Onu şeytanın ya da Rahmanın emrine vermedeki tercihindir sorgulanan. Yoksa nefis senin nefesindir. Sen hasılı karar ver. Melek olmaya veyahut şeytan olmaya. İşte bocaladığımız, gidip geldiğimiz, tereddüdümüz bu. Haydi dizginle nefsini. İşte o ölmüş olur. Daha ne istiyorsun?

İnsan bu dengeyi kurduğu zaman gerçek kul olabilmekte. Nefis de ister, gönül de umar. Hoş göreceksin, hoş görüleceksin. Seveceksin, sevileceksin. Affedeceksin, affedileceksin. Barışı sunacaksın. Müsamaha gösteren, müsamaha görecektir. Hırçınlık öfkeyi doğurur, kavga kine yol açar.

Sakın nefsine uyup bir can incitmeyesin,

Hüsn-ü edebi koyup bir can incitmeyesin.

 

Hepsi kardeşlerindir yolda yoldaşlarındır,

Halde haldeşlerindir, bir can incitmeyesin.

 

Beyhude canın sıkıp insanlığından çıkıp

Dil Kabesini yıkıp bir can incitmeyesin.

Gönül ile nefis ele ele verip dünya âleminde seyrana çıkarlar. Kâh uçarlar, kâh kaçarlar. Ömür boyu ten kafesinde can ve ruh birlikteliği süresince gönül koyacağız, gönül vereceğiz, gönülden geçeceğiz. Bir ömür bu kolay değil. Gönül gezdireceğiz. En güzeli gönülden geçireceğiz. O’nu dile vereceğiz. O’nu anacağız. O yani sevdiğimiz, sevdiklerimiz. Herkesin gönül evinde neler neler var. Gözümüz görür, gönlümüz çeker. Allah dostluklarımızı gönülden kılsın. Gönül dostluğumuz kavi olsun. Birliğimiz gönül birliği olsun.

Sitem yok, kahır yok, alınganlık yok. Güzel düşünsek, iyiyi görsek; sevsek, sevilsek; dostlarla yesek içsek; kırmasak, kırılmasak, gücenmesek, gücendirmesek, gönülden sevsek “yok yok olmaz” demesek. İşte bütün bu güzellikleri yaşayan, yaşadığını yazan Gönüllerin Sultanı Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş gönül dilince yazdığı Divanının 41.sayfasında Gönül’ü tarif eder:

Demişlerdir gönüldür Kâbetullah,

Nazargah-ı Huda şaz-ı  gönüldür.

Çıkardık da kamuyu ara yerden,

Safa vü Merve Hicaz-ı gönüldür.

Kafeste zar eden can bülbülünün,

Mekan-ı zar ü avaz-ı gönüldür.”

Anı bir kimse taş urup yıkarsa,

Denir yık Kabeyi yıkma gönüldür.

Gönül de bir mekan tut   la-mekan ol,

Mekansız la-mekan illa gönüldür.

Sevdanıza gönülden bağlanın. Ona Ya rab deyin gerisini ona bırakın. Şöyle buyurmuştu Osman Hulûsi Efendi:

“Yukarıdan akıp gelen suya bakın, gidene bakmayın gelen ne kadar coşkulu geliyor.

Gidenin arkasından bakmak kasvet verir, durgunluk getirir.” Sitemler etmeden, gönüller yıkmadan, kalpleri kırmadan sevelim sevilelim. Hayat devam ediyor. Ömür sürüyor. Haydin bakalım.

 “Nerede kalmıştık?” deyin ve kalkın bakalım, durmak zamanı değil; çalışmak zamanıdır. Kuru kuru sevmekle de olmaz, çalışmak sevmektir; sevmekse çalışmak. Yapacak çok şey var, miskinliğin lüzumu yok. Gidenler eyvallah demiş giderken,

Dostlar güle güle kalsınlar,

Biz gidelim bekaya doğru,

Gelirsin kervanın ile birgün bizi bulamazsın.

 

Senin lütf-u keremin,

Anı yıkar tertemiz,

Senden geldiği gibi,

Yine sana varacak,

Biz de diyelim eyvallah. Başım gözüm üstüne…

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez…

Mevlana