Mecruh`nin şiirlerinde Peygamber sevgisi
Tarih: 9.5.2009 00:00:00 / 1375okunma / 0yorum
Musa Tektaş

Darendeli Mecruhî`nin şiirlerinde

Hz. Peygamber sevgisi

Çok eski bir tarihî geçmişe sahip olan Darende`de yüzyıllar boyunca, birçok mutasavvıf ve âşık yetişmiştir. Hem tasavvufî halk şiiri hem de âşık edebiyatı geleneği yüzyıllar boyunca Darende`de yaşamıştır. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri Darende’de yaşamış mutasavvıflardan olup bilinen şiirleri vardır.  Ayrıca 19. yüzyıl halk şairlerinden Ruhsatî’nin hocası Ömer Kusurî ve oğlu Abdurrahman Şurbî bilinen en eski halk şairleridir. Darende`den yetişen diğer şairlerle ilgili olarak Şükrü Erdoğan Ulu`nun hazırladığı "Darende Şairleri Antolojisi" adlı kitapta ve Ahmet Şentürk ile Mehmet Gülseren`in hazırladığı   "Malatya Şairleri Antolojisi" adlı eserde şairlerle ilgili genel bilgiler ve şiirlerinden örnekler yer almaktadır. Ayrıca Darende hakkında şiirler kaleme alan Darendeli şairlerin eserleri de “Darende Şiirleri Güldestesi” adlı eserde verilmiştir.

Mehmet Ali Cengiz hocanın arşivinde Mecruhî’nin şiirlerinin yer aldığı cönkün (şiir defteri) bulunduğunu kendisinden öğrendik.  Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri, Mecruhî`nin şiirlerini okur, kendisinden de övgüyle söz ederlermiş.  Bir sohbette Mehmet Ali Cengiz’e; "Mecruhî Hocanın el yazma defteri kayıp. Araştırılıp bulunmalı, şiirleri kaybolmayıp değerlendirilmeli..." buyurmuş…

Bir gün Hacı Derviş Mahallesinde oturmakta olan nakliyeci Niyazi Efe,  Mehmet Ali Cengiz’e el yazılı bir cönk (şiir defteri) vermiş.  "Babam elinden düşürmez, okurdu. ‘Bu defter Mecruhî Hoca`nın’ derdi..." demiş… Osmanlıca el yazma bu defterden hareketle İnönü Üniversitesinden Doç. Dr. Ramazan Çiftlikçi’nin öğrencisi Sevilay Özdemir bir ‘Bitirme tezi’ çalışmış. Bu yazı hazırlanırken Sevilay Özdemir’in, bu tez çalışmasından yararlanılmıştır. (Geniş bilgi için Bkz: Sevilay Özdemir, Darendeli Mecruhî, İnönü Ünv. Eğitim Fak, Yayınlanmamış Lisans Tezi, Malatya, 2001.)

Hacı Süleyman Mecruhî 19. yy.da Darende`de yaşamış bir halk şairidir. Çeşitli kaynaklarda sadece adından söz edilen Mecruhî hakkında ayrıntılı bilgilere sahip değiliz. Mecruhî`den kısaca söz ederek sekiz şiirine yer veren Şükrü Erdoğan Ulu, "Mecruhî`nin birçok şiirlerinin olduğunu duymamıza rağmen ancak sekiz tanesini elde edebildik. Bunların da bir kısmını Darendeli öğretmen Muhittin Yıldız`dan bir kısmını da Osman Hulûsi Ateş`ten aldık. Şiirleri henüz hiçbir yerde neşredilmemiştir." demektedir. 

Ş. Erdoğan Ulu`nun verdiği bilgiye göre Mecruhî, Darende`nin Heyiketeği Mahallesinden Dizdaroğulları`ndandır. Dizdar, `kale muhafızı’ anlamına gelmektedir, Zengibar kalesinde atalarının böyle bir görev yaptıkları düşünülebilir.

Erdoğan Ulu, eserini hazırladığı sırada (1947`de) şairin torunu Mehmet Dizdar`la görüşerek ondan bazı bilgiler almıştır. Torununun belirttiğine göre Mecruhî o tarihten (1947`den)  80 sene önce 85 yaşındayken vefat etmiştir. Bu bilgilerden hareketle Ulu, şairin 1782`de doğmuş ve 1867`de hayatını kaybetmiş olduğunu belirtmektedir.

Çok dindar olduğu anlaşılan Mecruhî, yine torununun ifadesine göre 7 defa hacca gitmiştir. Tahsili hakkında bir bilgi edinemediğimiz Mecruhî`nin şiirlerinden anladığımız kadarıyla okur-yazar ve oldukça kültürlü bir zat olduğu anlaşılmaktadır.

MECRUHÎ`NİN EDEBÎ ŞAHSİYETİ

Mecruhî dönemine göre oldukça sade, içten ve öğüt verici nitelik taşıyan eserler kaleme almıştır. Şair halk edebiyatının bir geleneği olan eğlendirmeni yanında eğitime ve öğretme görevini de yerine getirmiştir.  

Mecruhî`nin yaşadığı dönemdeki sosyal ve siyasal alandaki bozukluk, insanların kendi kültürlerinden uzaklaşmaları Mecruhî`nin kendi kabuğuna çekilmesine, kendini dünyadan soyutlamasına ve ahirete bağlanmasına sebep olmuştur. Zaten Türklerin İslâmiyet’i kabul ettikleri 9. asırdan 20. asrın sonlarına kadar süren Türk-İslâm medeniyeti ve kültür dairesi içinde ortaya konulan eserlerin müşterek vasfını, İslâmî dünya görüşü teşkil etmektedir. Mecruhî, beyitlerle yazdığı şiirlerinde tamamen bu görüşlerini yansıtır. Allah,  Kur’an, Peygamberler, ahiret v.s. en çok ele aldığı konulardır. İnsanlardan, bu dünyanın geçiciliğinden, asıl ve kalıcı olanın ahiret olduğundan söz eder. Mecruhî, şiirlerinde devrinin insanlarından ve dünyanın aldatıcılığından da şikâyet etmektedir. Tek istediği dünyada iken asıl muradına ermek ve ebedi mutluluğa yani Allah`a ulaşmaktır.

Bu dünyanın nimetlerini istemeyen, şiirlerinde İslâmiyet’le ilgili görüşlere yer veren Mecruhî dörtlüklerle yazdığı şiirlerinde aşk ve sevda konuları ile sosyal konulara da yer vermiştir. Mecruhî, din dışı konularda yazdığı şiirlerinde dahi insanlara doğru yolu göstermeye çalışır.

Mecruhî`nin hayatı hakkında edindiğimiz bilgilerden biri de onun yedi kere hacca gitmiş olduğudur. Zaten şiirlerine baktığımız zaman Mecruhî`nin çok geniş bir din ve ahlak bilgisine sahip olduğunu görmekteyiz. Bunu bütün şiirlerine yansıtan Mecruhî’nin sürekli Allah ve ahiret aşkıyla yandığı görülür.

Şairin, tabiata ve diğer insanlara da hep Allah`ın yarattığı bir varlık olarak baktığını görmekteyiz. Mecruhî Allah ve Peygamber aşkıyla dolu bir halk şairidir. Ama sadece kendi duygu ve düşüncelerini dile getirmekle yetinmemiş doğru kabul ettiği, doğruluğuna inandığı düşüncelerini kendi ve kendinden sonraki insanlara da yaymak için uğraşmış bir şairdir. Şiirlerinde sürekli insanlara doğru yolu göstermiş ve onlara öğütlerde bulunmuştur.

 

MECRUHÎ`NİN ŞİİRLERİNDE HZ. PEYGAMBER SEVGİSİ

Mecruhî’nin Sevgili Peygamberimiz için kaleme almış olduğu nat’ı şerifi açıklamaya çalışalım:

Medet kıl el-aman yârim Muhammed

Dilimde sensin ezkârım Muhammed

(Ey sevgililer sevgilisi olan Hz. Muhammed, bana yardım et, elimden tut, dostum ol. Her zaman dilimde senin ismini anar, Allah’ın adı ile beraber yazılı olan zikrini yaparım.)

Bu gün sen rah-nümasın rahu hakka

Bilirsin ah u efkârım Muhammed

(Hakk yoluna insanları götüren sensin. Bu yolun rehberisin. Bütün insanların ve peygamberlerin önderisin. Benim içimden geçen aşk terennümleri ve gönlümdeki duygularımı, aklımdaki düşünceleri bilirsin. İçimi okursun, sana ulaşmak için âh ediyorum.)

Bu gün dertlilerin dermanı sensin

Tabibimsin, hem hünkârım Muhammed

(Allah seni dertlilere tabip olarak yaratmıştır. İnsanlığın onmaz yaralarına çare olan İslâm’ı ve dinin güzelliklerini sen getirdin. Hem ruhlara hem bedenlere, bütün yaratılmışlara ve kâinata dermansın. Çare sunanların da, bütün yaratılmışların da en üstünü sensin. Senden daha yüce makamda olan kul yoktur ki kendinden yardım beklene.)

Senin çün cümle mevcudatı ol hak

Yarattı leyli neharım Muhammed

(Allah u Teâlâ senin hürmetine bu âlemleri ve dünyadakileri yarattı. Ayrıca geceyi ve gündüzü yaratıp,  her şeyi senin emrine verdi.)

Bu bendeki dolu cürmü isyanı

Meded eyle bırakayım Muhammed

(Ben aciz bir kul olarak hep hata ve günah işlemekteyim. Bana şefaat eyle ki, bu günahlarımı terk edeyim. Ve bunun sıkıntılarından hem dünya hem de ahirette kurtulayım. Sen yardım edersen ben ancak o zaman kötülüklerden uzaklaşabilirim.)

Beni ayıplamak sana revamı

Kimin çün bunca bi-ârım Muhammed

(Mahşer gününde senin huzuruna yüzü kara çıkıp, ayıplanmak istemiyorum. Bunu sen yapmazsın zaten. Onun için çaresizim, senin lutfuna muhtacım. Senin için bu dünya dertlerini çekiyorum, dünyadaki utancım sebebiyle beni ahirette bağışla.)

Yüzündür o hakkın ayeti Ahmed

Bu ilmin âlemin beratı Ahmed

(Ey övülmüş olan ve Allah’ı en çok öven Sevgili Peygamberim! Senin yüzüne bakanlar Allah’ın ayetlerini, açık beyanlarını görürler. Sana verilen ilim âlemin kurtuluşu için verilmiştir. Sen insanlığın kurtarıcısısın.)

Vücudundan zuhura geldi Âdem

Seninle buldular hayatı Ahmed

(Sen olmasaydın Rabbimiz âlemleri yaratmayacaktı. Onun için Senin varlığın sebebiyle Âdem (a.s) dünyaya getirildi. Senin varlığınla hayat buldu insanlık ve bütün yaratılmış.)

Cemi-i mürselin hem kâinatın

Çivisin evvel ahir zatı Ahmed

( Bütün peygamberlerin ve âlemlerin, var olan eşyanın ayakta durması, onların direği, yegâne varlık ve hayat sebebi övülen Peygamberim sensin.)

Sana bahşetti hak ol kün fe-kâni

Sana asan etti müşkilatı Ahmed

(Rabbimizin ol deyince olma emrinin sırrı sana verildi. Senin için varlık var edildi. Seninle zorluklar aşıldı, sıkıntılar gitti. Hayat kolaylaştı. Seninle bütün çözümsüz problemler çözüme kavuştu.)

Sarmış olsa idi etrafı küffar

Bulurdu şüphe yok necatı Ahmed

(İnananların etrafını saran/saracak olan küfür karanlığından aydınlığa çıkaran/çıkaracak olan Ahmed isimli Peygamberimizdir.)

Zeval olmaz ne bedr-î âlişansın

Tutan sensin bu mevcudatı Ahmed

(Senin ışığın asla sönmez, nurun kaybolmaz, zıyaı kesilmez, parlaklığın azalmaz. Diğer peygamberler kavimlere ve bölgelere gelmişti, sen bütün kâinata, bütün insanlığa geldin. Zamanlar ve mekânlar sana verildi. Mevcudatın kurtuluş ışığı oldu.)

Niçün Mecruhî’ye gamnalı olursun

Sana rehber kılan nusreti Ahmed...

( Ne olur bana gücenme, beni gam ve kederde koyma. Üzüntümü gider, sevince gark et. Seni bize gönderen Allah aşkına yardımını bizden esirgeme…)

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Irmaklı Köyü (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Hacı Gözütok ile röportaj (12 Nisan 2018 - Perşembe)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPORTAJ - 2 (06 Mart 2018 - Salı)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPÖRTAJ (04 Şubat 2018 - Pazar)
Kamil Akgül Röportaj-3 (02 Ocak 2018 - Salı)
Kamil Akgül Röportaj-2 (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMİL AKGÜL İLE RÖPORTAJ-1 (19 Kasım 2017 - Pazar)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ –II (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ-1 (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ-2 (06 Haziran 2017 - Salı)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ILICA ZİYARETİ VE HATIRALAR (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
PROF. DR. KEMAL DİNÇER İLE RÖPORTAJ (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Günerliden Yankılanan Hoş Sada (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Atmalı Yöresinden Selam Var (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Dr. Sadık Özen ile röportaj (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Memduh Önal ile röportaj 2 (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
Memduh Önal ile röportaj (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Vahap Sönmezler ile röpörtaj (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Bir muhabbet ve hizmet ehli: Osman Parlak (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Mehmet Arif Toprak ile Röportaj (01 Ocak 2016 - Cuma)
“Hacı Piroğlu” Hacı Hamza Çokyaşar (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Mengelisli Kara Mustafa Dayı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Gürünlü Hacı Hüsnü Dayı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Hakkında ne dediler? (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Hulusi Efendi Çok Büyük Bir İnsandır (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Hacı Hasan Akyol Efendi (03 Mart 2015 - Salı)
Gerçekleşen Sözler (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Unutulmaz Hatıralar (03 Ekim 2014 - Cuma)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor-3 (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor - 2 (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Yazıköylüler Anlatıyıor (19 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Maraşın Kurtuluşunda Darendeliler (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Hulusi Efendi (k.s.) ve Cami Kitabeleri (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Malatya kitaplığında DARENDE (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Gönüllerin bayramı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Evrensel görüşleriyle bir lider Hulusi Efendi (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Herkesin sevdiği ve saydığı gönül sultanı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Kalkınmanın umudu Hulusi Efendi (k.s.) (07 Aralık 2012 - Cuma)
Hulusi Efendi (k.s) ve Hac hatıraları (09 Kasım 2012 - Cuma)
Aşık Mevlüt’ün ardından (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Eğitim hayırseveri Hulusi Efendi (k.s) (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Hulusi Efendi’nin sağlık hizmetleri (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Yirminci Asrın Filozofu (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
50 yıldır okunan bir eser (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Kırk yıl önceki bir gazete manşeti (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Darende Şairleri Antolojisi (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
50 yıllık proje (02 Mart 2012 - Cuma)
Yeşili getiren kişi (07 Şubat 2012 - Salı)
Darendeli Hasan Rıza Paşa (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Tevazulu Bir İnsan Uzun Hacı (02 Aralık 2011 - Cuma)
50 yıl önce Darende’deki Öğretmenler (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Zaferi müjdeleyen kahraman gazilerimiz (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Şerh Yarışması Hakkında ne dediler (02 Ağustos 2011 - Salı)
İlim ehlinin Darende izlenimleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Onbir tavsiyesi (09 Haziran 2011 - Perşembe)
İrfani Abdullah Darendevi (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Halid-i Yekta Efendi (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Darendeli Hacı Mahmud Efendi (11 Ocak 2011 - Salı)
Bir Darende sevdalısı Hasan Ali Göksoy (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinden Belgelerle Darende (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinde Darende Halkevi (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Sağ elin sol elden gizlediği (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sempozyum Tebliğlerinden Özetler (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
İlim Adamları Hulusi Efendi’yi anlatıyor (07 Haziran 2010 - Pazartesi)
Devlet Arşivlerinde DARENDE (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Yakınlarının Diliyle: HACI VALİDE (04 Nisan 2010 - Pazar)
Memleket için büyük hizmetler yaptı (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Darendeli İki Alim (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
İhramcızade Sempozyumu (03 Kasım 2009 - Salı)
Çeşmeler ve Sulama Kanalları (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Cömertlikte yarış (04 Eylül 2009 - Cuma)
Hazeynce (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Kıbrıs barış harekatı... (21 Temmuz 2009 - Salı)
Yemenicilik ve kunduracılık (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Bolu Gerede’de Darendeli İbilli Ailesi / (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Somuncu Baba Dergisi’nin 100. sayısı (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Mektuplar ve Hatıralarla Bedrettin Ateş (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Define meraklılarına (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Hacı Ömer Aydoğan ile röportaj (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Helvacılık (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sirkenin balı bozması gibi kötü huy da amelleri bozar. Güneşin karı erittiği gibi güzel ahlak da günahları öyle eritir.

Hz.Muhammed