Bir güven sorunu var
Tarih: 4.5.2015 00:00:00 / 1073okunma / 0yorum
M. Nazmi Değirmenci

Akşam karanlığı çökmüş iki gündür devam eden sağanak yağmur hızını, soğukta şiddetini artırmıştı. Arabaların farlarından yansıyan ışıklar,  korna sesleri, Yağmurun kara dönüştüğü soğuk dakikalardı. Karamsar, sevimsiz bir hava, evlerine ulaşmak için telaşla koşuşan insanlar, Balıkçının önünde durdum. Karakaya baraj gölünde tutulmuş aynalı sazanlar, hemen yanında Darende mi, Ayvalımı, sürgümü bilmem havuzda büyütülmüş Alabalıklar, kuzey ülkelerinden Norveç patentli uskumrular, temizlenmiş hamsi, istavrit, mezgit, çinakop, lüfer, kolyoz, tezgâhta. Tezgâhta isimleri asılı, oradan yazıyorum, sorsanız çoğunu tanımam, bilmem, ama kolyozla tanışıklığımız vardır. Ona daha yakından bakıp anılarımı tazelendim. Duygulandım, duygusallaştım. 25 yıl öncesine kuzey doğu Marmara kıyılarına Şarköy gittim.  , Allah mekânını cennet etsin rahmetli emekli yarbay dayımız Abdullah Kösebalaban vazifesi gereği geldiği bu güzel beldede kalmış yerleşmiş, burada önemli resmi görevlerde bulunmuş, belediye başkanlığı yapmış, mütevazı sevecen biriydi.  Kıyıya yakın şirin bir sitede yaşardı. Denize tutkundu, balığı çok sever, küçük teknesiyle haftanın bir kaç günü denize açılır, avlanırdı. Kısa soluklu da olsa Şarköy e gittiğimde dayının tayfası olurdum ve onunla denize açılmayı balık tutmayı özler, dayının teklifini dört gözle beklerdim. İşte kolyozla o günlerde tanıştım.  Kolyoz avlamasını ondan öğrendim, tembihi kulağımdan çıkmaz,  kolyoz çapariye takıldı mı kendini yukarı verir, sen zannedersin ki misina boşta. Kurşun kopmuş gibi bir müddet misinayı boşa çekersin, ama birden ağırlaşır derdi.  Çapariye beş on kolyoz birden takılırdı. Onların oltadan çıkarılması, çaparinin düzenli kullanılması, iğnelerin itinalı sırayla dizilmesi, büyük bir disiplinle yapılır. Hata zaman kaybı olurdu. Teknenin ortasında zıplayan balıklar gözümün önün şimdi. Hele dönüşte tekneyle kıyıdaki sitelere uğrayarak balığın fazlasını taze balık, taze balık, kuzu bunlar kuzu bunlar diye satması, komşulara dağıtması başka bir güzellikti. Şimdilerde o verimli temiz deniz kalmadı, kirletilen bir Marmara var önümüzde. Kıymet bilmeyen yeni bir nesil, siyaset ve rant. Marmara denizi, bir dünya mirası, ama onun kıymetini bilecek toplumsal anlayış maalesef daha gelişmedi. Çevre, kültürel miras, sürdürüle bilir yaşam ilkesi nerede. Dünyada böylesine eşsiz bir güzellik ve zenginlik yoktur, kıtaları buluşturan muhteşem coğrafya. Neyse konuyu dağıtmayalım.

Selam verirken tanıdık balıkçıya, gözüm kapı eşiğinde taburede oturmuş yaşlı kadına takıldı. Başına doladığı atkının arasından aortları çıkmış bir yüz gözüküyordu. Balıkçının verdiği sıcak çayın bardağını, ısınmak adına, sıkıca tutan yıpranmış eller.  Eski bir paltoya sarılmış zayıf bedeni taşıyan, lastik ayakkabının içerisinde, çorabı olmayan iki cılız ayak görünüyordu. Tartsanız otuz kilo geçmez, üşümüş büzülmüş bir yaşlı kadın, yokluk, gariplik, sarmış sarmalamış, Ölüme o kadar yakınki her an kaçınılmaz son yaşana bilirdi. İşte o an her şeyi kafanızda bitiriyorsunuz. Yaşamak ve ölmek arasındaki çizgide aklınızda ne balıklar kalıyor ne soğuk, ne kar, ne yağmur. Bu arada benim gibi, eşiyle balıklara bakan bayanın da dikkatini çekmişti yaşlı kadın, Hele çorapsız ayaklarını görünce panikledi,  sen istediğini al diyerek arabaya döndü. Çok geçmedi ki, eşini çağırdı, avucundaki çorapları yaşlı kadına giydirmesini istedi. Kadın hiç tereddütsüz otomobilde kendi ayaklarındaki çorapları çıkarmış, yaşlı kadına veriyordu. Biraz sonra çoraplar yaşlı kadının ayaklarındaydı. Sanırım ısınan yalnız üşümüş yaşlı kadın değildi, çorabını veren kadının insanlık dolu gönül ısısı etrafı ısıtmıştı. Karşılıksız riyasız vere bilme aşkı ateşiydi bu. Bir insanlık dersini görmüştük. O ayağındaki çorabı verecek kadar merhametli bir anne, hamuru sağlam bir Anadolu kadınıydı,  Çanakkale de oğlunun başını kınalayarak cepheye gönderen anaların kızıydı o. Bir ara gidip teşekkür etmek geldi içimden ama o iç huzurunu bozmak istemedim. Bu güzelliğe benlik girmemeliydi, yapmadım, fakat sizi yetiştiren anne babaya rahmet olsun dedim. Bu samimi duygu, insanlara Allah vergisi bir nasiptir. Mutlu ederken mutlu olmanın tadını alabilme duyusunun kaynağı sevgidir. Sevebilmektir. Bu kaynak insanımızda kurumasın,

 Bu güzel duyguları yaşadığım o günün ertesinde gördüklerim üzücüdür. Bir gün sonra, o yaşlı kadını, aynı hal üzere, kanal boyunda,  insanların yoğun olarak geçtiği bir  köşe başında gördüm, kenardan uzun zaman izledim, yine ayaklar çorapsızdı, sordum, öğrendim ki,  bu yaşlı kadın  duygu sömürüsü tezgâhının bir parçası, diledim ki bu durumu çorabını veren temiz yürekli kardeşimiz, görmesin, o güzel gönlü bozulmasın, güvenimiz merhametimiz kaybolmasın.

Devesiyle giden bir hayır sahibi yolda kalmış yorgun bir bedevi görür, hali perişandır, devesine almak ister. Deveden inip onu terkine alacaktır, fakat bedevi atlar deveye biner, hızla uzaklaşır. Arkadan hayır sahibi kimselere deme, kimselere deme diye bağırmaktadır. Bedevi düşünür bu niye böyle söyledi, merak eder, geri döner ve sorar, neden böyle seslendin. Hayır sahibi. Bunu millete anlatırsan, insanlar duyar, güvenlerini, merhametlerini yitirirler, gerçekten yolda kalanlara, düşkünlere kimse yardım etmez, milletin güveni sarsılır der.

Önümüzde büyük bir güven sorunu var, bu değeri küçük hesaplarla kaybetmek kolay, kazanmak zor. şimdilerde büyük küçük hepimizin dilinde, rahatlıkla söylediğimiz tembihatımız var  ?babana bile güvenme ? bunu atasözü gibi kullanıyoruz, değerleri değişmiş  böyle yetişen bir nesil, varın gerisini siz düşünün.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Dem bu demdir, dem bu dem (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Bir köprünün hikâyesi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Anadolu Ajansı´na Teşekkürler (01 Haziran 2018 - Cuma)
Bu sevgi nerde? Onu istiyorum (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Turizm de kıymet bilmek, kıymet aramak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Başına saksımı düştü? (04 Şubat 2018 - Pazar)
Mücevherat yığınları (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
Gül diyarında yetişen 200 hafız (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
İrfan halkasına dahil olmak (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SERAMİK ATÖLYESİ (06 Haziran 2017 - Salı)
15 TEMMUZUN İLK FOTOĞRAFLARI (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Panelde sınavı gecenler (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Bitmeyen bir başlangıç olsun (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Hayırda yarışanlar (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Fen Lisesi hayırlı olsun (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Zamanın Yetmediği (08 Eylül 2016 - Perşembe)
Sıratı Müstakim (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Yine Hacılar, Yine HES (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İstanbul´un Fethi ve Somuncu Baba (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Somuncu Baba Aşkın Sırrı Filmi (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Kale kent Balaban (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Muhteşem Süleyman (06 Mart 2016 - Pazar)
Gönül ister ki (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Hadi anlat (04 Aralık 2015 - Cuma)
Yapılmış samimi bir ziyaret (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Talep yine güzel hizmete (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Asırlara hitap eden alim (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Siz ne güzel misafirlersiniz (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Turizm kataloğu (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
İlçelere 5 adet kültür merkezi yapılacak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ahmet Ağabey (03 Mart 2015 - Salı)
Kıymetli bir zamanın, içindeyiz (06 Ocak 2015 - Salı)
Öğretmene benzer biri (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Bir Darende aşığı, Kul Vahap (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Bu son bahar (03 Ekim 2014 - Cuma)
ARADAKİ FARK (09 Eylül 2014 - Salı)
Çocuklar için bayram şekeri (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Ne güzel bir öğretici, ne güzel bir örnek (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Somada kim suçlu? (11 Haziran 2014 - Çarşamba)
Gakkoşların diyarındaydık (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Türkiye birincisi Darendeden (11 Nisan 2014 - Cuma)
Malatya Beydağı Mülteci Kampı (MABEK) (13 Mart 2014 - Perşembe)
Siyaseti böyle mi yorumlasak (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Tohmaya iki köprü (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
872 ilçe arasında 627. sıradayız (08 Kasım 2013 - Cuma)
Herkesin bir hesabı vardı (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Ufuk açmak (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Kelebek mezarı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Tarihe şahitlik etmek (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Bosna-1 / Kokusu, kahvesi, fesi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Hey onbeşli, onbeşli (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Anlatılmak (05 Nisan 2013 - Cuma)
Bağışlamanın tadı (13 Mart 2013 - Çarşamba)
2014 UNESCO Hulusi Efendi Yılı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Buda bizim artımız (01 Ocak 2013 - Salı)
Osman Hulusi Efendi’nin ikram sofrası (07 Aralık 2012 - Cuma)
Okumak, değişim ve sınav (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Zengibar’da Türkiye Şampiyonası (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Benim Vizontelem (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Petrol benim yitiğim (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Hem edep hem edebiyat meclisi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Darende için bir ‘tık’ (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Kayıplarda bir tat, Şabük karası (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
Kar tatilimizi istiyoruz (02 Mart 2012 - Cuma)
Kuzeyden Güneye (07 Şubat 2012 - Salı)
Van Gölü canavarı (02 Aralık 2011 - Cuma)
Hepimiz öğretmeniz (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Karettalar ve eğitim (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Suçlular ve ceza çekenler (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Solmayan gülistanın gülleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Miniaturk, Minyatür Türkiye Parkı (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ozan Kanyonu’nda saklı zenginlikler (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Yol hayırlı olsun (25 Mart 2011 - Cuma)
Kıymet bilmek (06 Mart 2011 - Pazar)
Cam kırığı (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Çukurkaya HES ve İmza kampanyası (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Üç çuval elbise (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Muhabbet içinde ıslananlar (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Darende MYO ve Turizm Bölümü (04 Haziran 2010 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Ekim 2018 Cumartesi
Bugün
Bulutlu
21 °C
9 °C
Pazar
Sağanak
19 °C
10 °C
Pazartesi
Fırtına
20 °C
11 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.

Hz. Muhammed