Uzlukta buluşmak
Tarih: 6.4.2015 00:00:00 / 969okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Yalnızlıktan kederlenenleri çok duyarız. Garipsemeyin ama yalnızlıkla mutlu olanlar da vardır. Mutsuz olanların sıkıntısı aslında yalnızlık değil ilgisizliktir. Kötüler er geç bir gün ?ıssız? kalacaklardır. Asabiliğin arttığı çevrelerde ?uzlukta buluşmak? ne zor oysa. Uzluk yani yumuşaklık yani ihtiyat. Son zamanlarda kelimelerin anlamı üzerinden polemik yapmak moda oldu. (Biz de ihtiyaten ?uzluk? kelimesinin anlamlarını sıralayalım: 1. İşinin eri olma durumu, ustalık, maharet. 2. Hilim, yumuşaklık, ihtiyat. 3. Uyuşma, barışma, sulh.) Kılıçlar keskin, diller sivri; ne letafet var, ne zerafet. Kabalık tavan yapmış; kabadayılık dersen ayaklar altında. Onun bile adabı vardı. O dahi yok.

            Yoklar bu kadarla kalsa iyi. Kültürümüzde inanılmaz bir ?saygı geleneği? vardı: aile büyüklerine, anaya, babaya, hocaya, konuya komşuya? Ne oldu? Saygıyı gerilik saydık. Hangi çağda yaşıyoruz??la sorguladık. ?Teknoloji çağındayız.? Çıkışlarıyla saygıyı itibarsızlaştırdık. En muhafazakâr, en mütedeyyin ailelerde bile o saygı mumla aranır oldu. Tv dizileri bilhassa bunu yok etmede oldukça etkin. Her şey özgürlük adına yapılmaz mı? Sudan sebeplerle artan şiddet, cinnet ve cinayetler. Azalan sevgi, biten saygı. Kalmayan anlayış, tükenen hoşgörü. Sabır az, tahammül az. Seyredilen diziler hep aldatma, dolandırma, çalma, çırpma, kandırma, ihanet, kuyu kazma yolları, yöntemleri ile dolu dolu. 

            Görülen fotoğrafın altına şöyle de yazılsa uygundur: ?Yaza çıkarttık danayı; beğenmez oldu anayı.? Sizi beğenmeseler de artık gereksiz, önemsiz biri iseniz gene de işe yararsınız. Bu defa sizi çay daşı yaparlar. Bir köşe taşı olup başköşeye oturtulmak var bir de derede karşıya geçmek için üzerine basılan çay daşı. Olsun bence evde altın kafeste beslenen bülbül olmaktansa doğada bir başına yaban kuşu olup özgürce uçmak yeğdir. Ancak unutmayalım: ?Sular yükselince balıklar karıncaları yer; çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugününe aldanmasın. Çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir.? (Çin Atasözü) Siz siz olun oynayan daşa basmayın.

            Memlekete Bahar Gele Hoş Gele

            İşte bahar geldi;

Bulandı Balaban Çayı  /  Ulupınardan öyle kabarı kabarı  /

 Taşmanın zamanıdır  /

 Kaçağın köprüsünden; Sarçiçek Yaylasından  /

  At binip geçmenin hayali geldi. ( C. Gülseren)

            Su ağaca yürürse büyür, büyür sonra çiçek olur, meyve verir. En sonra mı odun olur. Odun suyu kaynatır; aş olur. Su ateşe aracısız ulaşırsa ateş söner; önce köz olur sonra da ocak körelir kül olur. Od ile su barışırsa olmayacak iş olur. Barış olur.  Od suyu kaynatır, su ateşi söndürür. Suyu bir kaba korsan, ateş suyu kaynatır. Aradaki kabı kaldırırsan o su ateşi söndürür. Bizim hiddetimiz, öfkemiz de bir ateş değil mi sanki?... Bizim uzlukta uzlaşmamız, uzlukta buluşmamız şart. Ülke bizim, vatan bizim, yurt bizim. Onun için kapıları sonuna kadar kapatmayalım. Çarelerin tükenmişliğidir kapıların kapanması. Üstünüze kapı kapanmaya görsün. Çekilen hüzündür, yaşanılan yalnızlıktır. Hep duyarız; perdeler kapanır, sandıklar kapanır, kepenkler kapanır. Bunlar olağan olmanın ötesinde sıradan örneklerdir. En zoru bence insanın içine kapanmasıdır. İletişime kapalıyım derken dış dünyaya küskünlüğünü bile söylemekten acizdir. Öyle veya böyle bu kapalılıklar belki gün gelir açılır açılmasına da açılamayacak bir gerçek var ki;  ?Hanım Hak sizi saklasın.? diyemeyeceğim ancak ?Allah geçinden versin.? diyebiliyoruz. O da gözlerin kapanması. Uyursun, uyanırsın. Bir de uyursun ama uyanamazsın. Ya ölürsün ya da ölüsün işte. Hesap kapanır. (Şayet hayırlı evlat, hayırlı eser bıraktınsa hariç tabii.)

?Defteri dürülesice? diye bir ilenç (bed-dua) vardır. Ölsün demenin dolaylısıdır. Zata mahsus defter ki hesap defteridir. Dürüp katlamak ne demek; yazılacak bir eylem, bir amel yok. Kapalı işte. Defter sizin ama yazan siz değil. Şu anda defteriniz açık mı? Siz ona bakın. Sen işine bak, içine bak, önüne bak. Baharı barışla karşılamak, seçimlerde de barışla yarışmak milletimize ne çok yaraşır, ne çok yakışır değil mi?

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ya Ali, cenazemi sen yıkayacaksın. Borcumu sen ödeyeceksin, zimmetimi sen ifa edeceksin…

Hz. Muhammed