Hepsi bir
Tarih: 3.3.2015 00:00:00 / 1095okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Kokmaz bulaşmazlar için hep derler ya; yaralı parmağa işemez. Naza mı çeker nedir bunların güneşinde mendil de kurumaz. Çevrenizde hep de görürsünüz. Eksik olmazlar. Gıcıklık falan değil yaptıkları istemezlik. Düpedüz çekememezlik. Gönülleri dar, yerleri dar, elleri, dar, ufukları dar. Allah bilir ya bunların kabirleri de dar olur. Bu tipler bir işe yaramaktan nefret ederler. Hani derler ya: ?Leyleğe b?ilaç demişler. Gitmiş denizin ortasına etmiş. Onlar kendilerini nasıl bilirler dersiniz? Ancak kendi gibilerini ?iyi? bilirler. Hepsi bir bunların.

Yaralı parmağa işemezleri  silin atın rehberinizden. Rehberimizin en ACİL listesinde olan yaralı parmağı tedavi eden doktorlara da 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Bu vesileyle Türkiye?nin sayılı şair tabiblerinden olan hemşehrimiz Merhum Dr. Abdullah ERTEM?den iki dörtlük alarak onun şahsında dünyasını değişmiş bütün doktorlarımıza Allah?tan rahmet diliyorum. Hekimlerimizin 14 Mart TIP BAYRAMLARINI da kutluyoruz.

?Bire bağlanmış kaderim  /  Dünyaya gelişim bir  /  Gidişim bir  /  Hepsi bir.?

?Ne Hipokrat kaldı, ne İbn-i Sina  /  Ne Lokman yaşıyor, peygamber İsa

El bebek, tüp bebek  bir gün bu sıra  /  Sana da gelince duramazsın ki.?

 

Fıkra gibi dersiniz ama değil. Kadın işten dönen kocasına, kapıda karşılayıp haberi vermiş:  ?Sorma kocacığım, bugün doktorum beni muayene ettikten sonra ne dedi biliyor musun? ?Ne dedi?? ?Bir ay bir deniz kenarında tatil yapmalıymışım. Nereye gidelim dersin?? (Adam hırsla cevap verir.) ?Başka bir doktora.? Aslında doktor doğrusunu demiş demesine de biz kabullenemiyoruz. Askerlikte olan bir uygulama vardı adı ?Hava değişimi? idi. Bence doktorlar bir çorba içmeyi bir de yer değiştirmeyi (gezmeyi) reçete mi eder, rapor mu eder? Ne ederse etsin. Görmüyor musunuz toplum cinnet geçiriyor. Asker cinnette, koca dehşette, falan bunalımda, filan tozuttu. Hasılı komşular toplumsal bir çırpınış var, bunalım var. Bu toplumun sevince, huzura, sükuna ihtiyacı var. Acilen hem de. Birey olarak anti depresif  ilaçlara sarılıyoruz. İstatistiki rakamları verip da iyice yangına körükle gitmeyeyim dedim. Bakın etrafınıza: Kimi içe gömülmüş kimi iyice yamulmuş, kıvrılmış, çekilmiş köşesine. Kimi can sıkıntısından patlar, kimi evden dışarı atlar. İş-güç, okuma-yazma, eş-dost, konu-komşu derken son zamanlarda geziler, turlar da can sıkıntısına çözüm olarak sunulur oldu. İyi de oldu. Kimi de böyle iyi hissediyor kendini. Önemli olan da bu değil mi? İç sıkıntılarından kurtulmak için kendini gezmeye veren bir tanıdığım; ? yakınmaktansa yaklaşmayı, ulaşmayı seviyorum.? demişti. Kendine iyi geldiği belli ki bir de bir söz savurdu ortalığa deme gitsin: ?Evde kalıp gazel olacağıma; gezip güzel olurum.? Kendini alışverişe veren bayanlardan değildi. Onu biliyorum. Gezmek daha akıllıca bence de. Çok gezen gelinin kaynanası dertlidir ama. Yanar söyler, döner söylenir. Dillenir, komşularına dertlenir: ?Bizim gelin süpürgeyle küsülü; Örümcekler asım asım asılı.? Gelin kızlar asılacağına varsın örümcekler asılsın. Yürü kızım. Kim tutar seni. Böyle çok gezermiş Nasreddin Hoca?nın hanım da. Komşuları bir gün demiş bulunmuşlar:-Hocam sizin hatun ne çok geziyor? Diye. ?Yok ya öyle olsaydı bizim eve de uğrardı. Şimdilerde pek rastlanmaz ya; ana-kız ikisi de gezginci olursa ne olur? Sormazlar mı? ?Ana gezer, kız gezer; bu çeyizi kim düzer?? Babaların kesesi sağ olsun. Her şeyin hazırı var. Neymiş o iğne, iplik, kasnak, kanaviçe, oyaymış, dantelmiş. Git, al, gel. Eve teslim. Aman gençler dikkat! Bir düğme bile dikemeyen ama yüzünüze dik dik bakanlarla da karşılaşabilirsiniz. Devir bu devir. Öncelerden kalma bir direniş sözü işte: Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?

 Kimi de can sıkıntısını gidermek için kendini yemeye-içmeye verir. Hatırı sayılır bir çoğunluktur kendini yemeye verenler. Dünya  şişmanlıyor. Bir yandan da açlık sınırında milyonlar. Siz yazdığına bakmayın o bir ?yalanlama? Yok aslında böyle bir şey. O başka bir şey demek ister. Söz aşığın:

?Aşık Karamehmet de söylemiş görelim TOHTUR BEY?e ne söylemiş:

Verdiğin berize budur gayratım  /  Bundan başka uyamayon toktur bey

Üç sepet yumurta sabah kayfaltım  /  Teker teker sayamayon toktur bey

Hindiye acımdan çoktan ölürdüm  /  Sağ olun konşular ediyo yardım 

Bir koyundan fazla yemem söz verdim  /  Ayıp olur cayamayon toktur bey.? (Hindi: Şimdi)

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.