Yok mu ortası?
Tarih: 6.2.2015 00:00:00 / 1053okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Çok sık duyarız kalıplaşmış sözlerimizden şu hatırlatmayı; ?Azı karar, çoğu zarar, ortası yarar.? Herkesin dilindedir. Hemen her alanda da geçerlidir. Günlük işlerini, aileni, mesleğini aksatacak derecede aşırıya gitmek ibadette bile tasvip görmez. Günün yirmi dört saatini yaşayacaksın ama onu üçe bölerek. Ailenle, işinle, sosyal hayatınla yan yana,  iç içe olabilmek ve de bunları dengede tutabilmek mümkün mü? Yapabiliyorsan yolun doğru. Sosyal hayat mı dediniz? Herkesin sosyallikten anladığı farklı olsa gerek. Gezmek, dinlenmek, ziyaret, hâl-hatır, okuma-yazma, halkla olmak, Hak?la olmak; uzar gider... Çeşit çok, seçenek çok, tercih fazla. Herkes kendini bilir. ?Kendin bilmek kadar da erdem olmaz.? denir ya. İnsan aslında hamur gibidir. Az pişerse çiğ olur çok pişerse yanar. Kararı ortasıdır. Kim bilecek? Sen. Kim bize dese sen çok çiğsin, hamsın; hemen gücenir, alınırız. Denmeden, yanmadan olmaya bakacağız. Allah dostlarının söylediği üçlemeye ulaşmak sırra vakıf olmaktır. ?Hamdım, piştim, yandım.? demek nerde biz nerde? Biz yanmadan bir pişelim hele.

Yine can boğazdan gelir derler ya, doğrudur. Boğazdan da çıkar ama. Aç mı kalacaksın. Yok. Çatlayana kadar da yenmez herhalde. Ortasını en iyi sen bilirsin. Her şey kararında güzel. Her şeyin hayırlısı ortasıdır. Hayatta ortasını bulmanın mümkün olmadığı hâller de yok değildir. Örnek: Evlilik. Bunun diğer ucu bekârlıktır. Ya evlisin ya değilsin. Ortada bir şey yok. Sokrates?e, ?Evlenmenin gerekli olup olmadığını? sormuşlar. Filozofun cevabı; ?Canınız ney istiyorsa onu yapın, zira sonunda nasıl olsa pişman olacaksınız.? Bizde de bir yakıştırma var buna yakın; evlilik bir kafese benzer. İçindeki çıkmak için, dışındaki girmek için uğraşır. Bu örneklere takılıp da bekârlıkta kalakalmayın. Ey bekâr genç dostlarım: Hiç çamaşır yıkayan sultan gördünüz mü? Benim hatırlatmam işin ortasını bulmaya yardımcı olur. Evlenene kadar gözünüzü dört açacaksınız. -Özellikle erkekler- evlendikten sonra ise bir gözünü kapayacak, bir kulağın da işitmez olacak. Yani her şeyi görme. Olan bitenin en azından yarısını bilme, duyma.

Demem o ki; evlilerin biri sanatkâr biri kanaatkâr olmalı. Sevgili bekârlar aradığın eşe ulaşınca kararı aranızda verin. Hanginiz sanatkâr hanginiz kanaatkâr olacağına. Aradığınız eşe ulaşamıyorsanız zaten sorun yok. Bir de aşkından delirenler var ya; ?Ben onu deli gibi sevdim o ise beni deli diye sevmedi.? diyen taife. Delirmek içten değil. Deliden akıllıca söz duyarız çoğu zaman. Ama kim deli, kim akıllı, kim âşık? Onu kim bilecek? Bu devirde hâlâ aşk var mı doğrusu? Pardon âşık? Arıyorum. Şiirlerde var ya diyeceksiniz. Bu şiir nasıl bir şeyse şairin biri; ?Evdekine de şiir yazılmıyor.? demiş. Neden, çünkü evdeki vuslattır. Oysa aşk hasrettir, aşk ıstıraptır. Var mı ortası?

 Evde baskın bir bayan meslektaşım; ?Biz kavgayı şöyle önlüyoruz.? dedi: ?Eşim konuşunca ben susarım, ben söylenince de o hiç konuşmaz.? Böylece geçimin yolunu bir şekilde bulursunuz. Yeter ki iyi insanla, doğru insanla karşılaşasınız. İşte bunun ortası olmaz. Azıcık iyi, azıcık kötü olmaz. Bir insan ya iyidir, doğrudur ya da kötüdür. Orta yerde boşuna bekleme. Sen iyi tarafa geç. ?Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.? atasözünü de yabana atmayın. Bir insanın atası neyse ötesi odur.

Medyada yaygınlaşan, dizilerle yerleşen yeni şaşma sapık söylemlere özenmek bizim aile müessesemizin sonu olur. ?Seviyeli bir ilişkimiz var. (Magazin basınından)? Edepsizliği, seviyesizliği nasıl savunuyorlar? Gayri meşrulukları olağan ve sıradan hâle getirme gayretlerini sezmiyor musunuz?

Meşru olanı evlenmektir. Onlar ya birlikte yaşar ya da seviyeli ilişki(!) yakalarlar. Biz hangisinin peşindeyiz? Neyi arıyoruz acaba? Değersizlere değer verirsek onlar da böyle ileri geri iğrenç laflar ederler.

Eş mi arıyorsunuz, karı-koca mı oluyorsunuz? Nikâh törenlerinde nikâh memurunun tercihi size sorulur: ?Eş olarak kabul ediyor musun?? Ya da sonunda ?Sizleri karı-koca? ilan ediyorum. Eş ile karı-koca aynı şeyler değildir aslında. Artık Batı?da farklı. Sapık eşler evlenebiliyor da? 

Yeni evlenenlere; ?Bir yastıkta kocasın.? derler. Dua gibidir, dilektir. Ne var ki; çeyizlerde de yok tek yastık; yatan da yok. Bir yatakta iki yastık devridir artık.  Ama dileklerde deyimlerde hâlâ ?bir yastıkta kocasın? yaşamaktadır. Bari orada olsun yaşasın. İki yastık, iki baş. Küsmesi kolay, kaçması kolay. Evlilik mi ne kolay, ne zor. Ortası yok bunun. Yola çıkana, niyet edene Allah başaça (sonuna kadar) götürsün deriz. Niyetin sürdürmekse kolay, ayrılmaksa o da kolay. Zor olan bir şey yok artık.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kırk küpü yerden göğe dizseler, ortadan birini çekeler, var sen seyreyle gümbürtüyü…

Yunus Emre