Amasya yolculuğunundan kalanlar
Tarih: 10.12.2014 00:00:00 / 688okunma / 0yorum
Ömer HİDAYET

Amasya için yola çıktığımızda gece, çoktan derin bir sessizliğin koynunda uykusuna dalmıştı. Hazan yaprakları, hüznün sisli bulvarında sabahın yorgun süpürge hışırtılarını bekliyordu. Yol boyu, aracımızın kapısı açılıp kapandıkça, sert soğuklar yüzümüzü yalayarak munisleşiyordu. Ara duraklarda binenlerle selamlaşma ve iyi yolculuk temennisi, uykunun mahmurluğunda kaybolup, yalnızlaşıyordu.

         Tokat iline ulaştığımızda, geceyi çoktan yarılamış, seher vakti, tüm masumiyeti ile bizi bekliyordu. Karşılamaya gelen ev sahiplerimiz, en az seher vaktinin masumiyeti kadar gözlerinde uyku ve yârin köyünden gelenleri karşılamanın tatlı telaşı ile bekleşiyorlardı. Gönül dostları bizi,  şehrin çevre yolundan ana kavşak noktalarına açılan bulvarlarda, sabırla bekliyorlardı. Bu buluşma, modern çağın unutulmuş fedakârlık ve merhamet sayfalarını aralayarak,  bir sonraki günün mesaisini harcamaya başlayan gizli gönül kahramanlarının destansı hikâyesiydi. Bu manzara, dostluğun ve sadakatin bitti dendiği bir zaman diliminde, gönüllerde inceden inceye çağlayan bir maneviyat ikliminin, şehre rahmet ve bereket tohumunun saçılma sahnesiydi.

        Geniş bir odaya hazırlanmış yastık ve battaniyeleri kapan yorgun bedenlerin, olduğu yere kıvrılıp yatmaları, bugünkü literatürde pek karşılığı olmasa gerek. Bu manzara, kaybolan kadim dostluğun, modern zamanlarda yeniden sessizce dönüş zaferiydi.

Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi,

Altım çamur üstüm yağmur, yine gönlüm hoş idi 

diye okunan Kerkük türküsü, belki de bu mekânda mırıldansa, mısralar mahcubiyetten hüzne gark olurdu.

       Ben, battaniye altında üşüdüğümün bin mislini, dostluğun ve muhabbetin engin sıcaklığında,  tarifsiz bir saat geçirdim. Ezanla kalk komutu, gıcırtılı kapı açılmaları, abdest sırasında sallanan bedenler, mahmur bakışlar, şaşkın kıyafet arayışları, ruhumda silinmeyen derin izler bıraktı. Hele kuş sütü eksik sultan sofrası, hangi aralıkta, ne zaman alındığını dahi bilmediğiniz, buğusu tüten ekmekler, damak lezzetinin, gönül sofranızda başköşeye kurulduğu mümtaz tatlar olsa gerek.

            Belki de bir daha karşılaşmayacağınız, ya da bir daha beşeri ve dünyevi ilişki içinde olmayacağınız, ince ruhların size hizmet etmedeki nazik duruşları yok mu? Ya da bir Hızır kıvraklığında, görevlerini yaptıktan sonra gözden kaybolup, gönül dünyanızın en mahrem yerlerini parselleyen ebedi dostluklar. En az hata yapmanın kaygısı, bir sarnıç gibi simalarında sallanıyordu. Ben böyle zamanlarda, en büyük servetin ve gücün fethine çıkma hazırlığı ile meşgul olmayı yeğlerim. Ruhum zindeleşir, gönlümde ezelden ebede yıkılmaz dostluk fırtınalarının yaladığı esintiler hissederim. Çocuğuna yapmadığı fedakârlığı kilometrelerce uzaktan gelmiş ihvan-ı yarana gösterdikleri bu tutum karşısında, bir köşeye çekilerek iki damla gözyaşı ile yorgun ruhumu dinlendirmeyi, dünyanın en büyük bahtiyarlığı sayarım. Böyle bir yolculuğa çıkmanın, yar ile buluşmanın hazzını ve şükrünü doya doya yaşarım. Hani utanmasam çocuk gibi ağlamak isterim.

             Aslında utanacak ne var ki, adamlık, geçici hevesler peşinde nara atan bu dünyaya inat, maneviyat semasının sağanak yağmurları altında yalınkılıç yıkanmak değil mi? İçten gelen bir damla gözyaşı, beşeriyetin dayattığı kirliliklerden arınmak, en büyük lütuf değil mi? Aslında taşlaşmış kalplerden, merhamet damlası beklemek, çölde sağanak yağmur beklemek kadar boş ve ham hayal değil mi? Yolun büyüklüğü, mürşidin güzelliği ile eş değerde değil mi?

Biz daha ışığın küçük renklerini konuşuyoruz, güneşin lütuf ve ihsanını saymaya mecalimiz olmasa gerek.  Gönlün paslı aynasına yansıyan huzmeleri, acemice dile getirmeye çalışıyoruz. Hakikat güneşinin kendisine olan sevgimizi, liyakatsiz halimizle tarife ne hacet?  

             Şems-i Tebriz-i Hazretleri?nin, şehre gelişini duyan, Mevlana Hazretleri?nin tüm varını tarumar ederken, nadanların ?Biz sana yalan söyledik.? lakırdıları karşılığında çağlar üstü şu cevabı biz bugün nasıl içselleştirelim: ?Ben zaten onun yalanına bunları verdim, hakikat olsaydı canımı verirdim.?

          Bir şehre girerken bütün heybetinizi takının, derler. Bu bir bakıma gelenek olmuştur. Sizi karşılayan, dostlar memnun, müstehzi bakışlarda kör ve şaşı olsun diye. Amasya bir şehzadeler kenti... Ferhat?ın Şirin?e kavuşmak için dağları delip suyu getirdiği müstesna şehir.  Beşeri imtihanında zirve noktası... Şehir, iki vadi arsında toprağın ulviyetle kol kola koşuştuğu bir mekân. Yeşilırmak burada her daim billur tazeliğinde akar durur.

       Vakfımızın Amasya?da yaptırmış olduğu sosyal tesislere ulaştığımızda, tarihin ve kadim medeniyetin ihyasını hatırlatan beş katlı muhteşem bir eser ile karşılaşıyoruz. Merkez içinde ama merkez değil, dağa bakan aydınlık bir yüzü var, taşra deseniz taşra değil. Oldukça güzel bir mekân, sakin, asude, merkeze yakın, ama merkeze bulaşmamak için kenara çekilmiş vakur bir duruşu var. Ön cephesi köşegen kemerle süslenmiş, Selçuklu mimari tarzını andıran harika bir eser.

      Ünlü Rus yönetmen, Tarkovskinin  ?Mühürlenmiş Zaman? adlı sinema yazılarından oluşan kitaba verdiği anlamlı kavram, sanki buradan doğup, taşmış desek mübalağa olmaz. İç döşemesi, salon aydınlığı, giriş çıkışların farklı üslup ve tarzda oluşu, mekâna ayrı bir güzellik katmış. En önemlisi de Gönüller Sultanı?n, sevenleri ile oraya teşrifi ve şerefyap edişi. Mekânın şerefi, insanın şerefinden kaynaklanır. Emeği geçenleri, bir tuğla dahi olsa katkı verenleri, minnet ve şükranla anıyoruz.
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
EĞİTİMİ YERLİ VE MİLLİ YAPMAK (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Ve Şimdi Söz Kuran´ın (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Ramazan-I Şerifin Sonsuz Rahmeti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
ANADOLUNUN KADİM RUH KÖKÜ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ŞEHRİN RUHU: DARENDE ÖRNEĞİ (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Küresel Saldırı/Topyekün Seferberlik (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Gençlik Merkezlerinin Önemi (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Yeniden Birlik Olmak (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Asıl Tehlike (08 Eylül 2016 - Perşembe)
15 Temmuz ve liderlik ruhu (02 Eylül 2016 - Cuma)
Gün, bir ve beraber olma günüdür (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Darende´mizde trafik ve yaşam kültürü (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kut´ül Amare Zaferimiz (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Medya ahlakı ve algı operasyonları (06 Mart 2016 - Pazar)
MEB´de performans değerlerimiz (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
İstikamet ve İman üzere olmak (04 Aralık 2015 - Cuma)
Okul zili çaldı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Mekanların mana dili (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Sosyal tesisimizin temeli atıldı (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Ramazan ayının manevi iklimi (07 Temmuz 2015 - Salı)
Darendede bilim fuarları (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Gençlerin başarı yolu (06 Şubat 2015 - Cuma)
Gönül ve mana sultanları (06 Ocak 2015 - Salı)
Maddeden manaya hicret (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Darendede eğitim çalıştayı (03 Ekim 2014 - Cuma)
SAHRALARDA SOHBETLE SERİNLEMEK (09 Eylül 2014 - Salı)
İlklerin İlkesi: Darende İmam Hatip Lisesi (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Huzur ikliminin nadide beldesi: Darende (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Şehir ve kültür (11 Nisan 2014 - Cuma)
Şehir ve medeniyet (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
3.8792
EURO
4.5760
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:24 07:03 12:22 15:02 17:22 18:49
Malatya
19 Kasım 2017 Pazar
Bugün
Bulutlu
12 °C
6 °C
Pazartesi
Sağanak
11 °C
6 °C
Salı
Parçalı bulutlu
8 °C
0 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

Kanuni Sultan Süleyman