SAHRALARDA SOHBETLE SERİNLEMEK
Tarih: 9.9.2014 00:00:00 / 741okunma / 0yorum
Ömer HİDAYET

Küresel ısınma ile dünya ikliminin her an değiştiği günümüzde mevsim normallerinin üstünde sıcaklıklar yaşadık. Geçmişte ?çöl sıcağı? yada ?deve çatlatan sıcaklar? diye tanımları dahi yapıldı.   Hatta ülke olarak sıcaklıktan dolayı kamu kurumlarının tatil yaptığımız günleri hafızalardan çabucak silinmişe benziyor.       

             Yolumuzun önemli haslet ve vazgeçilmezi sohbettir. Halis niyetle yapılan sohbetlerimiz, fiziki ve beşeri anlamda içimizi serinlettiği gibi, günah girdabında boğulan nefsimizi iç serinliğe kavuşturduğu ehlince bilinir.  Kişi burada sükuna erer, burada manevi inkişafa kavuşur. Adeta dış dünyanın gidişatını, dedikodulardan biraz olsun uzaklaşarak burada olgunluğa erişir.

             Havaların ısınmasıyla, artık kapalı alanlarda durulamaz olunca sahra sohbetleri başlar.  Bu bir yerleşim yerinin hakim bir noktası olduğu gibi, bir vadi yamacı, yada bir su kenarı olabilir. Gün öncesinden sahranın yapılacağı belde ihvanlarını tatlı bir telaş başlar. Farklı yerlerden bu sohbete katılan ihvan-ı yaran, Efendimizin mihmandarlığında, ömürde bir kere gelip, bir daha hiç karşılaşılmayacak müstesna yolcu gibi ağırlanma gayreti içine düşülür. Bu belde, bu yöre, yada buranın sevenleri için bu fırsat, iyi değerlendirilmelidir. En ince ayrıntı gözden geçirilir. Dışarıdan gelecekler için yol boyu gönüllü görevliler hazırlanır. Vakfımızın flaması, belli noktalara işaret taşı gibi yerleştirilir ki, sahraya giden güzergah davetliler tarafından zaman kaybetmeden bulunsun. Böyle anlarda, zaman som altın değerindedir. Sohbetin ve mürşitle buluşmanın hiçbir anı ve karesi kaçırılmamalıdır. Zira Efendimiz, Mürşidimiz başkanlığında orada sohbet yapılacaktır. Sahra sohbeti yapılacak mekân, gelenlerin günlük ihtiyaçların karşılayacak duruma getirilir. Çevre temizliğine en hassas bir emanet gibi gerekli önem verilir. Göze ve gönle hoş gelmeyen,  bir çöp dahi gün öncesinden hummalı bir çalışma ile ortan kaldırılmıştır. Bu toplukta, söz ile öz, eylem ile niyet, madde ile mana, et ile kemik gibi iç içe geçmiştir. Nefislerine tatbik etmedikleri, hiçbir öğüdü başkalarına söyleyerek vakit geçirmezler. Güneş hep aydınlattığı için devran da dönmeye devam edecektir. Bu kapı kıyamete kadar, hakkın, hakikatın güzelin ve doğrunun tatbikçisi olarak açık kalacaktır temennisi ile gözyaşları akıtılır.

            Mümkünse şehrin mülkü erkânı, bir manileri yoksa belediye başkanları, muhtarlar bu sohbetin baş konuklarıdır. Çevreye verilen önem kadar, bu davetlerle bölge ve yöre insanında gönlü alınır. Efendi Hazretlerinin teşrifi ve hazırlanan mekâna geçmesi ile semaverden çaylar dağıtılmaya başlar. İhvan-ı yaran mürşidine nazır, iç içe geçmiş halka şeklinde oturma düzeni alırlar.

          Gazelhanlar, manevi iklimin anaforunda içli ve lahuti derinlikteki sözlerin otağı olan Divan-ı Hulusi Şeriften, adeta kainata senfonik bir konser sunarlar. Bu sunuşta asla riya yoktur, geri replikler söz konusu değildir.  Gönülden gönüle bir kutlu yolculuk başlar. Bu manevi ortamdan, Ehli olan sonsuz bir haz duyar ve hiç bitmesin ister. İnsan o anı devam ettirmek için, elinden gelse güneşi göğe çivileyecektir.

            İhramcızâde İsmail  Hakkı  Efendi  Hazretleri, daha çok Sivas merkezinde  Kepeneğin  Gözü?ne  sahraya  faytonla giderdi. Sahra sonrası  ise Seyran Tepesinden yaya olarak  şehre  dönerken, dilinde ise evrad-ı bahaiyye?yi yüksek sesle okumayı ihmal etmezlerdi.

          Pirimiz Es-Seyyit Osman Hulusi Efendimizin, Bolu- Gerede? nin Yünlü yaylasına yaptığı sahralar hafızalardan silinmemiştir.  İsminin çağrıştırdığı özelliğinden mi yoksa ;

?Yar ile sürdüğün dem, içtiğin bade kalır? mısralarının ruhumda açtığı ayrılık acısı mıdır bilinmez, burası benim gözümde ve gönlümde ayrı bir yere sahiptir

               Sahra sohbetleri,  madde ile mananın buluştuğu zirve noktalar değil mi? İnsanın, tabiat ile hemhal olmanın ruhi olgunluğa kapılarının açtığı zamanlar değil mi? Nefsimizde, yok oluş hakikatinin nokta nokta yaşandığı lahuti fırsatlar değil mi? Dünya yalanın, ahiret hakikatine dönüştüğü, levh-i mahfuzda verdiğimiz sözün mekan üstünde kavilleşmesi değil mi? Kendimiz olmanın, kendimiz kalmanın kısa fasılaları değil mi? Gıybet ve günah anaforunda savrulduğumuz, dünya vitrininde satılık vazo gibi çakılı kaldığımız mekândan, bir dem olsun uzaklaşmak değil mi?  

                 Efendi hazretleri ile burada buluşmak,  manevi atmosferin lahuti kokusunu yaşamak, gönlümüzün doyduğu lezzet sofralarına dönüşür. Füyuzatın semadan katre katre indiği, bu demlerin kıymetini iyi bilmeliyiz. Gök kubbe altında tasarrufta bulundukları mahlûkatın nasiplendiği müstesna anlar olarak sahra sohbetlerini fırsata dönüştürmeliyiz.

            Bu sohbetlerden mahrumiyet, sonsuz bir arzu olup içimizde özleme dönüşmeli. Zira katılamadığız sohbetlere, bitmeyen bir senfoni gibi kulağımızda uğuldadığını hissetmeliyiz. Neyi kaçırdım, nelerden mahrum oldum diye hayıflanıp durmak bizim içten içe yanışımız olmalıdır. Bazen mahrum gibi olduğumuz malikiyetler için, Piran?ın himmeti ile çektiğimiz hasretin yüzü suyu hürmetine, nice nimetlere dönüşürde haberimiz olmaz.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
EĞİTİMİ YERLİ VE MİLLİ YAPMAK (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Ve Şimdi Söz Kuran´ın (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Ramazan-I Şerifin Sonsuz Rahmeti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
ANADOLUNUN KADİM RUH KÖKÜ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ŞEHRİN RUHU: DARENDE ÖRNEĞİ (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Küresel Saldırı/Topyekün Seferberlik (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Gençlik Merkezlerinin Önemi (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Yeniden Birlik Olmak (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Asıl Tehlike (08 Eylül 2016 - Perşembe)
15 Temmuz ve liderlik ruhu (02 Eylül 2016 - Cuma)
Gün, bir ve beraber olma günüdür (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Darende´mizde trafik ve yaşam kültürü (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kut´ül Amare Zaferimiz (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Medya ahlakı ve algı operasyonları (06 Mart 2016 - Pazar)
MEB´de performans değerlerimiz (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
İstikamet ve İman üzere olmak (04 Aralık 2015 - Cuma)
Okul zili çaldı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Mekanların mana dili (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Sosyal tesisimizin temeli atıldı (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Ramazan ayının manevi iklimi (07 Temmuz 2015 - Salı)
Darendede bilim fuarları (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Gençlerin başarı yolu (06 Şubat 2015 - Cuma)
Gönül ve mana sultanları (06 Ocak 2015 - Salı)
Amasya yolculuğunundan kalanlar (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Maddeden manaya hicret (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Darendede eğitim çalıştayı (03 Ekim 2014 - Cuma)
İlklerin İlkesi: Darende İmam Hatip Lisesi (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Huzur ikliminin nadide beldesi: Darende (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Şehir ve kültür (11 Nisan 2014 - Cuma)
Şehir ve medeniyet (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
3.8792
EURO
4.5760
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:24 07:03 12:22 15:02 17:22 18:49
Malatya
19 Kasım 2017 Pazar
Bugün
Bulutlu
12 °C
6 °C
Pazartesi
Sağanak
11 °C
6 °C
Salı
Parçalı bulutlu
8 °C
0 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Resulullah (sav) rüşvet alana da verene de lanet etti.Rüşvet alan da veren de cehennemdedir.

Hz. Muhammed