BU KAÇINCI SONBAHAR?
Tarih: 9.9.2014 00:00:00 / 1135okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

En çok da şarkılarda hüzünle yan yana anılan mevsimdir son bahar. Yapraklar sararmaya yüz tutar, gazeller yola düşer. Edebiyatımız son baharı, hep insanla özdeşleştirir. Oysa bu ilk güzün renk coşkusu baharı bile bastırır. Bahar dediğimiz ilk yaz ise tek renktir. Son bahar öyle mi? Hüzünlü çağrışımlar alınganlık algısına bürünür lakin kedere gerek var mı? Kadere inancın varsa  gerisi boş laf.

Osman Hulusi Ateş, Divan-ı Hulusi-i Darendevi?de  en uzununu dahi yaşasan ömrün akıcılığını aktarır:

?Ey gaflet od?una yanan, / Gâfil ömür geçti  gider. // Bu yokluğu bâkî sanan, / Gâfil ömür geçti gider.

Aldanıp vara yandığın, / Mağrur olup dayandığın, // BâkÎ kalacak sandığın / Gâfil ömür geçti gider.?

İsterse kabullenmeyin; her gün insanlar doğmakta, her gün insanlar ölmekte. İster doğanın kanunu deyin, ister Allah?ın emri. Evet Allah?ın emriyle dört mevsimi yaşamış, 24 Ağustos 2014?te seksen sekiz yaşında dünyasını değiştiren bir büyük şairimiz Bekir Sıtkı Erdoğan?ın iki dörtlüğünü buraya alarak kendisine Allah?tan rahmet diliyoruz.

?Dolaştım beldeler, boylar  /  Urum, Türkmen, Arap köyler

Pınarlar, çeşmeler, çaylar  /  Akar Mevlâ?ya Mevlâ?ya

İnandım aşk-ı mutlak bir  /  Gönül bir, sevgi bir, Hak bir

Dilim doksan dokuz tekbir  /  Çeker Mevlâ?ya Mevlâ?ya.?

            Güzün rengi de çok, yüklendiği anlam da. Bir de verdiği tatlı telaşlara, heyecanlara bakalım: Güz demek okul demek, kayıt demek, servis demek, yurt demek. Tayinler, nakiller bitmiş; herkes göreve hazır demek. Haydi çocuklar okula demek. Eczaneler için de haydi aşıya demek. Babalara masraf demek. Geleneksel kış hazırlığı demek. Turşular kurulur, biberler, patlıcanlar oyulur, iplere sıralanır, salçalar, pekmezler dizi dizi dizilir. Kimi yapar, kimi satar; kimi alır, kimi getirir, kimi götürür. Getirenden, götürenden, bitirenden, yetirenden hepsinden Allah razı olsun. Bu telaş yeter ki bitmesin.

            Türkiye seçim telaşlarını tamamladı. Yeni Türkiye, yeni cumhurbaşkanıyla, yeni başbakanıyla ilk güze giriyor. Allah utandırmasın. Malumu ilama gerek yok. Bu kaçıncı cumhurbaşkanı, kaçıncı başbakan, kaçıncı hükümet? Bu güz Türkiye Cumhuriyeti?nin kaçıncı kuruluş yıldönümü? Ey arkadaş sen bu güz kaçıncı yaşa gidiyorsun? Kaçıncı evlilik yıldönümünüz? Kaçıncı evi değiştin, kaçıncı çocuğa hamilesin? Bu sıralamalar insan yaşadıkça var olacak. ?İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.? Dememiş miydi Şeyh Edebali Osman Gazi?ye? Kaçıncı Türk devletinde yaşıyoruz? Dünya kaçıncı asırda? Sen kimsin , ailenin kaçıncı kuşağısın? Bilen var mı? Soran sen ol; bilen sen ol. Sen önce, sen ol. Hak, hakettiğini verir zaten. Ey güzel insanlar! Güz, çalışmak zamanıdır. Tatiller bitti. Seçimler bitti. Şimdi halkın için, Hak için ve de hakkın için çalışmak vaktidir. Kul çalıştığı kadardır demiyor mu ayet-i kerime? Nerede çalışırsan çalış; nereye çalışırsan çalış. İçini Hak biliyor; dışını halk.

? Nâr-ı Mahcûbiyyet? kavramını duydunuz mu? Gençler bilemez, yetişkinler anlayamaz, büyükler yaşayamaz. Ne olacak? Mahcûbiyyetin ateşi, utanmanın verdiği yüz kızarıklığı. En hafifinden, anlaşılır hali. Ağır olanı ise utanılacak şeylerden dolayı cehennem ateşinde yanmak seçeneği. Kim ister? Kim ki dünyada yaptığından hicab duyuyor, utanıyor, sıkılıyor, mahcupluk hissediyor;  o nâr-ı mahcûbiyyet?i biliyor demektir. Yaptıklarını kimse görmedi diyelim, kimse bilmiyor ; hiçbir güvenlik kamerasına takılmadı, gizli kameralar da çekmedi, kimseler sizi dinlemedi peki tamam ya sonra, o zaman önüne gelen dosya  pardon amel defteri getirildiğinde ne yapacaksın? Nar-ı mahcubiyetten öyle bir hale düşmek yerine belki de cehennem ateşine sen atılacaksın. Mahcup olmamak ya da olmak işte bütün mesele bu.   Duaların bir köşesinde sıkışmış kalmış mahcup bir cümle vardır. Ben onu oradan çıkarıp buraya koyuyorum: Allah, nâr-ı cahîm?inden muhafaza etsin hem cümlemizi(!), hem de hepimizi. ?Amin? diyorsanız siz yolu biliyorsunuz zaten.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olsun istersin? (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3633
EURO
6.0764
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
13 Aralık 2018 Perşembe
Bugün
Parçalı bulutlu
4 °C
-2 °C
Cuma
Bulutlu
7 °C
0 °C
Cumartesi
Bulutlu
7 °C
0 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.

Hz. Muhammed