RAMAZANDA YAŞAMAK
Tarih: 12.7.2014 00:00:00 / 1079okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Bu başlığa itiraz etmeniz gerek aslında. Doğrusu ?Ramazan?ı Yaşamak? olmalı değil miydi hocam? Evet. O ilk akla gelen başlıktır. Ben bu sefer farklı yaklaşacağım Ramazan ayına. Tam da bize göre, bizi anlatan, bizi yansıtan ticaretten siyasete, spordan sanata, televizyondan telefona ve daha birçok alanda sıkça kullandığımız, duyduğumuz, alıştığımız sözler vardır. Kimi zaman yadırgasak da bu klişe laflara bir göz atalım istedim.

Söze Ramazan?dan başlayalım isterseniz: ?Hoş geldin Şehr-i Ramazan? la karşılar, ?Elveda? ile uğurlarız. Mahyalarımızın değişmezidir. Reklamlarda davul figürü gözünüze gözünüze sokulurken, dükkânlarda imsakiyeler ellerinize sıkıştırılır. Teravih namazları ise neredeyse farzların önüne geçer. Ramazan?dan Ramazan?a akşamı kılmaz, teravihi kaçırmaz heveslileri de anlamaya çalışırım hep. Herkesin dilinde ; ?Ramazan berekettir.? den ?Ramazan paketlerine? geldik artık. Bu paket işi aldı da yürüdü maşallah. Hem ihtiyaç sahipleri yararlanıyor hem marketler kazanıyor. Asıl kazançlı olan ise veren eller.

                Ramazan öncesi sıkışan ve yoğunlaşan düğün davetleri de bir ay oruçlu olacak. Eskiden ?okuntu? denirdi. Tam Türkçe bir kelime anlamı ise ?çağırmak?. İlk gençlik yıllarımdan hatırlarım Darende?de okucu (okuyucu) kadın gelirdi, okuntu dağıtırdı. Elinde küçük bir de hediye olurdu. Bardak gibi, mendil gibi falan. Şimdi davetlere bakışımız biraz nazlıca. Durum şudur: ?Çağırmazlarsa küsek, çağırırlarsa gitmeyek.?  Ben mi? Ne gönül korum, ne küserim. Kısmetse gelirim derim, nasipse giderim. Değilse neylersin? Duruş bu. Çağırırsın gelmez, çağırmazsın susmaz. Geç git. Düğün de doğum da, ölüm de öndüç (ödünç) aslında. Bugün bana, yarın sana. Benim kızdığım ise kimseye gitmez, kendisi herkesten bekler. Bilmez ki herkes ektiğini biçecek. Bence Ramazan davetleri için de geçerli olmalı. Çağrıldığın yere erinme, çağrılmadığın yere görünme.                Yine en az elli sene öncesine kadar bir de Ramazan hocaları vardı. Hocası, imamı olmayan köylere gönüllü ama bahşişe dayalı hocalar gidermiş. Adeta mevsimlik hocalar teravihleri kıldırırmış. O misal şimdi de televizyon kanallarının bu mübarek aya özgü programcıları olacak, danıştıkları olacak. İlahiler okuyan gruplar olacak. Kimi şeriattan, kimi tarikattan, dinden, diyanetten ama genellikle üst perdeden insanları fırçalayacaklar adeta ezecekler. Hatta küçümseyecekler. Bir de ara sıra demezler mi ?O soru, o konu kitabımda yazılı. Oraya bakın.? (Kitabı çıkmıştır. Onu almanız istenir.) Bunu sağlık, reçete, tedavi, diyet programlarına çıkan tıp doktorları da sıkça yapar oldu. Çoğumuz zaman zaman Ramazan?ı sigara bırakma vesilesi yapmışızdır. Kaç Ramazan bıraktık başladık öyle değil mi? Şimdilerde ?Bebek doğunca?  bırakacağım modası var. Yarın spora başlıyorum. Pazartesi diyet. Tamam söz. Şeker yok. Ekmek yok. Ne yapayım su içsem yarıyor. Söz mü? Tükürüğüm kuruyana kadar. ?Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir.? lafı boşuna değilmiş demek ki.

                Gelelim ticarete. Bildik sözler daha yaygındır: ?Size gelişine bırakıyorum.? Ya da ?Ayağınız alışsın.?, ?Abla gel. Sen ne veriyon?? Merak ediyorum; yıl boyu indirim ilanlarına hâlâ inanan var mı? Ama kanan çok. Burası Türkiye. Kasaptan peynir de istenir, tekeden süt de sağılır. Ufak bir hatırlatma. Uzmanlar diyor. Ben onların nakilcisiyim. Hani şu TV kanallarının meçhul uzmanları. ?İftara yakın markete gitmeyin.? Hele de pastaneye, tatlıcıya aman ha. Ben de Hulûsi Efendi Hazretlerinin bir uyarısını hatırlatayım tekrardan: ?Kasaba girmeyin, manavdan çıkmayın.? Kırkın üstündekiler için canım. Malum kırkına kadar kuzu, kırkından sonra ise kuzunun yediğini yiyeceksin derler.

                Ramazan?da trafik, oruçlu iken kuyruk. Ne sabır kalır, ne sinir. Açlık beyninize vurmuş, güneş tepenize. Er odur ki, o zaman eline, diline sahip ola. Hele hele büyük şehirlerde iseniz. Yeşil yanar, arkanızdaki sizi dürtercesine bir klakson. Sanki öndeki sürücü oraya yatmaya, yitmeye gitmiş. Fazladan ukalalık, hükmetme dürtüsü.

                TV Yalanı: ?77 Milyon bizi izliyor.?, ?Seyirci bunu istiyor.? Bu da yalan. Sen dayatıyorsun. Bizim seyirci tepkisizdir hoş. Etkisi neredeyse sıfırlanan olur olmaz her yer ve zamanda kullanılan uyarı-dikkat spotları vardır: Son Dakika, sıcak gelişme. Ardı arkası hiç eksilmeyen bu alt yazı uyarılarına daha da sık muhatap olacağız. Mevsim sıcak, coğrafyamız sıcak, bölgemiz sıcak. Artık her şey sıcak gelişiyor. Ramazan?da soğukkanlı olmaya mecburuz oysa. Serin kalabilmek ne kadar mümkünse artık.
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Evlat kokusu, cennet kokusudur.

Hz. Muhammed