Aynaya bakmak
Tarih: 15.5.2014 00:00:00 / 1151okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Siyaset âleminde ara sıra duyarız; eleştirdiğimiz, suçladığımız ve daha bir sürü eksik-yanlış bulduğumuz kişi de karşı atakta aynen şöyle der: ?O, kendisi aynaya baksın. Bizim için söyledikleri aynada gördüğüdür.? ifadesini. Benim aynaya bakmaktan maksadım farklı olacak. Malumunuz kendi kendinin fotoğrafını çekmek son ayların modası oldu. Fotoğraf kalıyor, baktığın aynadaki görüntün ise çekildiğin an o da çekiliyor. Görüntü yok ama sen hâlâ varsın. Görünümünü yansıtan ister ayna olsun ister tencere kapağı. Medyatik, teknolojik bir iletişim salgını olup aldı başını gidiyor. Ama bir yerde duracaktır. Duracaktır çünkü yeni modalar için yer açılmalı. Sosyal medya patronlarının ayrıca fazladan işine de geliyor. Sosyal ağların yoğunluğu, sitelerin trafiği, reklamlar, rakamlar derken işlerlik, sürüm, beğeni sayısı sürüp gider. Ta ki yeni bir dalgaya kadar. Yılın moda kelimesiymiş ?selfie?. Herkes bu kelime için TDK?na öneriler sunma yarışına girmiş. Ben de ?ÇEK-SUN? diyesim geliyor. Çekiyorsun ve sunuyorsun. Öyle olmuyor mu? Sunmak için çekmiyor musunuz? Göstereceksiniz illa ki. Şu sıra yüzü çeken görüntüler ağırlıklı. Başka başka yerlerini (Bacaklarını, bellerini, ayaklarını çekmeler diğer çekim alanlarıymış.) çekme modasına düşmeden çekip gitse aslında iyi olacak. Çekip gitsin çünkü bu senenin kelimesi bence ?selfie? değil ?SU? olmalıydı. Eninde sonunda olacak. Biz, siz, onlar ?selfie?lerle oyalanırken su gibi, selam, sevgi, saygı da aramızdan çekildi gitti işte. Sanal sohbetle başlayan birlikteliklerin, reel rezaletlerle nihayete erdiğini nihayetinde anlayacağız amma neden sonra. Nasıl barajların suya ihtiyacı var ise gönüllerin de muhabbete öyle ihtiyacı?

Şimdi fotoğraf çekme çılgınlığı zirve yapıyor. Yerken, otururken, bakarken, yatarken sınır yok. Herkesin elinde o akıllı aletler olunca boş durmuyoruz. Marifet mi maksat mı anlaşılır gibi değil. Hep kendimizi ortaya koymak, sunmak. Birileri bir şey yapınca aynısını ben de yapayım anlayışı bende olmadığı gibi- herhalde beceriksizim de ondan olsa gerek- bilakis ?gıcık? bile oluyorum. Artık doğayı, kuşları, çiçekleri, böcekleri, gün doğumunu, gün batımını eskisi gibi pek çekmiyoruz. Bu konular azcık demode oldu sanırım. Bıktık bir şeylerden ama herkesin bıktığı da farklı.

Estetik yanından çok özenti tarafı öne çıkınca bana farklı bir çağrışım yaptırdı bu ?selfie? modası. İnsanlar kendilerini de fotoğraf dışında da kayda alabilecek mi? Ruh ve gönül dünyasını, aklını, vicdanını sorgulayabilecek, hesaba katacak, dahası hesaba çekilmeden kendini hesaba çekecek bir akımın içine de girebilecek mi? İnsanın kendini eleştirmesinin ?trend? olacağını hiç sanmıyorum. Biz daha kendimizi tanımaktan aciziz. Yunus Emre?nin yüz yıllar önce dizelerine döktüğü şekilde oysa ?İlim kendin bilmektir.? Eleştiriye tahammülsüz bir toplum olduğumuz apaçık ortada. Kendimizi beğenmişliğimiz var ya yeter bize.

Mesela Köşe Yazarları ve diğer sanat erbabı

 Kendimizi tekrar etmeyerek yeniliklerle ilgi ve itibarı muhafaza etmek ne zordur ama. Yeni şeyler söylemek lâzım diyenler elbette haklılar. Yeni yüzler, yeni yazarlar, yeni yazılar isteyen okuyucuları da iyi anlamak lazım. Memleketin yeni romancılara, yeni şairlere, oyunculara da ihtiyacı var. Yeni ve genç sanatçılara fırsatlar sunmak, imkanlar vermek gibi projelerimiz olmalı. Etliye sütlüye karışmayan, ileri gitmeyen, geri kalmayan hep aynı daire içinde kendini aşamayan ne sanatçının ne yazarın artık vereceği hiçbir şey yoktur. İnanın hep medyanın parlattığı yalancı pehlivan misali para kazanma hırsı ile artık kaliteyi ve karakteri alt üst etmiş yazarlara mahkum da değiliz. Ne sunarsak o diyorlar bunlar. Yazdığını kendi yaşamayan; parayı putlaştırmış, şöhret zehirlenmesinden başı dönmüşlere mecbur muyuz? Yeni kuşak yeni sunumlar bekliyor. Gençliği potansiyel alıcı-tüketici gören bir ?üstten bakma? cılık da bitecek emin olun. İnce dokunuşlarla yetinmeyen okuyucuya yeni sunumlar ikram etmek gerek. Onlar müşteri değil. Kültür ve sanat topluma müşteri anlayışıyla sunulmamalı. Yazdığına kendisi dahi inanmayan yazarlardan da bıktık. Kimse de bulunmaz Hint kumaşı değildir. Liyakat esasına göre, verimli, yararlı olma durumuna göre herkes de yerini bilmeli.

Sözün özü;

Çekilmek lazım; doymak lazım. Bilmek lazım, istemek lazım. İstenmek lazım. İstenmiyorsan gitmek lâzım. Anlamak lazım, anlaşmak lazım. Yapman lazım. Yapamıyorsan bırakman lazım. Çekmen lazım. Çekemiyorsan çekilmen lazım. Yazıyı da bir yerde bitirmek lazım.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.9944
EURO
6.8267
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
18 Ağustos 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
36 °C
20 °C
Pazar
Güneşli
34 °C
20 °C
Pazartesi
Güneşli
34 °C
18 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.

Konfüçyus