Köşename
Tarih: 10.2.2014 00:00:00 / 1043okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Büyük küçük hemen herkesin evinde, kendini daha rahat hissettiği bir köşesi vardır. Orada huzur bulurlar. Onun özeli oradadır. Çoğunlukla gençler için bu köşe, evin bir odasıdır. Bu oda dağınıklığıyla, el sürülmezliğiyle hususi alandır. Olsun o kadar. Kazanılmış haklarıdır. Odalarında kendilerini özgür hissetsinler bari. Gençlik böyledir işte. Öyle bir oda ki aradıklarını hoş kendileri de bulamazlar ya. Çekmeceler mi? Karman çorman. Büyük sözü gibi büyük eli de değsin istemezler ne kendilerine ne de odalarına.

Rahmetli dedemin de bir köşesi vardı. Evin cazibe merkezi onun odasıydı. Köşesi de odanın en itibarlı kısmıydı. Duvarları dokuma kilimle boydan boya kaplı bu odanın kerpiç ve dolma topraktan yapılmış divanı (seki) üzerine yine dokuma halı serilmiş, her iki uca minder konulmuş, arkası da hasır yastık; onların üstüne de el işi kanaviçe örtüler. Sağ tarafı pencere, önü ise geniş tabanlı, üç beş çiçek saksısı ile güzelleştirilmiş. Çay bardağı, kırtlama şekerliği, tesbihi, gözlük kabı her daim bu pencere önünde hazır ve nazır dururlardı. Pencerenin iç duvarına asılı sındısı (makas), aynası oda yıkılana kadar oradaydılar. Oturduğunda başının üstüne gelecek yerde çocukların asla ulaşamayacağı iki katlı köşe rafı vardı ki çoğunlukla el altında bulundurduğu kitapları -bir kısmı el yazmasıydı-, hem Osmanlıca hem yeni Türkçe kendi yazdıklarıyla dolu defterleri vardı. Duvarda asılı duran kendi yaptığı harili (Kadirilerin zikirlerde söyledikleri ilahilere eşlik eden 99 halka takılı def) unutmayalım. Kendi yazıp, bestelediği kaside ve ilahileri bununla yine kendi seslendirirdi. Ne büyük aşk, ne güzel dinginlik, ne kutlu saadet. Vecde bakın efendim. Aşk söyletirmiş.

Dedem gitti, köşesi de? Onun köşesine hep imrenirdim. Hâlâ da özlemini çekmiyor değilim. Yeni evler, yeni anlayışlar bana dar geliyor işte. Uyuşmadık bir türlü. Çağ çok ileri, bendeki zevk çok geri. Haz almıyorum zorla mı?... Ayrana ekmek doğrayıp öğün savuşturan o kuşağı anlatmak kolay da anlamak zor. Ne kadar varlık var o kadar darlık. İlerledik ya. Bu çağda ne çok depresyonlu var hem de. Neredeyse depresyon ilacı kullanmayan sayılacak. Çağ çok ileri evet. Kanaatsiz, sorumsuz, verimsiz deyip olumsuzlukları uzatmak da gereksiz. Yeri gelir; ?-Benim bildiğim bana yeter.? demezler mi? Söz bitmiş olur; yazı lüzumsuz? Dert de derman da şu sözde: ?Bunca varlık varken; gitmez gönül darlığı.?

KÖŞEDEN KÖŞEYE

Şimdi kolaya kaçanların hesabı köşe dönmek, planı köşe kapmak, tercihi kenar köşe kaçmak. Huysuz yaşlılar vardır siz istersiniz onlar bir köşede otursunlar. Oysa onların akıllarının bir köşesinden bile geçmez. Siz ileri gidip; ?Çekil bir köşeye, ayak altında dolaşma!? saygısızlığına düşersiniz. Onlarsa sütlerini, haklarını öne çıkarıp helal-haram hesabını önünüze korlar. Hatta gerçekten bu duruma düşmemek adına; ?-Ben artık bir köşeye çekilip dinlenmek istiyorum.? diyerek ortadan sıyrılıverirler. Kimi de vardır üç beş kuruşu bir araya getirip bir köşede bakkal açıp ?köşe bakkal? olmak düşünü kurarlar. Bir köşede ?kefen parası? adı altında üç beş kuruşu olanlar mı?... Para hırslı evlattan, torundan köşe bucak kaçarlar. Onları köşeye sıkıştırmak ne acımasızlık değil mi? Böyle kansızların hışmına uğrayanlara her yürek sızlar. Nerde bir köşede öyle yapayalnız birini görsem; aklımın bir köşesinde sıkışmış bir türkü sözünü dilime getiririm ama söylemem, hayıflanırım: ?Köşe başı beklerim; vay benim emeklerim?

Siyasetin bunca yoğunlaştığı, seçimlerin yaklaştığı, başkan adaylarının ipi göğüslemek için kıran kırana yarıştığı bu zamanda yargının, yürütmenin, yasamanın erkler mücadelesi sürdürdüğü ülkemizde ?Bu nasıl köşe yazısıdır?, Memleket gündeminden uzak olmak da neyin nesi?? diyeceksiniz. Evet, bu yarış mahalli idarelerde ?BAŞKÖŞE?ye oturma yarışı değil mi? Başköşeye kurulanlar elbette hizmetten köşe bucak kaçmayacaklar. Kenarından, köşesinden nimetlenmek / nemalanmak niyetinde değilseler Allah yar ve yardımcıları olsun.  Darende için yarışanların köşeyi dönmek, caka satmak niyet ve arzusunda olacaklarını asla sanmıyorum. Buna ihtiyaçları da yok zaten. Vatandaştan köşe köşe kaçmayacaklarsa, HAK ve HALK yolundan ayrılmayacaklarsa yolları açık ola. İnşâallah sonuçtan ve sevinçten dört köşe olan millet olur. Olurlar mı? Göreceğiz.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
23 Eylül 2018 Pazar
Bugün
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Salı
Güneşli
32 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır,yarısı şükürdür.

Hz. Muhammed