Gönüllerin bayramı
Tarih: 6.8.2013 00:00:00 / 1116okunma / 0yorum
Musa Tektaş

Bayram günü mükâfat günüdür. Bu gün insanlığa yüce Allah’ın emri olan oruç ibadetinin mükâfatını aldığımız gündür. Bu gün, hep beraber sevinme günüdür.

Bayram günleri;  çoluk-çocuk, yaşlı-genç, fakir-zengin, hasta-sağlıklı bütün toplumun hep beraber sevindiği günlerdir. Yakın akrabalar ve uzak akrabalar, yakın komşu ve uzak komşular, hastalar, yaşlılar, arkadaşlar, eş ve dostlar birbirlerini ziyaret eder, birbirlerine hayır ve dua temennisinde bulunurlar. Aralarında küskünler varsa barıştırılır. Nitekim ayet-i kerîmede yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah`tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat,49/10.)

Bu gün, Peygamber efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettiği zaman, Müslümanların Yahudilere ait bayram günlerinde bir sevinç ve ferahlık yaşadıklarını gördüğünde; “Allah size daha hayırlı iki bayram hediye etti” (Nesâî, 1, III, 179)  dediği, iki hayırlı bayramdan bir tanesi olan Ramazan bayramıdır.

H. Hamidettin Ateş Efendi bir bayram hutbesinde şöyle buyurmaktadır:

“Bugünler, sevinç ve mutluluk günleridir. Bu günlerde sevinmek ve sevindirmek Allah’ın ve Rasulünün tavsiye ettiği bir şeydir. Onun için bayram günlerini sevinç günleri yapmak hepimiz için dînî bir vazifedir.”

Hakikî bayramlar, sıla-i rahimde bulunmak, geçmişlerimizi hayırlarla yâd edip ruhlarını şâd etmek, îman kardeşliğini cemiyet plânında yaşatmak gibi nice mükellefiyetlerimizin edasına vesile olan, bütün toplumu kucaklayıcı ibadet günleridir.

Bayramlar, güzel duygular arasında insandaki şefkat, merhamet, vefa ve diğergamlık hislerini bileyler ve coşturur. Hem kendi hazzını, hem de başkalarını sevindirmenin hazzını yaşatır. Bayramlar, ferdin değil, toplumun manevî sevinci, bu heyecanın paylaşılması, gönül iklimine girme, bütün müslümanları gönülden kardeş hissedebilmedir. Bir kudsî hadiste Hak Teala buyurur: "Yere ve semalara sığmam bir mü`min kulumun kalbine sığarım."

Âşıkların gönlünü¸ ilâhî sırları yansıtan aynaya benzeten Hulûsi Efendi Hazretleri de şöyle buyurur:

İki cihânın mebde‘i bir kalb içinde gizlidir

Âyîne-i dîdâr olur âşıkların gönülleri

Bayram, Yaradan`dan ötürü bütün müslümanlara sevgi, şefkat, nezâkettir. Dünya, ezelle ebed arasında ruhun bir gurbet diyarıdır. Bayram, sürûr ve ızdıraplarla dolu bu gurbet âleminde Rabbin kullarına ihsan ettiği bir sürûr günüdür.

Bayram günü, mahzunları, kimsesizleri, muzdariplerin gönlünü almakla başlamalıdır. İnsanın yaratılış sebebi, Rabbe kulluk, Onun bilinmesi ve nefsin kontrol altına alınmasıdır.

Dünya hayatında ferdî ve içtimaî müessirlerden bazıları nefsanî, bazıları ise rûhânî duyguları tahrik eder. Bayramlar, bu duygular arasında insandaki şefkat, merhamet, vefa ve diğergamlık hislerini bileyler ve coşturur. Hem kendi hazzını, hem de başkalarını sevindirmenin hazzını yaşatır.

Bayramlar, ferdin değil, toplumun manevî sevinci, bu heyecanın paylaşılması, gönül iklimine girme, bütün müslümanları gönülden kardeş hissedebilmedir.  Bayram, Yaradan`dan ötürü bütün müslümanlara sevgi ve kardeşlik nazarıyla bakma günüdür.

Dünya, ezelle ebed arasında ruhun bir gurbet diyarıdır. Bayram, sürûr ve ızdıraplarla dolu bu gurbet âleminde Rabbin kullarına ihsan ettiği bir sürûr günüdür. Bayram günü, mahzunları, kimsesizleri, muzdariplerin gönlünü almakla başlamalıdır.

Hadis-i Şerif mucibince ilk bayramlaşma en çok âlâka, yardım ve şefkat bekleyen geçmişlerimizle onların kabr-i şeriflerini başlamalıdır. Ecdad, insanın kendi akıbetini görebilip, ibret alabilmesi için kabristanları hep şehir ortalarına yapmıştır. Nitekim Fahri Kâinat (s.a.v) buyurur: "Size iki vaiz (nasihatçi) bıraktım. Biri susar biri konuşur. Susan nasihatçi ölümdür. Konuşan ise Kur`ândır."

 

Her bayram namazından sonra, Hulûsi Efendi Hazretleri Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin ve Taceddin-i Veli hazretlerinin ziyaret ederlerdi.

 

Taceddin-i Veli Hazretleri demişken, şu beyitleri hatırlarız:

 

Taceddin-i veli hazretlerinin

 Kurulmuş bir otağıdır Zaviyem

 

Gamlı gelen neşelenip şad gider

Zevk ve sürur kaynağıdır Zaviyem

 

Şöyle bir hatıra nakledilmektedir:  Ziyaretçilerden biri sohbet esnasında 

-Efendim burada medfun olan büyüklerimizden zat-ı muhterem kimdir? Diye sorar. Hulûsi Efendi’de şöyle cevaplar:

-“Merhume validem, Fatıma hanımın babası İbrahim Efendi vasıtasıyla, ana tarafımızdan ecdadımız olan Es-Seyyid İbrahim Taceddin Veli Hazretlerinin ve oğlunun kabirleri vardır. Onların yanında ailemizden olanlar defnedilmiştir.”

 

SAMİMİ BİR HAKK DOSTU TACEDDİN-İ VELİ HAZRETLERİ

Taceddin-i Veli Hazretleri, hicri.650/miladi. 1252`de Darende`de vefat etmiştir. Oğlu Şeyh Ali`nin kabri de kendisinin yanında bulunmaktadır. 13. yüzyılın ortalarında Diyarbakır Kadılığı`nda bulunduğu ve orada bir cami ile bir kütüphane yaptırmış olduğu söylenmektedir. Gerçekten de vakıf kayıtları arasında Diyarbakır`daki Taceddin Mescidi Vakfı adına kayıtlar bulunmaktadır.

Hulûsi Efendi Hazretleri sohbetine şöyle devam eder:

“Bu mevki daha önce Şeyh Ali`nin Zaviye Mescidi`ne vakfettiği hanelerin yeri idi. Daha sonra Şeyh Hamid-i Veli Tekkesi`nin hizmetine verilmişti. Hanelerde Halveti sofileri kalmaktaydı.

Bahçenin karşısındaki harabe yer ise, İbrahim Taceddin-i Veli`nin zaviyesine ait mescidin yeridir. Orayı da inşallah ihya edeceğiz. Vakıf malı olması hasebiyle ileride orayı inşallah ümmet-i Muhammedin hizmetine mahsus gayesine matuf güzel bir yer olarak değerlendireceğiz. Oğlu Şeyh Ali`nin buralar hakkındaki vakfiyesi günümüze kadar ulaşmıştır, bizim elimizdedir, dedi. Sonra Osmanlıca yazılı vakfiyeyi okur.

Vakfiyenin sonundaki "erkek evlatlarımdan yaşayan olmazsa, kız evlatlarımdan neslimden gelenler" burayı kullansın, sahip çıksınlar buyuruyor. Elhamdülillah bu mazhariyet bizlere nasip oldu. Birkaç yıl önceye kadar buralar da harabe idi. 1944 yılında bu evi, merhum validemin arzusuna binen yaptık, biz buraya taşındık. Bahçeyi gül bahçesine çevirip, büyüklerimizin hatırasını yaşatıp, bıraktıkları eserlere ve hizmetlere sahip çıkacağız inşallah, der. Çaylarını yudumlayan misafirler bu güzel tarihi bilgileri dinledikçe daha yakından görmeyi, o yüce şahsiyetleri ziyaret etmeyi arzuluyorlardı. Tam bu sırada Hulûsi Efendi şöyle buyurur:

-Çaylarınızı bitirin, sizlerle Taceddin-i Veli hazretlerini ziyaret edelim. Bir beyitimizde samimi bir gönülle biz şöyle demişiz:

 

Her veliyullah cemalullaha bir âyinedir

Hem musaffa dilleri Hakk sırrına gencînedir

 

VELÎ TOPRAĞINA SAYGI

Hep birlikte hazirenin başına ziyarete giderler. Hulûsi Efendi (k.s.);

"Evliyaullahtan kutbul-muhakkikin Es-Seyyid Eş-Şeyh İbrahim Taceddin Veli ve oğlu Ali kuddise sırruhul celi hazretlerin ve civarında medfun olan zevatın ruhu için el-fatiha" der.

Sonra bir dostunun defterine şu ibareyi yazar:

"Ey zâir; Taceddin Veli Hazretleri, ömrü boyunca Allah için mahlûkata hürmet ve şefkat etmiş ve bir karıncanın bile gönlünü incitmemiştir. Bu ulu kişinin toprağına saygı göster, hürmet et."

Bu bayram, kırık kanatlı yaralı bir kuş gibi olan mazlumlara, muzdariplere, yorgun gönüllere, yetimlere, zulüm altındaki Müslümanlara bîkeslere el uzatma günüdür. Onların bir tebessümü, bize hakîkî bir bayramın buketi olacak, bahar neşesine götürecektir. Nitekim Mesnevîsinde Mevlana buyurur:

"Eğer senin gönlün varsa gönül Kâbe`sini tavaf et. Topraktan yapılmış sandığın Kâbe`nin mânâsı gönüldür." "Cenabı Hak görünen, bilinen suret Kâbe`sini tavaf etmeyi kirliliklerden temizlenmiş, arınmış bir gönül Kâbe`si elde edesin diye sana farz kılmıştır."

 

Hulûsi Efendi Hazretleri de şöyle buyuruyor:

 

Gönülden başka bir sevdâ çıkarsa

Mekân-ı maksad-ı aksâ gönüldür

 

Anı bir kimse taş urup yıkarsa

Denir yık Ka`be`yi yıkma gönüldür

 

 

Demişlerdir gönüldür Ka`betu`llâh

Nazargâh-ı Hudâ şâzı gönüldür

 

Çıkardıkda kamuyu ara yerden

Safâ vü Merve Hicâz`ı gönüldür

 

Müslümanların kalbi ve nabzı, tek bir insanın nabzı ve kalbi gibi olmalıdır. Bayramın hakîkatine ancak yardımların sürûru ile yaklaşılabilir.

Buna muvaffak olanlar nefs engelini aşıp gerçek insanî cevherini ortaya koymanın saadetine ulaşmış olurlar. Zira bütün ulvî davranışlar, ruhumuzu kuşatan, gaflet libaslarından kurtulmanın bir tezahürüdür. Böylece bayramlar, topyekûn beşeriyetin, insanlığın ulvîleşmesi cehdinde müstesna bir fırsattır. Ne saadet bu fırsatı değerlendirip bayramın hakikatini idrak edebilenlere...

Ramazanda kazandığımız güzel huy ve hasletleri bu mübarek aydan sonra da devam ettirmeliyiz. Hulusi Efendi Hazretleri bir hutbelerinde şöyle buyuruyorlar:

 “Biliniz ki; müminlerin beş bayramı vardır: Bunların, birincisi: Herhangi müminin defterine hiçbir günah yazılmadan geçirmiş olduğu gündür.
İkincisi: Dünyadan imanla göçtüğü, imanla çene kapayarak Allah`a kavuştuğu gündür.
Üçüncüsü: Sırattan selâmetle geçip Cehennemden yakasını kurtardığı gündür.
Dördüncüsü: Cennete girdiği gündür.
Beşincisi: Allah (c.c)`ın cemâl-i bâ-kemâlini gördüğü gündür ki işte müminlerin bu bayramı, bayramların bayramıdır.

Allahu Teâlâ Hazretleri cümlemizi melekler gibi ehl-i tâat olanlardan eyleyip cemâl-i bâ-kemâlini görme bahtiyârlığına eren kullarından eylesin. (Âmîn)"

 

Behlül Dânâ Hazretleri buyurur ki:

“Gerçek bayram yeni elbise giyene değil, Allâh’ın azabından emin olanadır.”


Gerçek bayram, Hakk’ın bizden râzı olmasıdır. Dolayısıyla bilhassa bu sevinç günlerinde yetim, kimsesiz, fakir ve muhtaçları sevindirelim ki, ilâhî rahmet ve merhamet tecellîlerinden nasip alabilelim.

Bayram; Kendisini muzdariplerin tebessümüyle bir gülşene çevirebilenler için ne güzel bir dünya cennetidir!. Ramazân’ın bütün rûhânî tezâhürlerine mâkes olarak ümmeti kucaklayabilen mü’min gönüller için ne güzel bir ikramdır!..

H. Hamidettin Ateş Efendi’nin kelamlarıyla yazımızı tamamlayalım: 

“Ramazan ayı boyunca uzak durduğumuz her kötülükten bu günlerde de uzak durup mübarek Ramazan ayı boyunca kazandığımız güzel alışkanlıkları, devam ettirmeliyiz.”

Tıpkı Ramazân-ı şerif gibi ilâhî irade ile sınırlandırılmış olan ömürlerimizi, kulluk heyecanı ve âdâbı ile geçirmeye gayret edelim ki; âhiretimiz, bayram günümüz olsun. İhlâslı niyet ve amellerle îfâ ve ihyasına gayret ettiğimiz bu Ramazân’ımızı -Rabbimizin lütfuyla- aynı rûhâniyet ve feyiz ile gelecek senenin Ramazân’ına bağlayabilme azmi içinde olmalıyız.

Ramazân’ın rûhânî iklimini ömrümüzün muhtevasına yaygınlaştırarak feyizli bir hayat yaşamayı ve vefatımızın da ebedî bir bayram sabahı hâline gelmesini ihsan eylesin!

Cenab-ı Allah mübarek bayramımızı; vatanımız, milletimiz ve bütün İslâm dünyası için huzur ve saadet vesilesi kılsın! Mutlu bayramlar geçirmeyi hepimize nasip eylesin. Bayramınız mübarek olsun…

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Irmaklı Köyü (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Hacı Gözütok ile röportaj (12 Nisan 2018 - Perşembe)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPORTAJ - 2 (06 Mart 2018 - Salı)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPÖRTAJ (04 Şubat 2018 - Pazar)
Kamil Akgül Röportaj-3 (02 Ocak 2018 - Salı)
Kamil Akgül Röportaj-2 (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMİL AKGÜL İLE RÖPORTAJ-1 (19 Kasım 2017 - Pazar)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ –II (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ-1 (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ-2 (06 Haziran 2017 - Salı)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ILICA ZİYARETİ VE HATIRALAR (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
PROF. DR. KEMAL DİNÇER İLE RÖPORTAJ (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Günerliden Yankılanan Hoş Sada (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Atmalı Yöresinden Selam Var (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Dr. Sadık Özen ile röportaj (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Memduh Önal ile röportaj 2 (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
Memduh Önal ile röportaj (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Vahap Sönmezler ile röpörtaj (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Bir muhabbet ve hizmet ehli: Osman Parlak (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Mehmet Arif Toprak ile Röportaj (01 Ocak 2016 - Cuma)
“Hacı Piroğlu” Hacı Hamza Çokyaşar (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Mengelisli Kara Mustafa Dayı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Gürünlü Hacı Hüsnü Dayı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Hakkında ne dediler? (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Hulusi Efendi Çok Büyük Bir İnsandır (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Hacı Hasan Akyol Efendi (03 Mart 2015 - Salı)
Gerçekleşen Sözler (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Unutulmaz Hatıralar (03 Ekim 2014 - Cuma)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor-3 (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor - 2 (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Yazıköylüler Anlatıyıor (19 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Maraşın Kurtuluşunda Darendeliler (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Hulusi Efendi (k.s.) ve Cami Kitabeleri (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Malatya kitaplığında DARENDE (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Evrensel görüşleriyle bir lider Hulusi Efendi (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Herkesin sevdiği ve saydığı gönül sultanı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Kalkınmanın umudu Hulusi Efendi (k.s.) (07 Aralık 2012 - Cuma)
Hulusi Efendi (k.s) ve Hac hatıraları (09 Kasım 2012 - Cuma)
Aşık Mevlüt’ün ardından (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Eğitim hayırseveri Hulusi Efendi (k.s) (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Hulusi Efendi’nin sağlık hizmetleri (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Yirminci Asrın Filozofu (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
50 yıldır okunan bir eser (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Kırk yıl önceki bir gazete manşeti (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Darende Şairleri Antolojisi (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
50 yıllık proje (02 Mart 2012 - Cuma)
Yeşili getiren kişi (07 Şubat 2012 - Salı)
Darendeli Hasan Rıza Paşa (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Tevazulu Bir İnsan Uzun Hacı (02 Aralık 2011 - Cuma)
50 yıl önce Darende’deki Öğretmenler (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Zaferi müjdeleyen kahraman gazilerimiz (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Şerh Yarışması Hakkında ne dediler (02 Ağustos 2011 - Salı)
İlim ehlinin Darende izlenimleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Onbir tavsiyesi (09 Haziran 2011 - Perşembe)
İrfani Abdullah Darendevi (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Halid-i Yekta Efendi (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Darendeli Hacı Mahmud Efendi (11 Ocak 2011 - Salı)
Bir Darende sevdalısı Hasan Ali Göksoy (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinden Belgelerle Darende (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinde Darende Halkevi (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Sağ elin sol elden gizlediği (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sempozyum Tebliğlerinden Özetler (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
İlim Adamları Hulusi Efendi’yi anlatıyor (07 Haziran 2010 - Pazartesi)
Devlet Arşivlerinde DARENDE (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Yakınlarının Diliyle: HACI VALİDE (04 Nisan 2010 - Pazar)
Memleket için büyük hizmetler yaptı (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Darendeli İki Alim (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
İhramcızade Sempozyumu (03 Kasım 2009 - Salı)
Çeşmeler ve Sulama Kanalları (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Cömertlikte yarış (04 Eylül 2009 - Cuma)
Hazeynce (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Kıbrıs barış harekatı... (21 Temmuz 2009 - Salı)
Mecruh`nin şiirlerinde Peygamber sevgisi (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Yemenicilik ve kunduracılık (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Bolu Gerede’de Darendeli İbilli Ailesi / (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Somuncu Baba Dergisi’nin 100. sayısı (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Mektuplar ve Hatıralarla Bedrettin Ateş (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Define meraklılarına (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Hacı Ömer Aydoğan ile röportaj (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Helvacılık (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3710
EURO
6.0755
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
14 Aralık 2018 Cuma
Bugün
Parçalı bulutlu
7 °C
0 °C
Cumartesi
Bulutlu
7 °C
0 °C
Pazar
Fırtına
8 °C
3 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Dünyada bir garip veya bir yolcuymuş gibi yaşa

Hz. Muhammed