Bizim boranı
Tarih: 8.7.2013 00:00:00 / 1082okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Boranı, bizim ellerde Temmuz sıcaklarının vazgeçilmez yiyeceğidir. Üstelik şifalı, besleyici ve serinletici özelliklerini bilmeden bu yoğurtlu çorbayı içeriz. İster harmanda ister kayısı bahçelerinde isterse gün sonu dinlenmelerde en çok tüketilen yiyecekti. Hangi kola ya da meşrubat onun yerini tutabilir ki? Elinize geçer, önünüze konulursa kaçırmayın derim. Anadolu’nun bir çok yerinde bilinen ve tüketilen bu çorba ile ilgili Mehmet Salih, Kamus-ı Osmani’de şöyle bilgi verir: “Halife Memun’un karısı Bûrân’ın evlenirken çeyiz olarak getirdiği incilerle süslü yeşil halıyı, ıspanak, semizotu (pirpirim) gibi yeşil ağırlıklı sebzelerin pirinç veya bulgurla pişirilip üzerine yoğurt dökülerek yenen yemeğe benzetmesi üzerine bu yemeğe  ‘Buranî’ adının verildiği”ni yazar.

Boranıyı yiyenler hatırlar. Balaban ve çevresinde  yoğurtla ıspanak, bulgur, nane  isteğe göre nohut  karıştırılarak yenilir. Urfalının hemen her akşam sofrasından eksik etmediği çiğ köfte misali biz de bu sıcaklarda boranıyı baş köşeye koyabiliriz. Üşenmeyin, deneyin. İnanın çok sağlıklı. Dediğim gibi anlayan varsa, yapan kaldıysa. Öyle boranı deyip geçmeyin, Rahmetli Ali Osman Balta’nın özlemiydi o:

“…Tarhana çorbası kayboldu gitti,  /  Su böreği burnuma mis gibi koktu

Otlu ekmeğin zamanı geldi de gitti,  /  Yanında ayran, boranı nerede kaldı?...”

 

Şairin Reçetesidir:

Söz  bizim oraların yeme içme kültüründen  açılınca  Merhum Darendeli Ahmet Ertem’in  samimi dizeleri aklıma geldi. Bir bölümü aynen aktarıyorum:

“…Malatya kayısısı yemişlerin dayısı … /  …Malatya üzümünü ye güldürsün yüzünü  /

 Malatya elması meyvelerin en hası  /  Yiyenler ferahlar kalmaz kuşku tasası  /

 Malatya’nın dudunu  ye artır umudunu /  Bir kilo ete bedel pekmezinin yudumu  /

 Malatya’nın bademi besler yiyen âdemi  /  Kanlı canlı dinç olur neşeli geçer her demi…”  (Ahmet Ertem,  Köye Doğru ( Destanlar ), Ulusal Matbaa, Ankara, 1940.,s.11.)

Dişçi Ahmet Ertem, tabip şairlerimizden Dr. Abdullah Ertem’in babasıdır. 1895 Balaban doğumludur.

 

Sen Bilmez misin Ya Musa!

Hani bilirsiniz. Hz. Musa ve kavmi bir keresinde Allah’ı yemeğe davet etmişler. Hz. Musa (a.s.) de gitmiş Rabbine söylemiş. (Hz. Musa (a.s.)’ın peygamberler içinde lakabı ‘Kelimetullah’tır. İbrahim (a.s.)’ınki ‘Halilullah’, İsa Peygamber’inki ‘Ruhullah’, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizinki ise ‘Habibullah’ olduğu gibi.) Rabbülâlemin de Hz. Musa’nın davetini kabul etmiş. Davet günü ve saati gelmiş çatmış. Herkes pür dikkat bekliyorlar Cenab-ı Hakk’ı. Özene bezene hazırlanmışlar. O arada uzaktan geldiği belli, yaşlı, üstü başı dökük biri çıkagelmiş davet mahalline. “Ya Musa açım. Bir lokma ekmek versene.” demiş. Hz. Musa da; “Şimdi olmaz, işimiz var, misafirimiz gelecek, meşgulüz görmüyor musun? Sen de git şu kırbalara su doldur da getir,  boş durma, çalış.” demiş. Savmış başından ihtiyarı. Gece geçmiş. Beklenen davetli gelmemiş. Ertesi gün çıkmış Rabbin huzuruna Hz. Musa Peygamber: “Ya Rabbi! Söz verdin, gelmedin” deyince; “Ben geldim ya Musa ancak sen yüz vermedin.” “Nasıl olur Ya Rabbi” deyince; “O gelen gariban, aç ihtiyarı sen kovdun adeta. Bilmez misin Allah kulunun gönlündedir Ya Musa!” Allah görünmez, yemez, içmez. O inanan kullarının gönlünde yaşar. Sen bilmez değilsin ki Ya Musa. Biz kıssayı naklettik. Hisseyi herkes kendi üleşsin.

 

Ramazan Ekonomisi mi, Ramazan Ruhu mu?

Davetlerle, toplu topsuz yemekler, çadırlarla uğraşırken Ramazan’ın özünü kaçırıp konserleriyle, gösterileriyle meşgul olurken Ramazan paketi almak, vermek, satmak derdiyle didinirken esası yitirmeyelim de. Ayrıntı içinde boğulurken asıl oruç ruhu ve heyecanı arada , geride kalır oldu. Biz gönülden olanın peşindeyiz. Gönüllü olanın yanındayız. Gönül gözüyle konuşmayı yeğleriz. Gönül zengini olsak daha ne isteriz. Gönlümüzden geçeni bilmeyene biz dost mu diyelim. Yâr odur ki bir gözde bir gönülde yatar. Benim gözlediğim, gönlümden geçen bu. Desinler, görsünler diye Ramazanlarda boy göstermeyi samimi bulmuyorum. Özensinler tamam. İşin özü Ramazan’ın rahmet ve bereketi, samimiyetine, içtenliğine bağlı. Herkes sınanacak, her insan da kendi kendini sınayacak.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ne irfandır veren Ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet Hissi insanlarda ancak Allah korkusundandır.

M.AKİF ERSOY