Hey onbeşli, onbeşli
Tarih: 8.5.2013 00:00:00 / 940okunma / 0yorum
M. Nazmi Değirmenci

Aşağıulupınar beldesi ve Yukarıulupınar Köyü arasında, köprübaşındaki çeşmenin arkasında İbrahim Yüksek’in mütevazı bir evi vardır. Darende dönüşünde evinin önündeki maşara kapısına benzeyen, bahçe kapısını açık görünce durdum, bir dost ziyaretinde bulunmak, hatır sormak, gönül almak, günü kârlı kapatmaktı amacım. Evde kimse yok kapı da kilitliydi, bahçeyi dolaştım kimseler yok, telefonla aradım. “Darende’den geliyorum yoldayım.” dedi bekledim biraz sonra geldi. “Bahçenin kapısını rüzgâr açmış buraya uğramamız için bize de vesile olmuştu. Ayaküzeri hal hatır sonrası Malatya’ya gideceksen götüreyim.” dedim. “Olur, ama önemli bir işim var, arılara bakmam gerekir, arı keki vermeliyim, onlar gıdasız kaldılar, azıcık bekleteceğim.” dedi. İbrahim Ağabey sekseni devirmiş güngörmüş bir büyüğümüz. Sivas’ta, Malatya’da esnaflık yapmış, hayrî hizmetlerde bulunmuş, gönül ehli biri. Geçen yıllarda eşini kaybettiğinden bu günlerde yalnızlığın durgunluğu var üzerinde. Kışın üç ay Malatya’da kalır, haftada birkaç kez görüşürüz.

“Kovanların yanına giderken özel tül başlıklı elbisen yok mu?” dedim, “Yok onlar benim kokumu bilir ve beni sokmazlar.” dedi ve öylede oldu. Kovanları açtı, arılarla arkadaş gibi, kovanlara tatlı karışımlı kekleri yerleştirdi. Alan memnun satan memnun, ne güzel bir dostluk... Sen sevgi verirsen karşılığını arıdan da olsa alırsın. Malatya yolunda ben sordum İbrahim Ağabey anlattı. Söz geldi Gazi olan Rahmetli babasına.

“Babama Haco Hasan derlerdi. 1. Cihan Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde savaşmış gazilerdendi. Savaş yıllarını anlatırken heyecanlanır, bir şeylere hayıflanır ‘ah’ çekerdi. Onun ağzından çok duydum şu cümleyi, ‘Askeri bu soğukta Allahu Ekber Dağları’nda cepheye vurma demişler, ama haber anlatamamışlar Enver Paşa’ya, 900 kişiydik 300 kişi kaldık.’ derdi. Babama savaş anılarını, savaş sonrasındaki esaret günlerini sorarlar o da anlatırdı. Hep kulağım da kalmıştır. “Vurulmuş bir Rus subayının, kalın yün paltosunu alıp giydim o beni kurtardı.” derdi. Askerlerin soğuktan kırıldığını böyle özetlerdi. Hayvan tırnağını kemirerek yemeye çalışan bir askere, “Hayvan tırnağı yenmez öldürür seni.” diyen arkadaşına, “Beni kandırıyorsun ki sen yiyesin.” diyen askeri anlatırken, cephedeki açlığın, sefaletin durumunu anlatıyor, özetliyordu. Babam, Rus askerlerinin kadınların göğüslerini kesip sırtlarına attıklarını duyduğunu söylüyordu. İbrahim Ağabey babasını anlatırken, savaşın acımasız boyutunu gözler önüne seriyordu.

“Babamın esaret günleri toplama merkezinde başlar. Rus askerleri aralıklarla gelir yaralı var mı diye sorarlar. Babamın kolunda bir şarapnel parçası vardır, ama arkadaşı sıkı sıkıya tembih etmiştir, ‘Yaralı olduğunu söyleme.’ diye, babam, bu tembihata uymuş yaralı olduğunu söylememiş, söyleyenler götürülmüş akıbetleri meçhul. Sürgün, esaret hayatı… Sarıkamış’tan trenle Bakü’ye nakledilen esirler, Bakü’den Sibirya’ya gönderilmişler. Orada zor koşullarda esir kaplarında tutulmuşlar. Rusya’da Bolşevik ihtilalı olmuş, esir askerler evlere, çiftliklere işçi olarak dağıtılmış. Babam bir çiftçi aileye verilmiş. Yani hizmetkâr olarak çalıştırılmış. Babam, oradaki halkın, kurallara bağlı, doğru ve dürüst olduklarından sıkça bahseder örnek olsun diye de çokça şunu anlatırdı. ‘Bir gün tarlaya gitmek üzere at arabasını koştum, yolda bir bostan tarlasının önünde durduk. Her taraf karpuzdu, bir karpuz koparıp getirdim bana göre kurdun, kuşun, yolcunun göz hakkıydı. İkamet ettiğim evin çocukları bu durumu yadırgadılar ve bana tepki verdiler, evin kızı elimden karpuzu alarak geri götürdü ve karpuzu aldığım yere bıraktı. Bu davranış bende büyük bir mahcubiyet oluşturdu. Beni hırsız, davranışımı hırsızlık olarak niteliyorlardı. Bundan dolayı bana tepki verdiler, uzun süre bana kara pisik dediler. Rusya’dan bir Alman gemisiyle İstanbul’a döndüm, üç arkadaştık Ulukışla’ya kadar geldik burada eşkıyalar bir arkadaşımızı öldürdüler. Memlekete cepheden dönen üç kişiden biriydim.” Babasını, savaşı böyle anlatılıyordu İbrahim ağabey.

Kolay elde edilenin kıymeti olmuyor. Varsa bir şeyin hikâyesi değeri vardır. Bu hikâye anlatılmalı, öğretilmeli ki kıymeti bilinsin. Şehitler, Gaziler Gününü kutlarız. Zorla törene getirilen öğrenciler, ülkemizin her köşesinde, köyünde, beldesinde bu topraklar için toprağa düşmüş askerler var. Bunlar tanıtılmalı, hikâyeleri anlatılmalı, bilinmeli, bunun çalışması yapılmalı.

Hey on dörtlü, on beşli / Tokat yolları taşlı / On beşliler gidiyor / Kızların gözü yaşlı

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Anadolu Ajansı´na Teşekkürler (01 Haziran 2018 - Cuma)
Bu sevgi nerde? Onu istiyorum (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Turizm de kıymet bilmek, kıymet aramak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Başına saksımı düştü? (04 Şubat 2018 - Pazar)
Mücevherat yığınları (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
Gül diyarında yetişen 200 hafız (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
İrfan halkasına dahil olmak (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SERAMİK ATÖLYESİ (06 Haziran 2017 - Salı)
15 TEMMUZUN İLK FOTOĞRAFLARI (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Panelde sınavı gecenler (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Bitmeyen bir başlangıç olsun (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Hayırda yarışanlar (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Fen Lisesi hayırlı olsun (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Zamanın Yetmediği (08 Eylül 2016 - Perşembe)
Sıratı Müstakim (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Yine Hacılar, Yine HES (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İstanbul´un Fethi ve Somuncu Baba (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Somuncu Baba Aşkın Sırrı Filmi (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Kale kent Balaban (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Muhteşem Süleyman (06 Mart 2016 - Pazar)
Gönül ister ki (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Hadi anlat (04 Aralık 2015 - Cuma)
Yapılmış samimi bir ziyaret (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Talep yine güzel hizmete (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Asırlara hitap eden alim (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Siz ne güzel misafirlersiniz (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Turizm kataloğu (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Bir güven sorunu var (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
İlçelere 5 adet kültür merkezi yapılacak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ahmet Ağabey (03 Mart 2015 - Salı)
Kıymetli bir zamanın, içindeyiz (06 Ocak 2015 - Salı)
Öğretmene benzer biri (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Bir Darende aşığı, Kul Vahap (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Bu son bahar (03 Ekim 2014 - Cuma)
ARADAKİ FARK (09 Eylül 2014 - Salı)
Çocuklar için bayram şekeri (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Ne güzel bir öğretici, ne güzel bir örnek (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Somada kim suçlu? (11 Haziran 2014 - Çarşamba)
Gakkoşların diyarındaydık (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Türkiye birincisi Darendeden (11 Nisan 2014 - Cuma)
Malatya Beydağı Mülteci Kampı (MABEK) (13 Mart 2014 - Perşembe)
Siyaseti böyle mi yorumlasak (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Tohmaya iki köprü (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
872 ilçe arasında 627. sıradayız (08 Kasım 2013 - Cuma)
Herkesin bir hesabı vardı (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Ufuk açmak (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Kelebek mezarı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Tarihe şahitlik etmek (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Bosna-1 / Kokusu, kahvesi, fesi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Anlatılmak (05 Nisan 2013 - Cuma)
Bağışlamanın tadı (13 Mart 2013 - Çarşamba)
2014 UNESCO Hulusi Efendi Yılı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Buda bizim artımız (01 Ocak 2013 - Salı)
Osman Hulusi Efendi’nin ikram sofrası (07 Aralık 2012 - Cuma)
Okumak, değişim ve sınav (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Zengibar’da Türkiye Şampiyonası (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Benim Vizontelem (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Petrol benim yitiğim (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Hem edep hem edebiyat meclisi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Darende için bir ‘tık’ (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Kayıplarda bir tat, Şabük karası (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
Kar tatilimizi istiyoruz (02 Mart 2012 - Cuma)
Kuzeyden Güneye (07 Şubat 2012 - Salı)
Van Gölü canavarı (02 Aralık 2011 - Cuma)
Hepimiz öğretmeniz (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Karettalar ve eğitim (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Suçlular ve ceza çekenler (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Solmayan gülistanın gülleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Miniaturk, Minyatür Türkiye Parkı (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ozan Kanyonu’nda saklı zenginlikler (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Yol hayırlı olsun (25 Mart 2011 - Cuma)
Kıymet bilmek (06 Mart 2011 - Pazar)
Cam kırığı (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Çukurkaya HES ve İmza kampanyası (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Üç çuval elbise (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Muhabbet içinde ıslananlar (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Darende MYO ve Turizm Bölümü (04 Haziran 2010 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
4.7151
EURO
5.4667
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
18 Haziran 2018 Pazartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
28 °C
16 °C
Salı
Parçalı bulutlu
31 °C
13 °C
Çarşamba
Güneşli
31 °C
16 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana