Akıl insanlar denilince
Tarih: 5.4.2013 00:00:00 / 1172okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Âkıl insanlar denilince

Özellikle yanlış yazılıp söylenen “âkil” kelimesinin anlamını bir verelim sonra da tebessüm mü edersiniz düzeltir misiniz orası sizin bileceğiniz bir husus. Âkil: Arapça ekl’den gelir. Uzun elif-kef ve lam harflerinden oluşur. Ekleden, yiyen demektir. (müennesi-dişilik ifade edeni ise âkile’dir.  Kamuoyunun konuştuğu ise âkıl’dır. Ayın-elif-kaf ve lam’dan ibarettir. Akıllı kimse anlamına gelir. (Müennesi ise âkıle’dir. Akıllı kadın demektir.) Bizim akil değil âkıl insana ihtiyacımız var. Öbürü yiyici anlamına gelir ki vallahi barışı da yer onlar barışmak isteyenleri de. Hele de yemeye alışmışlarsa.

İki nasihat arasında

Hayhuyla geçen ömrün nasihatla arası nasıl olabilir ki? Heyheyleri üstünde birine söz kâr eder mi dersiniz? Heyhat ne çare! Deliye söz kâr etmez demezler mi?  Söz dinlemez, öğüt sevmez, nasihat kabul etmezsek demek ki biz zaten olmuşuz. Ne olmuşuz? Deli mi, akıllı mı? Ben deliyim diyene henüz rastlamadım. Değmeyin keyfimize. Söz adama söylenir. Şöyle de denilebilir: Adam olan söz dinler. “Söz”ün söz edildiği cümleler, deyimler, atasözleri, darbımeseller, hazırcevaplar, maniler, ninniler, türküler derlense bir antoloji olur mu? Pekâlâ olur.  Halka ulaşanlarsa halkın hizmetinde, Hakkın yolunda olanlardır. Onlar ki “Halka Hizmet Hakka Hizmettir.”  İnancının heyecanı ve inancıyla dolu doludurlar. Gelelim asırları aşıp gelen hemen herkesin bildiği, benimsediği sevdiği nasihatlara. En bilineni  “ Ey Oğul!”  diye başlayan o ünlü nasihat Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e seslenişidir. Onun şahsında devletin başına geçecek diğer zevata da sesleniştir. Sultanlar da hisselerini almışlardır. Ne zaman ki çizgiden çıkılmıştır, dağılma, gerileme ve yıkılma kaçınılmaz olmuştur.

Şeyh Edebali’yi getirin Âkıl İnsanların başına koyun. –Mesela dedik.- Başta Başbakanımız olmak üzere sorumluluk sahibi herkese seslenir:

 “…Bundan sonra öfke bize, uysallık sana… Güceniklik bize, gönül almak sana… Suçlamak bize, katlanmak sana… Adalet sana, bağışlamak sana, bütünlemek sana, uyarmak sana yakışır… Unutma ki yüksek yer tutanlar aşağıdakiler kadar  emniyette değildir. Ululanma…” diyerek cesaretini, yiğitliğini, haklılığını ortaya koy der Osman Bey’e. O Edebali ki dosttur. Hak dostudur, gün görmüştür. O Osman Bey de öyle beydir ki söz tutmuştur, devlet kurmuştur, iz sürmüştür. Nam salmıştır, düşte gördüğü çınar gerçekte de dünyaya kök salmıştır. Sen de kim oluyorsun dememiştir. Deli dolu Osman, bey olmuştur. Osman Bey olmuştur.  Nasihat yerini bulmuştur. Söylenmiştir, alınmıştır.

İkinci nasihat ise Darendeli Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin İNSANLIĞA NASİHATI’dır. UNESCO’nun duvarına asılacak kadar anlamlı yüzbinlerin bildiği, baş köşelere çerçevelenip asılan bu nasihatı da Âkıl İnsanlarımız bir kez olsun keşke okusalar. Yendik, sindirdik, ezdik, bitirdik, böldük, parçaladık söylemleri arasında sulh mu sağlarsınız, barış mı sunarsınız hep beraber göreceğiz. Dünya izliyor, millet bekliyor. Artık söz bitsin, lafta kalmasın. Gönüller yıkılmasın, milletin gözyaşı dinsin lakin şehitlerin de kemikleri sızlamasın. Vicdanlar kanamasın. Bu yıllar tarihe geçecek ama nasıl?!...

 

İşte O NASİHAT:

Âlemi sen kendinin kölesi, kulu sanma / Sen Hak için âlemin kölesi ol, kulu ol.

  Nefsin hevâsı ile mağrur olup aldanma / Yüzüne bassın kadem; her ayağın yolu ol.

(heva: istek, arzu. Kadem: ayak) Nefsin arzusu ile gururlanma, büyüklenme.

 

Garazsız hem ivazsız hizmet et her canlıya / Kimsesizin, düşkünün ayağı ol, eli ol.

(Garaz: Kötü niyet, kin. İvaz: düşmanlık, bedel, karşılık; ödün.) Kin gütmeden, karşılık beklemeden, art niyet taşımadan hizmet et her canlıya…

 

Allah için herkese hürmet et de sev,  sevil / Her göze diken olma, sümbülü ol, gülü ol.

İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem / Güler yüzlü, tatlı dil, her ağızın balı ol.

Nefsine yan çıkıp da Kâbe’yi yıksan dahi / İncitme, gönül yıkma; ger uslu ger deli ol.

(İster akıllı, ister deli ol ama gönül yıkma. Kâbe taştır yeniden yapılır ama gönül…)

 

Güneş gibi şefkatli, yer gibi tevazulu / Su gibi sahâvetli, merhametle dolu ol.

 (sahâvet: cömertlik, elaçıklığı. Tevâzu: alçakgönüllülük.) Güneş gibi sıcak ve herkesi kucaklayan, ısıtan, aydınlatan; yer gibi herşeyi içine alan, kabul eden, su gibi de bol, eli açık merhametli ol.

 

Kim bu nasihata karşı olabilir ki?... İster deli ister akıllı. İnsan olan herkes önce insandır. 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3272
EURO
6.0935
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Kasım 2018 Salı
Bugün
Bulutlu
13 °C
2 °C
Çarşamba
Fırtına
12 °C
6 °C
Perşembe
Fırtına
11 °C
6 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kendine yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.

Konfüçyus