Bağışlamanın tadı
Tarih: 13.3.2013 00:00:00 / 967okunma / 0yorum
M. Nazmi Değirmenci

Aralık ayının ikinci cumasıydı, Mesai arkadaşım ve misafiri, havanın yumuşaklığını görünce tam tavşan keklik zamanı, bu havada ava gideceksin diye hayıflandılar. Ah çektiler ve av, avcı muhabbeti açıldı. Abartılı anlatımlar, attım, vurdum, tuttum, ettim bir iştahlı laflarki sormayın. Vuramadım, vurmak istemedim, kaçmasına izin verdim, diyen yok. O atıyor, bu atıyor, ne bulurlarsa sıkıyorlar, uzun süre dinledim. Bir ara boşluk bulup lafa girdim ve bir şey öğrenmek istediğimi belirterek sordum. Vururken, öldürürken mutlu oluyor musunuz?  Soru abesti mutlu olmasalar, dağda bayırda soğukta fırtınada ne işleri vardı. Peki, hiç bağışlamayı affetmeyi düşündünüz mü? Avınız önünüzde, tetiğe çekince vuracaksınız, öldüreceksiniz, işte o anda bağışladım diye biliyor musunuz?  Kaya ya,  taşa, çalıya basıp bir bahane onun kaçmasına müsaade edebiliyor musunuz? Annesini babasını yuvasında bekleyen yavruları sevindire biliyor musunuz? Bir de bunu deneyin, affedin, bağışlayın, affetmenin yüceliğine erin, mutluluğunu yaşayın. Allah affedenleri sever, Affetme büyüklüğün şanındandır. Bence bu av sohbetlerinde biraz da bunlar anlatılsın. Mesela diyin ki, tam önümde duruyordu, tetiği çeksem düşecekti. Onun için ya hayata devam veya hayatın sonuydu ve affettim. Ölüm veya yaşam, karar ve güç sizin, siz avcıların. Ama anlatılanlara bakılırsa tercihiniz hep can almaktan taraf gibi. Birde affetmeyi bağışlamayı deneyin dedim. Ama öyle dememişiz.

Hafta başıydı arkadaşım akşam mesai çıkışında Arabasının bagajından çıkardığı küçücük bir poşeti bu senin diye verdi. Evde poşeti açtığımda o kadar üzüldüm ki, dört saçma isabetiyle vurulmuş, tüyleri ayıklanmış, ne olduğu bilinsin diye başı üstünde bırakılmış bir kınalı keklik, inanın yumruk kadar, beşi bir adamı doyurmaz. Anlayamam neden vurulur, övünülerek neden anlatılır, can almanın övünülecek neresi vardır. Karınlar doyar mı? Avcılıkta çokça kullanılan, kabul gören bir dilek vardır. Rastgelesin denir. Benim dileğim, “Hiç rast gelmesin.”

Yaptırımı nedir, uygulanır mı bilemem ama Yenidünya düzeninde karşılıksız güç kullanmak suç tur. Yani siz sapanla kendini savunanlara topla tüfekle gidemezsiniz. Bugün av ve avcı arasındaki güç farkı budur. Kendini devamlı yenileyen, kalibresi yüksek yivli silahlar kullanan avcı ve karşında kendini yenileyemeyen av. Bu nasıl adil bir spor veya yarışma, nasıl bir oyun. Teknolojiyi yanına almış kullanan, oyunun kurallarını belirleyen, oyunculardan biri adalete bir bakın. Bırakında kınalı keklikler hep uçsun. Keklik kömbeleri olmasın

Çocukluğumda heyecanla dinlediğim bir av muhabbeti yapılsa, sonrasında babaannem siz onlara inanmayın avcılıkta yapmayın der, her gittiğinde onlarca keklik getiren mahalledeki iyi atıcı, ünlü avcının son günlerinde yatakta, keklikler gözümü oyuyor diye sayıklayarak öldüğünü anlatırdı. Vurulan hayvanlardan, yuvada bekleyen yavrularından bahsederdi. O kadar etkilenmişim ki, bu gün dahi dinlemek zorunda kaldığım her av konuşmasında eskiye giderim. Gözümün önüne korku sevgi arasında babaannemin anlattığı şekliyle vurulan anne kekliklerin, tavşanların tilkilerin yuvada bekleyen yavruları, dağda bayırda oynaşan yaban hayvanlarının, kana belenmiş avcının sırt kemerinde asılı kanı damlayan cansız bedenleri gelir.

Her çanlının bir yaratılış gayesi vardır. Hiç bir şey boşuna yaratılmamıştır. İnsanoğlu yaratılanların yaratılma gerekçesini öğrenmeli, bilmeli, bulmalıdır. İlim bunun için olmalıdır. Yaratılan bir canlıyı önemsiz görmek onu yok saymak büyük cehalettir. Seyahat halinde sorunsuz çalışan otomobilinizin motorundan adını işlevini bilmediğiniz küçük parçaları bu işe yaramaz, diye atmanız gibi bir şeydir bu. Sonunda motor durur bir daha çalışmaz. O gün gelir aracınız yolda kalır attığınız, kıymetini bilmediğiniz o parçaları yapamazsınız, bulamasınız, gücünüz idrakiniz yetmez onları yapmaya. Onlar atılmış, kaybolmuş, nesli tükenmiştir. Yaratan boşuna yaratmamıştır. Ah bunu bir bilsek, düşünsek, o idrakte olsak, acaba bir can incitir miyiz? Ama, aması var yanlış kullanılan her şey bozulur, yaşadığımız çevre gibi. Kullanım kılavuzu iyi okunmalı, iyi öğrenilmeli, doğru tatbik edilmeli, anahtar sevgidir.  

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Dem bu demdir, dem bu dem (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Bir köprünün hikâyesi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Anadolu Ajansı´na Teşekkürler (01 Haziran 2018 - Cuma)
Bu sevgi nerde? Onu istiyorum (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Turizm de kıymet bilmek, kıymet aramak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Başına saksımı düştü? (04 Şubat 2018 - Pazar)
Mücevherat yığınları (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
Gül diyarında yetişen 200 hafız (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
İrfan halkasına dahil olmak (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SERAMİK ATÖLYESİ (06 Haziran 2017 - Salı)
15 TEMMUZUN İLK FOTOĞRAFLARI (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Panelde sınavı gecenler (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Bitmeyen bir başlangıç olsun (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Hayırda yarışanlar (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Fen Lisesi hayırlı olsun (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Zamanın Yetmediği (08 Eylül 2016 - Perşembe)
Sıratı Müstakim (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Yine Hacılar, Yine HES (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İstanbul´un Fethi ve Somuncu Baba (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Somuncu Baba Aşkın Sırrı Filmi (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Kale kent Balaban (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Muhteşem Süleyman (06 Mart 2016 - Pazar)
Gönül ister ki (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Hadi anlat (04 Aralık 2015 - Cuma)
Yapılmış samimi bir ziyaret (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Talep yine güzel hizmete (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Asırlara hitap eden alim (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Siz ne güzel misafirlersiniz (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Turizm kataloğu (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Bir güven sorunu var (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
İlçelere 5 adet kültür merkezi yapılacak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ahmet Ağabey (03 Mart 2015 - Salı)
Kıymetli bir zamanın, içindeyiz (06 Ocak 2015 - Salı)
Öğretmene benzer biri (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Bir Darende aşığı, Kul Vahap (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Bu son bahar (03 Ekim 2014 - Cuma)
ARADAKİ FARK (09 Eylül 2014 - Salı)
Çocuklar için bayram şekeri (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Ne güzel bir öğretici, ne güzel bir örnek (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Somada kim suçlu? (11 Haziran 2014 - Çarşamba)
Gakkoşların diyarındaydık (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Türkiye birincisi Darendeden (11 Nisan 2014 - Cuma)
Malatya Beydağı Mülteci Kampı (MABEK) (13 Mart 2014 - Perşembe)
Siyaseti böyle mi yorumlasak (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Tohmaya iki köprü (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
872 ilçe arasında 627. sıradayız (08 Kasım 2013 - Cuma)
Herkesin bir hesabı vardı (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Ufuk açmak (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Kelebek mezarı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Tarihe şahitlik etmek (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Bosna-1 / Kokusu, kahvesi, fesi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Hey onbeşli, onbeşli (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Anlatılmak (05 Nisan 2013 - Cuma)
2014 UNESCO Hulusi Efendi Yılı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Buda bizim artımız (01 Ocak 2013 - Salı)
Osman Hulusi Efendi’nin ikram sofrası (07 Aralık 2012 - Cuma)
Okumak, değişim ve sınav (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Zengibar’da Türkiye Şampiyonası (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Benim Vizontelem (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Petrol benim yitiğim (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Hem edep hem edebiyat meclisi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Darende için bir ‘tık’ (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Kayıplarda bir tat, Şabük karası (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
Kar tatilimizi istiyoruz (02 Mart 2012 - Cuma)
Kuzeyden Güneye (07 Şubat 2012 - Salı)
Van Gölü canavarı (02 Aralık 2011 - Cuma)
Hepimiz öğretmeniz (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Karettalar ve eğitim (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Suçlular ve ceza çekenler (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Solmayan gülistanın gülleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Miniaturk, Minyatür Türkiye Parkı (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ozan Kanyonu’nda saklı zenginlikler (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Yol hayırlı olsun (25 Mart 2011 - Cuma)
Kıymet bilmek (06 Mart 2011 - Pazar)
Cam kırığı (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Çukurkaya HES ve İmza kampanyası (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Üç çuval elbise (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Muhabbet içinde ıslananlar (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Darende MYO ve Turizm Bölümü (04 Haziran 2010 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Ekim 2018 Cumartesi
Bugün
Bulutlu
21 °C
9 °C
Pazar
Sağanak
19 °C
10 °C
Pazartesi
Fırtına
20 °C
11 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, salih evlat.

Hz. Muhammed